KONU ÖZET VİDEOSU-1-2-3-4-İZLE












SORULARLA ÖĞRENELİM-1
1. Soru
Biçim bilgisi nedir ve hangi konuları kapsamaktadır.
Cevap
Biçim bilgisi; dilbilgisinin ve dilbilimin, dildeki anlamlı ve işlevli en küçük birimler olan kelimelerin ve eklerin yapı, işlev ve kullanımını inceleyen koludur. Batı dillerindeki karşılığı Almanca Morphologie, Fransızca morphologie ve İngilizce morphology’dir. Bilimsel çalışmalarda, Fransızca söylenişine göre morfoloji biçiminde Türkçede de kullanılan terim; Yunanca morphe “biçim” ve lógos “öğreti, bilgi” kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. İlk olarak Alman şairi J. W. Goethe tarafından “canlı organizmaların biçim ve yapı bilgisi” anlamıyla kullanılmış olan morfoloji, 19. yüzyılda çekim ve yapımı göstermek için dil incelemelerine aktarılmıştır (Bussmann, 2002). Türkçe yayınlarda, biçim bilgisi yerine yapı bilgisi, biçim bilimi, şekil bilgisi, morfoloji gibi terimler de kullanılır.
Biçim bilgisi, şu konular üzerinde yoğunlaşır:
• Söz yapımı kurallarının belirlenmesi ve araştırılması,
• Çekim kurallarının belirlenmesi ve araştırılması,
• Kelime türlerinin belirlenmesi ve bu belirlemede kullanılabilecek biçim bilgisi ölçütleri,
• Kelimelerin birleşebilme ilkeleri,
• Yeni türetilen kelimelerin anlamlarının araştırılması,
• Dilbilgisi kategorileri ve ilişkilerinin incelenmesi,
• Dil karşılaştırmalarında, kökence akraba olmayan diller arasında tipolojik benzerliklerin belirlenmesi için ölçütler elde edilmesi.
2. Soru
Biçim bilgisi ve anlam arasındaki ilişkiyi örneklerle açıklayınız.
Cevap
Biçim bilgisinde ele alınan konular, anlamla da ilgilidir. Sözcük türlerinin belirlenmesinde, biçim bilgisi yanında söz dizimi ve anlam bilimi ölçütleri de kullanılır. Yapım morfolojisi, çoğu zaman sözlüklerde tanımlanması gereken yeni kelimeler türetir. Türetme dışı yollarla ortaya konan yeni kelimelerin tanımlanması veya çekim morfolojisinde eklerin taşıdığı anlamlar, anlam bilimin de ilgi alanına girer:
kitap “yazılı ve basılı kâğıt yaprakları bütünü”
kitapçı “kitap satan veya basan kimse, kitap basılan veya satılan yer”
kitapçılık “kitapçı olma durumu”
Demek ki dilbilgisinin farklı alt alanları, bağımsız olarak incelenmelerine rağmen, birbirlerinden tam olarak ayrılamaz. Hepsi birlikte geleneksel dilbilgisinin temel araştırma alanlarını oluşturur.
3. Soru
Biçimbirim nedir örnekler ile açıklayınız.
Cevap
Yapı ve ses açısından anlamlı veya işlevli daha küçük birimlere ayrılamayan ögelere biçimbirim denmektedir. Biçimbirimler, biçim bilgisinin araştırma konusunu oluşturur. Batı dillerinde yaygın olan ve Türkçe kaynaklarda da görülen morfem de aynı anlamdadır. Bu tanıma göre bir kök veya gövdeden ibaret, tek başına kullanılabilen, anlamlı veya işlevli ögeler biçimbirim olabilecekleri gibi kök ve gövdelere eklenerek onların anlamını, niceliğini, türünü değiştiren veya metindeki diğer kelimelerle ilişkilerini gösteren ekler de birer biçimbirimdir:
Ev-imiz-de-dir.
han-ım-el-i
Gel-iyor mu-sun?
kim, fakat
4. Soru
Biçimbirim kendi içerisinde kaç gruba ayrılır ve bunlar nelerdir açıklayınız.
Cevap
Biçimbirimler, kullanılışlarına göre bağımsız biçimbirimler ve bağımlı biçimbirimler olmak üzere iki gruba ayrılır. Cümlede tek başına kullanılabilen, başka bir ögeye ihtiyaç duymayan biçimbirimlere bağımsız biçimbirimler denir. Çoğu zaman sözlüklerde tanımlanmış kelimeler olduklarından bunlar, sözlüksel biçimbirimler olarak da adlandırılabilir. Ancak başka bir ögeyle, daha doğrusu bağımsız bir biçimbirimle birlikte ortaya çıkabilen biçimbirimler de vardır. Bunlara bağımlı biçimbirimler denmektedir. Bağımsız biçimbirimlerle birlikte kullanıldıkları ve sözlüklerde değil de dilbilgisi kitaplarında yer aldıkları için bunlara dilbilgisel biçimbirimler demek de mümkündür. Bu açıklamalara göre yukarıda verilen örneklerde geçen bağımlı ve bağımsız biçimleri şu şekilde gösterebiliriz:
Bağımsız Biçimbirimler Bağımlı Biçimbirimler
ev -imiz
el -de
gel -dir
kim -ım
fakat -i
-iyor
-mu
-sun
5. Soru
Kök ve Gövdenin açıklamasını kısaca yapınız.
Cevap
Kelime kök ve gövdeleri; anlamları veya söz dizimsel işlevleri olan, tek başlarına kullanılabilen bağımsız biçimbirimlerdir. Bunlar, Türkçede kelimenin anlamını değiştirmeyen çekim eklerini alarak daha büyük dil birliklerinin oluşturulmasına veya yapım ekleriyle yeni anlamlı kelimelerin ortaya çıkmasına yararlar. Yapım eki almamış, anlamlı veya işlevli daha küçük parçalara ayrılamayan kelimelere kök denir. Kökler, Türkçe kökenli olabilir veya başka dillerden kopyalanabilir.
6. Soru
Kökten yeni kelime oluşturma sürecinde izlenmesi gerekenleri kısaca açıklayınız.
Cevap
Köklerden yeni kelimeler oluşturulurken Türkçenin ses özellikleri göz önünde bulundurulur. Buna göre köke gelen ek, ünlü ve ünsüz uyumlarına girer. Ayrıca eklenme sırasında, sonda bulunamayan ünsüz çiftleri veya Türkçede bulunmayan ikiz ünlü ortaya çıkarsa kökle ek arasına yardımcı sesler girer. Bunlar, ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Ancak bugün yardımcı ses olarak adlandıran ve belli durumlarda ortaya çıkan seslerin bir kısmı, Türkçenin eski dönemlerinde söz sonunda bulunurken daha sonra düşmüş olan seslerdir. Ancak bu çalışma çerçevesinde yardımcı ses terimi kullanılacaktır (Johanson, 2011). Türkçede eklenme sırasında kök ve gövdelerde herhangi bir değişiklik olmadığı görüşü yaygındır. Bu, kök ve ek arasında bir kaynaşma olmadığı; eklerin, eklendikleri kök ve gövdelerden kolayca ayrılabildiği anlamında, genellikle, doğrudur.
7. Soru
İsim ve Fiil kökleri nelerdir kısaca açıklayınız.
Cevap
Türkçede kelimeler, isim ve fiil olmak üzere iki gruba ayrılır. Ayrıca zamirler, sayılar, edatlar, bağlaçlar gibi az sayıda kelimeden oluşan kök grupları da vardır; ancak bunlar gerek türetmede gerekse çekimde isim ve fiil köklerine göre birtakım sınırlamalara tabidir. İsim ve fiil kökleri, morfolojik açıdan alabildikleri çekim ekleri yardımıyla birbirlerinden kesin olarak ayrılırlar. Kelime türleri bölümünde de göreceğimiz gibi isimler ve fiiller, farklı çekim eklerini alırlar. Buna göre isimlere çoğul, iyelik, durum ve bildirme ekleri gelir:
ev-ler-im-de, el-ler-i-miz-e, iyi-y-iz
Fiillere ise kılınış- görünüş, zaman-kip ve kişi ekleri gelebilir:
Kov-ala-n-dı-k
Gel-iyor-sunuz.
Ver-iniz.
Boya-sın.
Türetmede de isim ve fiil köklerine gelen ekler farklıdır:
yol-la-, yol-cu; sat-ıl-, sat-ıcı
8. Soru
Enklitikler nedir kısca açıklayınız
Cevap
Eklerden söz ederken ek olmadıkları hâlde ek gibi davranan ögelerden de söz etmek gerekir. Enklitikler; ekleşme özelliği taşıyan son çekim edatları, kuvvetlendirme ve pekiştirme işlevi taşıyan bağlaçlar, birleşik çekimleri oluşturmakta kullanılan imek fiili gibi dil birlikleridir. Bunlar, ek değildir ancak ek gibi davranır; ünlü ve ünsüz uyumu gibi eklere özgü ses oylarına tabidir, ancak eklerden farklı olarak vurgulanmazlar.
mA, dA, idi, ile
Günümüz standart dilinde bunların yazılması ayrı bir sorun oluşturmaktadır. Türkçenin tarihî dönemlerinde, örneğin Eski Anadolu Türkçesinde ve Osmanlıcada enklitikler bitişik de yazılabilmekteydi. Ama günümüzde vurgulanamayan, kelimenin en sonunda bulunan bu biçimler, ayrı yazılabildiği gibi bazıları ekleşerek bitişik de yazılmaktadır. Bitişik yazıldıklarında ünlü uyumlarına girmektedirler.
Güzeldi - Güzel idi.
Yoldaymış - Yolda imiş.
arabayla - araba ile
9. Soru
Kelimenin tanımı ve özellikler hakkında kısaca bilgi veriniz
Cevap
Kelime denince akla ilk olarak bir metinde aralarına boşluk konarak yazılan dil ögelerinden her biri gelir. Ancak kelimenin ne olduğunu akademik olarak tanımlamak, ilk bakışta göründüğünden daha zordur. Kelimeden ne anlaşılması gerektiği, kullanılacak ölçüte göre değişir. Belli ölçütlerle bir tanım vermeye çalışacak olursak kelime; ses açısından, vurgusu ve kelime aralarını gösteren sinyallerle birbirinden ayrılan, yazı dilinde araya konan bir boşlukla sınırları gösterilen ses birlikleridir. Biçim bilgisi açısından kelime; yapım ve çekime taban oluşturan, aldığı eklerle kendi içinde bir birlik meydana getiren unsurlardır. Anlamsal ve sözlüksel açıdan, sözlüklerde kodlanmış bağımsız en küçük anlam taşıyıcısı; söz dizimi açısından ise cümlede yeri kaydırılabilen veya başkalarınca değiştirilebilen parçadır (Bussmann, 2002). Buna göre aşağıdakilerin hepsi kelimedir:
gel-, at, güzel, ile, bu, ve, ah
10. Soru
Türkçedeki yapısal özellik olan ses uyumuna göre kelimedeki hece özellikleri nasıl olmalıdır açıklayınız
Cevap
Türkçenin tipik bir yapısal özelliği olan ses uyumlarına göre kelime bünyesindeki heceler ya art ya da ön ünlülü olabilirler. Ayrıca düz ünlülerden sonra düz, yuvarlak ünlülerden sonra dar yuvarlak veya düz geniş ünlüler gelebilir. Bu yönleriyle ses uyumları, kelime sınırlarını belirlemede kullanılabilecek bir ölçüttür. Elbette Türkçede uyum dışı ekler veya birleşiği oluşturan kelimelerin farklı sıradan olabilmeleri nedeniyle doğal olarak uyum dışı kalan birleşik kelimeler de vardır. Ancak bizim örneğimizde, her sıra değişimi yeni bir kelimeyi gösterir. Yine uzun ünlüden ve ikiz ünlüden kaçınma, ilk hece dışında geniş yuvarlak ünlüler olan /o/ ve /ö/’yü bulundurmama da Türkçenin yapısal özellikleridir. Bazı çekim ekleri de ancak söz sonunda bulunabilir. Bizim örneğimizde -dır, -i ve –dim söz sonunda bulunan eklerdir. Yazı dilinde, cümlede ilk kelimenin ve özel isimlerin büyük harfle yazımı da kelime sınırlarının başlangıcına işaret eder. Metnin okunması durumunda, genellikle son hecede olduğu için, vurgu da kelime sonunu işaretleyen bir öge olarak görülebilir. Bu ölçütleri kullandığımızda cümledeki kelimelerin sınırlarının açık olduğu görülür:
Yıllardır o Aydın Beyi görmedim.
11. Soru
Kelime yapımı nedir ve Türkçede kelime yapımı nasıl yapılmaktadır açıklayınız
Cevap
İnsan hayatındaki sürekli değişikliğe paralel olarak dillerin de yeni durumları ve kavramları göstermek için yeni kelimelere ihtiyacı vardır. Dilin en fazla yenilenen bölümü söz varlığıdır. Konuşurların ihtiyaçlarındaki değişmelere paralel olarak dillerde bir taraftan yeni kavramları karşılamak üzere sürekli yeni sözler ortaya çıkarken diğer taraftan artık konuşurlar için önemini yitirmiş kavramları gösteren kelimeler kullanımdan kalkar. Yeni kavramlar için her dil, kendine özgü söz yapımı araçlarına ve tekniklerine sahiptir. Örneğin son yıllarda, Türkçede birçok kavramı göstermek amacıyla yeni kelimeler ortaya çıkmıştır. İhtiyaçlar, Türkçenin yeni söz türetme yolları kullanılarak karşılanmıştır:
akıllı telefon, tweet atmak, etiketlemek (İnternette fotoğrafa isim eklemek)
Eklemeli bir dil olduğu için, ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak göreceğimiz gibi, Türkçe mevcut kök ve gövdelere, türetme ekleri getirilmek suretiyle yeni kelimeler oluşturulabilmektedir. Türetme sırasında isimlere gelerek isim veya fiil, fiillere gelerek isim veya fiil yapan ekler birbirinden ayrılmaktadır. Ayrıca bazı ekler, sözlüklerde tanımlanan kalıcı isimler yaparken diğerleri sadece isim soylu geçici kelimeler türetebilmektedir.
ver-im, ver-gi, ver-gi-len-dir-mek, ver-iş, ver-i-l-mek, ver-mek, ver-en
Ancak yeni kelime ihtiyacını karşılamanın tek yolu, eklerle yeni kelime türetme değildir. Bunun dışında birleştirme, kelime türünü değiştirme, var olan kelimelere yeni anlamlar yükleme, harf veya hece seçerek kısaltma, kopyalama gibi teknikler kullanılmaktadır. Bu bölümde türetme dışı söz yapımından da kısaca söz edilecektir.
12. Soru
Birleştirme nedir açıklayınız.
Cevap
Türetme dışında en çok kullanılan yeni kelime yapma yollarından biri, birden çok kelimeyi tek bir kavramı ifade etmek için kullanmak yani birleşik kelime oluşturmaktır. Türkçede birleşik kelime oluşturmanın farklı teknikleri vardır. Birleşik kelimeler, üzerinde epeyce durulmuş bir konudur. Ne var ki birleşik kelimelerin birçok prensibi bilinmekle birlikte yan yana duran iki kelimenin ne zaman tek bir kavramı gösteren bir kelime, ne zaman her kelimenin kendi anlamıyla kullanıldığı kelimelerden oluşmuş bir öbek olduğu üzerinde anlaşma sağlandığı söylenemez. Özellikle bir kısmının ayrı, bir kısmının bitişik yazılması ciddi bir tartışma konusudur. Birleşiklerle ilgili yazım kurallarının bir kısmı kendi içinde çeliştiği gibi piyasadaki sözlük ve kılavuzlar arasında da tutarsızlıklar vardır (Tekin, 2013). Tür, sınırlamalar, yapısal özellikler vb. birçok sorun henüz araştırılmayı beklemektedir. Bitişik ve ayrı yazım, çoğu durumda işlevsel açıdan önemsizdir. Bitişik veya ayrı yazılmış olmasına bakılmaksızın yan yana duran iki kelimenin kendi anlamlarıyla mı yoksa tek bir anlamla mı kullanıldığını, bağlamdan hareketle çıkarmak mümkündür. Bitişik veya ayrı yazım, bu yönde belirleyici bir rol oynamaz. Birleşik kelimelerin yazımıyla ilgili tereddütlü durumlarda Türk Dil Kurumunun Yazım Kılavuzu’na bakılmalıdır (Menz, 2006; Menz ve Schöreder, 2007).
13. Soru
Birleşik fiiler kendi içinde kaça ayrılır ve özellikleri nelerdir açıklayınız.
Cevap
Birleşik kelime yapısındaki fiiller, birleşiği oluşturan ilk kelimenin isim veya fiil olmasına göre iki gruba ayrılır.
İsim + Yardımcı fiil
Türkçede fiil yapma yollarından biri, isim + yardımcı fiil ile yapılan birleşik fiillerdir. Bu tür birleşiklerde; ilk öge isim soylu bir kelime, ikincisi ise bir yardımcı fiildir. Bu tür birleşikler, ismin fiil olarak kullanılmasını sağlayan bir fiilin isimden sonra gelmesiyle oluşturulmuştur:
yardım et-, vefat et-, namaz kıl-, dayak ye-, uyku çek
İki Ögesi de Fiil Olan Birleşikler
İki fiilin birleşmesiyle oluşan ve ikinci fiilin birincinin anlamını çeşitli açılardan değiştirdiği birleşik fiiller, Türkçede iyi bilinen bir olgudur. Her iki ögesi de fiil olan birleşik fiillerin bilinen yapısı, fiil+zarffiil eki + yardımcı fiil biçimindedir:
bakadur-, şaşıp kal-, salıver
14. Soru
Dil bilimde kopyalama nedir ve ne şekillerde gerçekleşir açıklayınız.
Cevap
Dillerde yeni kelime ihtiyacını karşılama yollarından biri de başka dillerden kelime almaktır. Kopyalama, başka dillerle olan doğrudan veya dolaylı ilişkiler sonucu ortaya çıkar: hakikat, üniversite, tayfun, internet, selfie Dil ilişkileriyle ilgili çalışmalarında Johanson alıntı, ödünçleme gibi başka çağrışımları da olan terimler yerine dildeki durumu daha iyi yansıtan kopyalama terimini önermiştir (2007). Alıntı ve ödünçleme kelimeleri, sanki bunlar dilde eğreti duruyormuş; kullanıldıktan sonra geri verilecekmiş gibi bir çağrışım yaratmaktadır. Oysa kelimenin alındığı dilde bir şey eksilmemekte, alıcı dile orijinalle her açıdan örtüşen bir söz girmemektedir. Alıcı dil, kaynak dildeki orijinalin bir tür kopyasını alır ve alındığı andan itibaren alıcı dilin kurallarına tabidir, başka dile ait bir öge, olduğu gibi alınır; ancak alıcı dilde belli uyarlamalardan sonra kullanılabilir: Örneğin aşağıdaki kelimelerin İngilizce söylenişleri ile Türkçe söylenişleri farklıdır.
e-mail, star, selfie
Bunun yanında dilin söz varlığında belli bir anlamla zaten mevcut olan bir kelimenin anlamı, dilde anlamca kısmen örtüştüğü yabancı bir kelimenin etkisiyle yabancı dildeki eş değerinin başka anlamlarını da içine alacak biçimde genişletilebilir: e-posta, özçekim, yıldız (asıl anlamı gök cismi, yeni anlamı “meşhur”) Zaman zaman yabancı dillerin etkisiyle, başka bir dildeki kelimeye bilinçli olarak benzetilen yeni kelimeler ortaya çıkabilir:
belleten = Fr. bulletin
imge = Fr. image
okul = Fr. ekol
15. Soru
Dil bilgisinde kısaltmalar nası kullanılır açıklayınız.
Cevap
Var olan kelimeleri çeşitli biçimlerde kısaltma da yeni kelime türetme yollarından biridir. Kelimelerin ilk harflerinin veya belli hecelerinin seçilmesi sonucu yeni kelimeler oluşturulmaktadır:
TBMM , TÜBİTAK, TÖMER, km
Bu tür kısaltmalar, metin içinde kullanılırken diğer kelimelerden farklı davranmaz. O nedenle dilbilgisi açısından bağımsız öge durumundadırlar. Bazı kısaltmaların açılımı dilde hiç kullanılmaz:
RAM < Random Access Memory
POS cihazı <Point of Sale
Lazer < Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation
Faks karşılığı olarak teklif edilen belgeç < belge geçer, e-mail karşılığı teklif edilen elmek < elektronik mektup, araştırma-geliştirme yerine kullanılan Ar-Ge gibi kısaltma örnekleri de vardır. Kelimelerin harf veya heceleriyle yapılan kısaltmalar yanında bir bölümleri alınarak yapılan kısaltmalar kırpma olarak da adlandırılır.
16. Soru
Yeni anlam kazanmanın kelime yapımında kullımı ne şekilde olmaktadır açıklayınız.
Cevap
Yeni kelime ihtiyacını karşılama yollarından biri, var olan bir kelimeye yeni anlamlar yükleme şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu tür yapılarda dilin söz dağarcığında sayıca bir genişleme olmamakta, ancak kelimelerin anlamında bir genişleme görülmektedir. Türkçede yabancı kelimelere karşılık aranırken sıkça başvurulan yollardan biri budur. Kelimelerin kazandıkları yeni anlamlar yabancı dillerin etkisinden kaynaklanmakla birlikte, malzeme Türkçe olduğu için bu tür sözler yadırganmamakta, hatta Türkçenin güçlü yönlerinden biri olarak görülmektedir. Bir kelimenin tamamının değil de aşağıdaki örneklerde olduğu gibi anlamının var olan kelimelere kopyalanması, literatürde anlam kopyalaması olarak
geçer (Johanson, 2007):
yıldız “gök cismi” yeni anlamı: “meşhur”
dörtlü “dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet” < quarte
indirmek < download
sürücü < driver
17. Soru
Türkçe kelimelerde vurgu nasıl yapılır açıklayınız.
Cevap
Bir kelimenin vurgusunu kaydırmak suretiyle de farklı anlamlar karşılanabilir. Türkçe kelimelerde vurgu genelde son hecededir. Kelime ek aldıkça vurgu sona doğru kayar. Ancak vurgunun kelimelerin anlamını ayırdığı örnekler de vardır. Şu örneklerde, vurgunun yeri değişmek suretiyle kelimelerin anlamı ve/veya türü de değişmiştir:
arTIK “fazla”, ARtık “bundan böyle”
yalNIZ “tek başına”, YALnız “ancak”
ayDIN “entelektüel”, AYdın “Aydın ili”
kazMA “kazmaya yarayan alet”, KAZma “kaz- fiilinden emir kipinin 2. tekil kişisi”
18. Soru
Dilsel yaratıcılık nedir ve nasıl kullanılır açıklayınız.
Cevap
Yeni kelime türetme yollarından biri de hiç olmayan sözleri uydurmak, bir yerde dilsel yaratıcılık göstermektedir. Örnek olarak Nurullah Ataç tarafından türetilmiş olan kelimelerin bir kısmı, günümüz Türkçesinde kullanılmaktadır. Aşağıdaki örneklerde dikkat edilirse bugün kullanımda olan bu kelimelerin ortaya çıkışında Ataç; Türkçenin farklı dönemlerinde, ağızlarında veya kardeş dillerinde bulunan kelime köklerini ve Türkçenin türetme imkânlarını kullanmıştır. Ancak bir zamanlar popüler dilciliğin sevdiği bir tartışma konusu olmakla birlikte Türkçenin söz yapım ilkelerine göre türetilmiş görünen bu tür kelimelerin bir kısmı, Türkçenin türetme kurallarına uygun olmadığı gerekçesiyle çok tartışılmış; bunların uydurma olduğu ileri sürülmüştür. Ancak aradan geçen zamanda bu kelimelerin bir kısmı daha önce var olanların yerini almışlardır (Tekin, 2013b): yanıtlamak “cevap vermek”, yöresellik “mahallîlik”, devinme “hareket”, yazın “edebiyat”, sorun “mesele”, doğa “tabiat”.
19. Soru
Türkçe kelimelerde tür değiştirme nasıl olur açıklayınız.
Cevap
Bazı kelimeler, yapısal hiçbir değişiklik olmadan Türkçede farklı kelime türlerine dâhil olabilmektedir. Örnek olarak güzel ve doğru kelimeleri, yapılarında hiçbir değişiklik olmadığı hâlde aşağıdaki örneklerde farklı sözdizimsel işlevlerde kullanılmaktadır (Uzun, 2004):
güzelim (isim), güzel kız (sıfat), Güzel konuşuyor. (zarf)
doğru söz (sıfat), doğruyu söyle (isim), eve doğru (edat), Doğru konuş. (zarf)
20. Soru
Tekrar ve özel adların genelleşmesi kelime yapımda nasıl kullanılmaktadır açıklayınız.
Cevap
Yeni anlamlar ve işlevler bir kelimenin tamamının, bir kısmının, yakın veya zıt anlamlısının tekrarlanmasıyla karşılanabilmektedir:
sürü sürü (insan)
güzel güzel (konuşalım)
kocaman kocaman (evler)
aşağı yukarı, iyi kötü, altüst, ağır aksak, yalan yanlış
Ayrıca sıfatlarda ilk hecenin tekrarıyla yeni anlamlar karşılanabilir:
sapsarı, bembeyaz, dopdolu
Dha seyrek olmak üzere özel adların, marka adlarının yaygınlaşarak genel anlamlı kelimelere dönüşebildiği de görülmektedir:
Behçet hastalığı, selpak, nescafe, bankamatik, kalaşnikof














SORULARLA ÖĞRENELİM-2
1. Soru
Kelime türleri nedir özellikleri ile kısaca açıklayınız.
Cevap
Kelime türleri; söz dizimini, biçim bilgisini, anlam bilimini ve sözlükçülüğü ilgilendiren bir konudur. Kelime türlerinin kaç gruba ayrılacağı, bir kelimenin hangi gruba dâhil olacağı; hangi alanın ölçütlerinin kullanıldığına göre değişir. Kelime türleri hakkındaki Türkçe yayınlarda, dilbilimin bu alanları birbirinden ayrılmaz. Sınıflandırma denemelerinde; kelimenin anlamlı olup olmaması, anlamlı ise nasıl bir anlam taşıdığı ve nasıl bir söz dizimsel işlevi yerine getirdiği önemli bir yer tutar. Biçim bilgisi ölçütleri daha az kullanılsa da kelime türlerinin biçim bilgisi içinde ele alınması yaygındır. Ama kelime türleri konusu, biçim bilgisi içinde ele alınırken diğer alanlara ait ölçütler de kullanılır. Oysa her alanın sunduğu ölçütler ve bu ölçütlere göre kelime türlerinin belirlenmesi de farklılık göstermektedir.
2. Soru
Biçim bilgisi bakımında kelime türleri nasıl ayrılmaktadır açıklayınız.
Cevap
Bu çalışmada, kitabın konusunun biçim bilgisi olması nedeniyle, kelimeler; türetme ve çekim imkânlarıyla cümlede söz dizimsel işlevleri yerine getirirken alabildikleri ekler göz önünde bulundurularak dokuz türe ayrılacaktır:
1. İsimler: ağaç, taş, güzellik, sevgi
2. Sayılar: bir, iki, üç, otuz, yüz
3. Sıfatlar: güzel (kız), hızlı (araba), uslu (çocuk), bir (gün), bu (zamanlar)
4. Zarflar: güzel (konuş-), hızlı (yürü-), çabuk (gel-), niçin (bak-), nasıl (söyle-); pek
(çok), en (iyisi)
5. Zamirler: ben, sen, onlar, bu
6. Fiiller: al-, de-, sor-, koş-, sev7. Bağlaçlar: ama, fakat, ve, ile, hem … hem
8. Edatlar: ile, doğru, rağmen
9. Ünlemler: ah, hay Allah
3. Soru
Yapılarına göre kelimelerin ayrılması nasıl olmaktadır kısaca açıklayınız.
Cevap
Kelimeler, yukarıdaki gruplardan hangisine dâhil olduğundan bağımsız olarak yapılarına göre basit, türemiş ve birleşik olarak üç gruba ayrılırlar. Herhangi bir yapım eki almamış, sadece kökten ibaret olanlar basit kelimelerdir:
anne, baş, yol; ben, siz, o; çok, pek, hoş; al-, gel-, ver-; ve, ama
Anlam değişikliği yaratmayan çekim eklerinden birini almış, kök hâlindeki kelimeler de basittir:
anneye, sana, geldim
Bir köke yapım eki eklenmesiyle ortaya çıkmış olanlar türemiş kelimelerdir:
annelik, başkan, yolcu; bencil, sizlik; çokça, peklik; hoşlan-, aldır-, veril-; gelin, vergi, açık
Kelimeler, en az iki kelimenin birleşmesiyle oluşmuş olabilir. Bu tür kelimelere birleşik kelime denir. Birleşik kelimeler dile ait söz dizimi ve biçim bilgisi kurallarından yararlanılarak oluşturulur. Birleşik kelimeler yeni anlamları ifade etmek için kullanılabilir. Birleşik yapının ortaya çıkışında birleşiği oluşturan ögelerin anlamları önemli bir rol oynasa da bazı örneklerde, birleşiği oluşturan ögelerin anlamlarına bakarak birleşik kelimenin anlamı çıkarılamaz:
genel başkan, yolcu treni; albeni, unutmabeni, çok anlamlı, çoksatar, mutlu olmak, yorgun düşmek, alıver-, gecekondu, çekya
İsimler ve fiillerle karşılaştırılınca bağlaçlar, edatlar, sayılar ve zamirlerin birleşik kelimelerde kullanılmaları alışılmış değildir. Birleşik kelimelerle kapalı gruplara ait yeni kelime oluşturmak da alışılmış değildir. Bu üç grubun yanında Türkçedeki diğer söz yapım yollarıyla ortaya çıkmış, yapım konusunda ele alacağımız kelimeler de vardır. Örneğin kısaltmaları bunlar arasında sayabiliriz. Kısaltmalar, söz dizimi ve biçim bilgisi bakımından diğer kelimelerden farklı davranmazlar.
4. Soru
İsimlerin tanımını kısaca yapınız ve özelliklerini açıklayınız.
Cevap
Somut ve soyut varlıkları göstermek için kullanılan isimler, cümle içerisinde bir isim unsuru olarak işlev görürler. Biçim bilgisi açısından bakınca aldıkları çekim ekleri açısından diğer kelime türlerinden ayrılırlar. İsimler çekim eki olarak sırasıyla çoğul, iyelik ve durum eklerini alır. Soru cümlelerinde soru enklitiği en sona gelir:
Ev-ler-i-miz-den mi?
Çiçek-ler-i-m-den mi?
Yol-lar-ı-n-dan mı?
Ayrıca isimler, isim cümlelerinde yüklem olarak kullanıldıklarında ekfiil alabilir:
Bu, ağaçtır.
Ben öğrenciyim.
Ali, asker(dir).
Film güzeldi.
İsimler, isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olarak da karşımıza çıkar. Bu durumda belirtili tamlamalarda tamlayan ilgi eki, tamlanan ise iyelik eki alır. Belirtisiz tamlamalarda sadece tamlanan ek alır:
İşlevsel açıdan, belirtili isim tamlamalarıyla belirtisiz isim tamlamaları arasındaki en önemli fark şudur: Belirtili tamlamalarda belirli olma, bilinme, tek bir ögeyle ilgili olma söz konusu iken belirtisiz tamlamalar genel anlamlar taşır. Belirtisiz tamlamalar Türkçenin en yaygın birleşik kelime yapma yollarından birini oluşturur:
buzdolabı, keçi yolu, ayva tatlısı
Ayrıca isimler, sıfat tamlamalarının ve ilgi cümlelerinin baş ögesi, başka bir deyişle sıfatların ve sıfat işlevli cümlelerin tamlanan ögesi olarak kullanılır. Bu durumda sıfatlar da isimler de özel bir çekim eki almaz:
kara kitap, güzel çocuk, gelen adam, okuduğum kitap
Bazı dillerde tanımlık veya artikel vardır:
Almanca der Tisch “masa”, das Heft “defter”, Arapça el-kamer “ay”
Türkçe isimlere artikel gelmez. Belirsizlik, bir ile ifade edilir ama bir sıfatının işlevi Batı dillerindeki one, ein belirsizlik takılarının anlamlarıyla birebir örtüşmez (Johanson, 1977).
5. Soru
Anlamlarına göre isimlerin özelliklerini detaylı olarak açıklayınız.
Cevap
İsimlerin sınıflandırılmasında kullanılan anlamsal ayrımlardan biri, gösterilenlerinin somut veya soyut olmasıyla ilgilidir. Somut isimler görülebilir, ölçülebilir bir yapısı olan nesneleri; soyut isimler ise bir şekle büründürülmeleri güç olan kavramları gösterir.
Somut İsimler Soyut İsimler
gözlük güzellik
şişe inanç
el sevgi
Her iki grupta da isimlerin gösterdiği kavramlar ve kelimelerden anlaşılan; kişilerin deneyimlerine, dünya görüşlerine, sosyal çevrelerine, eğitimlerine ve başka nedenlere bağlı olarak değişebilir. Bu, özellikle soyut isimlerde daha belirgindir. İsimler, gösterdikleri nesnenin özel veya genel olmasına göre de özel isim veya tür ismi olarak iki gruba ayrılır.
Dilin söz varlığında özel isimlerin ayrı bir yeri vardır. Pek çok durumda, isimlerle gösterdikleri kavram arasında değişmez bir bağ kurmak mümkün değildir. Güzellik, inanç gibi soyut kavramlar bir yana; bilgisayar, ev, telefon gibi somut varlıkların gösterilenleri bile kişinin deneyimleri, bağlam veya başka nedenlerle değişebilmektedir. Buna karşılık özel isimler doğrudan ismi oldukları varlıkları göstermeleriyle diğer isimlerden ayrılır. Söz gelimi Eskişehir deyince belli bir şehir, Türkçe deyince belli bir dil, Ali deyince belli bir kişi akla gelir. Özel isimler, mevcut varlıkların ismi olabilecekleri gibi tarihte var olmuş, gerçek veya kurgusal varlıkların ismi de olabilir.
Tür isimleri, genel olarak türleri gösterirken özel isimler, örneğin kişi isimleri, gösterende bir değişme olmadığı hâlde her seferinde farklı bir gösterilene işaret eder. Örnek olarak Ahmet, kişi ismi olarak hiçbir biçim değişikliğine uğramadan her seferinde farklı bir kişinin ismi olabilmektedir.
6. Soru
Sayılar ve özelliklerini detaylı olarak açıklayınız.
Cevap
Sayı isimleri bazı çalışmalarda ayrı bir kelime türü olarak değerlendirilir (Lewis, 1986; Johanson,1998). Onum, yüzüm gibi iyelikli yapılar alışılmış olmasa da biçim bilgisi açısından baktığımızda sayı isimleri prensip olarak isim çekim eklerini alır ve isimlere benzer; ancak isim oldukları gibi sayı sıfatı olarak da kullanılırlar. Üleştirme ve sıra sayılarının sıfat olarak kullanılmaları, daha iyi bilinen bir durumdur. Asıl sayılar, günümüz Türkçesinde bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, yirmi, otuz, kırk, elli, altmış, yetmiş, yüz, bin ve daha büyük rakamları göstermek için Batı dillerinden alınmış milyon, milyar, trilyon gibi kelimelerden oluşur. Ondalık sayılardan seksen ve doksan birleşik kelime durumundadır. Diğer sayıların gösterilmesinde bunlardan yararlanılır (Ergin, 2009). Sayılar, bu yönleriyle sayıca çok azdır; kapalı bir grup oluşturmakta ve diğer isimlerden ayrılmaktadır. Biçim bilgisi açısından sayıların ayrı bir kelime türü olarak görülmelerini gerektirecek birtakım özellikleri vardır. Temel sayı isimleri dışındaki sayıların ifadesinde görülen özel durumlar ve sayı isimlerinin türetim ve işlevlerindeki özellikler bu yargıyı destekler durumdadır.
7. Soru
Sayı isimlerinin türleri nelerdir açıklayınız.
Cevap
Bir ondalık sayıdan bir üst ondalık sayıya kadar olan sayıların gösterilmesinde yeni sayı ismi, önceki ondalık sayı ile sonra gelen birlik sayının toplanmasıyla elde edilir. Bir başka ifade ile ondalık sayı ile sonra gelen birlik sayı arasında toplama ilişkisi vardır:
on bir, on iki, on üç, yirmi dört, otuz beş
İlk sayının küçük, ikincisinin büyük olduğu sayı isimleri ise sıfat tamlaması biçiminde kurulur. Bu durumda iki öge arasında çarpım ilişkisi bulunur:
iki bin, üç yüz, beş milyon (Demir ve Yılmaz, 2014).
Ondalık sayılardan seksen ve doksan da bu şekilde ortaya çıkmıştır.
seksen < sekiz on, doksan < dokuz on
Eş zamanlı olarak bakınca, ünlü uyumları sonucu yapıları oldukça belirsizleşmiş olmakla birlikte, Anadolu ağızlarında bile hâlâ bu gelişmenin ipuçlarını veren örneklere rastlamak mümkündür. Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde rastlanan sekizen, dokuzan
biçimleri buna örnek verilebilir.
Sayı isimleri daha karmaşık yapıda da olabilir. On beş bin altı yüz sayı grubu, öncelikle
on beş bin + altı yüz gibi iki ögeden oluşur. İlk ögenin içinde on beş x bin sıfat tamlaması, bu tamlamanın içinde de on + beş sayı grubu bulunur. İkinci öge ise altı x yüz sıfat tamlamasıdır (Demir ve Yılmaz, 2014).
Sıra sayı isimleri, –(X)ncX ekinin sayı isimlerine getirilmesiyle oluşturulur. Ek, sayı
öbeklerinin sonuna gelir:
bir-i-nci, altı-ncı, on-u-ncu, yüz bin-i-nci, bir milyon iki yüz elli yedi-nci
Sıra sayı isimleri, rakam olarak yazılırken rakamdan sonra konan bir nokta veya ekin açıkça yazılıp kesme işaretiyle ayrılması suretiyle gösterilir:
1. veya 1’inci, 3. veya 3’üncü, 10. veya 10’uncu
Üleştirme sayı isimleri; ünsüzle bitenlere –Ar, ünlüyle bitenlere ise –şAr eklerinin getirilmesiyle oluşturulur:
birer, ikişer, üçer, altışar
Aralarında çarpım ilişkisi olan sıfat tamlaması biçimindeki on bin, yüz milyon gibi sayı isimlerinde üleştirme eki; öbeğin iki ögesine de eklenebilir:
onar bin - on biner, yüzer milyon - yüz milyonar, on beşer bin - on beş biner
Üleştirme, ayrıca, sayının tekrarıyla da gösterilebilir:
on bin on bin
Kesir sayı isimleri ise bütünü oluşturan sayı ismine bulunma durumu ekinin eklenmesi ve onu ilgili parçayı gösteren sayı isminin takip etmesiyle gösterilir:
üçte bir, onda iki, yüzde beş
Sayıların yaklaşık olarak ifadesinde sayı tekrarları kullanılır:
bir, iki; üç, beş; beş, on; bin, iki bin
8. Soru
Sıfatlar nedir nasıl kullanılır açıklayınız.
Cevap
Sıfatlar, bir ismin gösterdiği varlığın özünde olan bir niteliği veya özünde olmamakla birlikte onunla ilgili bir özelliği gösteren kelimelerdir. Sıfatların belirlenmesinde söz dizimi, biçim bilgisinden daha belirleyici bir rol oynar; ama sıfatlara özgü biçim bilgisel özellikler de vardır. Söz dizimi açısından sıfatlar, tek başlarına cümle ögesi olamaz; ancak bir ismin tamlayanı olarak kullanılabilir. Bir sıfatla, sıfatın bağlı olduğu isim arasına ya söz dizimi açısından eş değer sıfatlar ya da isimle birlikte tamlanan kısmı oluşturan sıfatlar girebilir:
kara / gözler; iri / kara / gözler; kara kaşlı / kara gözlü / çocuk; kara kaşlı / kara gözlü / bir çocuk
9. Soru
Sıfatlar ile isimler arasındaki farkı açıklayınız.
Cevap
Yukarıdaki güzel örneğinde de görüldüğü gibi sıfatların yapı açısından isimlerden ayrılan yönleri yoktur. Türkçede, isimden bağımsız bir kelime türü olarak sıfatın bulunmadığı şeklinde yaygın bir görüş varsa da bu doğru değildir. Her şeyden önce her isim sıfat olarak kullanılamaz. Özel isimler ve bazı eklerle türemiş olan isimler bunlardandır. –mAk,
–(y)Xş, –GX ekleriyle türemiş isimler sıfat olarak kullanılmazlar.
gelmek, geliş, bilgi
Bazı ekler ise daha çok sıfat olarak kullanılan isimler türetir:
bugün-kü (konuşma), tuz-lu (yemek), iki-şer (gün)
Hem isim hem de sıfat olarak kullanılabilen kelimeler, sıfat olarak kullanıldıkları zaman herhangi bir çekim eki almaz. Bu yönleriyle de isimlerden ayrılır; isimlerin başka kelimelerle ilişkileri, durum ekleri veya son takılarla sağlanır. Sıfatlarda üstünlük, en üstünlük anlamında derecelendirme yapılabilir; isimlerde yapılamaz. Sıfatların pekiştirmesi yapılabilir, isimlerin yapılamaz.
10. Soru
Sıfat türleri nelerdir örnekler ile açıklayınız.
Cevap
Sıfatlar, bağlı bulundukları ismin bir özelliğini gösteren niteleme sıfatları ve isimleri sayı,
soru, gösterme gibi açılardan belirginleştiren belirtme sıfatları olmak üzere iki gruba ayrılır:
Niteleme Belirtme
güzel çocuk iki çocuk
yeşil yaprak o çocuk
kırmızı biber kaç çocuk
İlk örneklere baktığımızda çocuğun “güzel”, yaprağın “yeşil”, biberin “kırmızı” olma özelliğine işaret edildiğini görürüz. Belirtme sıfatlarında ise çocuğun varlığında olan bir özellik gösterilmez. Dilbilgisi çalışmalarında sadece niteleme sıfatlarının asıl sıfat olarak kabul edildiği de görülür (Ergin, 2009). Niteleme sıfatlarıyla belirtme sıfatları arasında söz dizimini ve biçim bilgisini ilgilendiren farklar vardır.
Niteleme sıfatları isimlerin bir özelliğini, bir niteliğini gösterir. Anlamsal açıdan, nitelediği isimle niteleme sıfatı arasında, belirtme sıfatlarıyla isimler arasında olduğundan daha sıkı bir kaynaşma bulunur. Öyle ki standart dilde renk isimleri, hayvan ve bitki isimlerinden önce sıfat olarak kullanıldığında öbeği yeni bir sözlükbirim olarak görüp birleşik yazma eğilimi vardır.
Belirtme sıfatları nesnelerin özünde olmayan bir özelliği bir şekilde belirten sıfatlar; işaret sıfatları, sayı sıfatları, soru sıfatları ve belirsizlik sıfatları olmak üzere dört gruba ayrılır.
11. Soru
Belirtme sıfatları nelerdir ve özellikleri nedir açıklayınız
Cevap
İşaret sıfatları; Günümüz Türkçesinde bu, şu, o ve bazı metin türlerinde işbu; işaret sıfatı olarak kullanılır. Bu sıfatlar tamladıkları isme işaret eder, onun görece uzaklığını gösterir. Buna göre bu, yakında olana; o, uzak olana veya orada olmayana işaret eder. Şu ise bu’ya göre daha uzak, o’ya göre daha yakın ve güncel olan gösterilenlere işaret eder.
Sayı sıfatları, tamladığı ismin sayısını gösteren sıfatlardır. Sayı isimlerinin sayı sıfatı olarak kullanılmasıyla oluşurlar. Biçim bilgisi açısından özel bir duruma sahip değildir.
Soru sıfatları, tamlayanı oldukları ögeleri soru açısından belirten sıfatlardır. Soru sıfatının söz dizimindeki yeri, sorunun konusu olan sıfatın yeridir. Kaç, ne, hangi, nasıl, nice ve neredeki gibi kelimeler soru sıfatıdır.
Tamlanan durumundaki isim ögesini genellikle sayı, miktar gibi yönlerden belirten bir, kimi, bazı, bütün, her, çoğu gibi sıfatlara belirsizlik sıfatları denir.
12. Soru
Zarfların tanımı ve özelliklerini açıklayınız.
Cevap
Zarflar; herhangi bir çekim eki almadan bir fiili zaman, yer, durum, azlık, çokluk, soru gibi çeşitli açılardan niteleyen isim soylu kelimelerdir. Zarflar çekim eki almadan fiile bağlanır.
Dün geldi.
Hızlı koşuyor.
Niye baktın?
Sabahtan beri uğraşıyor.
Dilbilgisi kitaplarında, bir sıfatı ve bir başka zarfı niteleyen kelimeler de zarf olarak kabul edilir:
en güzel, pek çok, çok iyi
Sözlükbirim olarak zarflar, isim ve niteleme sıfatı olarak kullanılan kelimelerden farklı değildir. Ancak zarflar, söz dizimi açısından hem fiilleri hem sıfatları hem de zarfları belirtebildikleri için sıfatlardan ayrılır. Ayrıca biçim bilgisi açısından da isimlerden ve sıfatlardan daha sınırlıdır. Niteleme sıfatları, tamlanan ögeleri düşürüldüğü zaman tamlananın aldığı çekim eklerini alabilir ancak zarflarda bu olamaz:
Sarışın çocuğu tanıyorum.
Sarışını tanıyorum.
13. Soru
Niteleme sıfatları ve zarfların farklı kullanım özelliklerini açıklayınız.
Cevap
Ayrıca niteleme sıfatları, öznenin bir niteliğini bildiren isim cümlelerinde yüklemin parçası olarak kullanılabilir. Buna karşılık bir kelimenin zarf olabilmesi için mutlaka bir fiile, sıfata veya zarfa bağlı olması gerekir. Örnek olarak Araba hızlıdır > hızlı araba biçimine dönüştürüldüğünde öznenin cümle olarak dile getirilen niteliği, sıfat tamlamasında korunur. Ancak Hızlı koşuyor cümlesini benzer biçimde dönüştürmek mümkün değildir. Yukarıda da işaret edildiği gibi bir kelimenin zarf olabilmesi için bir fiili, bir sıfatı veya bir başka zarfı niteliyor olması gerekir.
14. Soru
Zamirler nedir kısaca açıklayınız.
Cevap
Zamirler, kelime türleri içinde sayıca en az ama işlevce en geniş grubu oluşturur. Zamirleri tanımlarken kullanabileceğimiz çeşitli ölçütler vardır. En bilinenleri, söz dizimsel ve anlamsal ölçütlerdir. Zamirleri “isim olmadıkları hâlde isimlerin yerini tutan kelimeler” olarak tanımlamak alışılmıştır. Ancak bu, yeterli bir tanım değildir. Zamirler sadece isimlerin değil isim öbeklerinin, hatta bazı cümlelerin yerine de kullanılır. Şu örneklerde kelimeler, öbekler ve cümleler ile onların yerine kullanılan zamirler; söz dizimi ve gösterilen açısından aynı işlevi yerine getirmektedir:
Ali geldi.
O geldi.
Pınar uyudu.
O uyudu
15. Soru
Zamir türlerini örnekler ile detaylı olarak açıklayınız
Cevap
Zamirlerin kişi, dönüşlülük, soru, gösterme, belirsizlik gibi türleri vardır. Kişi zamirleri; konuşan ben, kendisiyle konuşulan sen ve konuşmaya konu olan o olmak üzere üçe ayrılır. Ayrıca bunların sayıca birden fazla olduğunu göstermeye yarayan biz, siz, onlar şeklinde çoğul biçimleri de vardır. Çoğul 2. kişi; nezaket, mesafe ve resmiyet de ifade edebilir:
Siz nerelisiniz?
Beyefendi, sizinle tanışıyor muyuz?
Dönüşlülük zamiri olarak Türkiye Türkçesinde kendi kullanılır. Kişi zamirlerinden farklı olarak kendi, çekimde iyelik alır:
kendim, kendiniz, kendileri
Ancak kendi zamirine gelen iyelik ekleri sahiplik göstermez, zamirin anlamını pekiştirir, ilgili olduğu kişiyi gösterir. Eksiz biçimi 3. tekil kişi için kullanılır (Erdem, 2004; Demirci, 2010). Dönüşlülük zamiri de üst makam sahibi veya saygı duyulan kişileri gösterirken nezaket için kullanılabilir:
Kendileri buyurdular.
Soru zamiri olarak kim ve ne kullanılır. Kim insanları, ne insan dışındaki varlıkları gösteren isimlerin yerine kullanılır. İşaret zamirleri, işaret sıfatı olarak da kullanılan ögelerdir. Bu, yakında bulunanı; şu, görece daha uzakta olanı ve o ise görece en uzakta olan veya konuşmaya konu olan nesneyi gösterir.
Belirsizlik zamiri olarak kimse kullanılır. Ancak sıfat tamlamalarında olduğu gibi tamlanan olmaz ise bazı, kimi gibi kelimeler de belirsizlik zamiri işleviyle kullanılabilir:
Kimse gelmedi.
Bazıları geldi.
Kimini tanıyorum
16. Soru
Fiiler nedir ve kullanımları nasıldır detaylı olarak açıklayınız.
Cevap
Fiiller anlamca hareket, oluş, kılış vb. gösteren; fiillerden türetilen yeni kelimelere taban oluşturan ve fiillere gelen çekim eklerini alan, söz diziminde bitmiş veya bağımlı cümlelerin yüklemi olarak kullanılan kelimelerdir. İsim soylu kelimelerden; söz dizimsel pozisyonları, alabildikleri yapım ve çekim ekleri, cümledeki rolleri, anlamları gibi yönlerden ayrılır. Fiiller, biçim bilgisel açıdan isim soylu kelimelerden her şeyden önce türetmede alabildikleri eklerle ayrılır. Fiile gelen yapım ekleri ile isimlere gelen yapım ekleri farklıdır.
Fiillere ancak fiil yapım ekleri gelebilir. Fiiller cümle içinde kullanılabilmek için bir çekim ekine veya fiilimsiye ihtiyaç duyar. Aldıkları çekim ekleri isimlere gelen çekim eklerinden farklıdır. Emir kipinin tekil 2. kişisi fiil köküyle aynıdır, ayrı bir eki yoktur:
gel, Gel!
git, Git!
Ayrıca fiiller; fiilin anlamında önemli bir değişiklik yapmayan ama onların kelime türünü değiştiren, yapım eki ile çekim eki arasında bulunan ekler de alabilir. Bu ekleri alan fiiller; isimfiil, sıfatfiil ve zarffiil olarak adlandırılır ve çoğu zaman söz dizimi açısından önemli bir değişiklik olmaksızın sonuna geldikleri fiil ve ona bağlı ögelerin cümle içinde isim, sıfat ve zarf olarak kullanılmalarını sağlar. Kelime türünü değiştiren bu eklerin pozisyonu fiil kök veya gövdesinden sonradır. Yani eklenme yerleri, bitimli fiili oluşturan eklerle aynıdır. Hepsi aynı pozisyonda kullanıldıkları için görünüş/zaman, kip, isimfiil, sıfatfiil veya zarffiil eklerinden birinin olması; diğerlerinin kullanılmasını imkânsız kılar. Aynı pozisyona gelen eklerden bitimli cümle oluşturanlar (aşağıda –(X)yor ile temsil edilen gruptaki ekler), ana cümleyi bitirirken diğerleri bağımlı cümleler kurar.
17. Soru
Dilimizde kullanılan bağlaçlar ne şekilde kullanılır detayları ile açıklayınız.
Cevap
Bağlaçlar, kelime türleri içinde kapalı gruplardan biridir. Tek başlarına kullanıldıklarında bir nesneye, bir varlığa işaret etmez. Sözlüktetanımlanabilecek bir anlama değil dilbilgisel bir anlama sahiptir; anlamları ancak bağlam içinde ortaya çıkar. Bu nedenle bağlaçlar anlamlı değil işlevli kelimelerdir. Ayrıca türetme için uygun değildir, yeni sözlerin türetilmesinde kullanılmaz. Söz dizimi açısından ise kelimeler, kelime grupları, cümlecikler ve cümleler arasında çeşitli ilişkileri gösterir. Türetme için uygun olmamaları ve çekim eki almamaları, söz diziminde kelimeleri, öbekleri ve cümleleri birbirine bağlamaları; bağlaçları diğer kelime türlerinden ayıran en önemli özelliklerdir. Aynı şekilde, birbirine bağladıkları ögelere de bağlaçlardan kaynaklanan bir ek gelmez. Edat olmakla birlikte, söz dizimi bakımından eş değer cümle ögelerini birbirine bağlayan ile bunun istisnasını oluşturur. İle, ilerleyen konularımızda da göreceğimiz gibi zamirlerin ilgi eki almış biçimleriyle birleşir: annem ve babam, Leyla ile Mecnun, ne bugün ne yarın, hem bugün hem yarın Koştum ancak yetişemedim. Biçimsel olarak bağlaçların çoğu tek kelimeden oluşur. Ancak özellikle çeşitli açılardan sıralama ilişkisine işaret eden bağlaçlar, bağladıkları iki veya daha fazla ögenin başına veya sonuna da gelebilir:
Tek kelime olanlar: ve, ile, ilâ, veya …
İki ve daha fazla kelime olanlar: hem … hem…, ne … ne …, … dA … dA, ya… ya …, ya… veya…
18. Soru
Edatlar nedir ve nasıl kullanılır kısaca açıklayınız.
Cevap
Farklı kaynaklarda edatlar, son çekim edatları, son takılar gibi terimlerle de gösterilir. Edatlar türetmeye elverişli değildir. İsim soylu kelimelerin, yalın veya durum eki almış biçimiyle birleşir. Anlamlı kelimeler, tamlamalar ve öbeklerden sonra onların başka kelimelerle söz dizimsel ve anlamsal ilişkilerini göstererek anlamını güçlendirip sınırlayabilir. Batı dillerindeki ön takıların [preposition] Türkçe karşılıkları gibi kullanılır ve yabancı kaynaklarda postposition olarak adlandırılır. Tek başlarına cümle ögesi olamazlar. Biçim bilgisi açısından edatların en önemli özellikleri çekimlenmemeleridir. Sonlarına herhangi bir çekim eki alamazlar. Ancak edatlar, örneğin bağlaçlardan farklı olarak, kendilerinden önceki kelime veya öbeğin belli bir çekim eki almasını gerektirebilirler; başka bir ifade ile ancak isimlerin belli durumlarıyla birleşebilirler:
Yalın Durum gibi, için, içre, ile, kadar, üzere
Yönelme Durumu dair, dek, doğru, göre, karşı, nazaran, rağmen
Ayrılma Durumu başka, beri, yana, dolayı, evvel, itibaren, önce, ötürü, sonra
19. Soru
Dilimzde kullanılan ünlemleri kısaca açıklayınız
Cevap
Çeşitli duyguları, heyecanları ifade eden kelimelerdir. Yansıma seslerden de oluşabilir. Duyguları anlatan asıl ünlemler yanında (ah, vah), seslenme (hey, yahu), sorma (hani, niçin), gösterme (işte, aha), cevap (evet, hayır) işlevli ünlemler de vardır. Ünlem olarak kullanılan kelimeler, çekim eki almaz; ancak isimleşirse çekimde iyelik eklerini alır:
Senin ahın tutar.
20. Soru
Tür değiştirme nedir nasıl olur açıklayınız.
Cevap
Bir kelimenin yapısında değişiklik olmadan farklı kelime türleri grubuna; örnek olarak isim, sıfat, zarf türüne girebileceğine işaret edilmişti. Yukarıda tanımlanan türlere ait kelimeler, söz dizimindeki yerlerinde ve biçim bilgisi özelliklerinde değişiklik olmak suretiyle de tür değiştirebilir. Örnek olarak fiiller ekler yardımıyla, yukarıda da işaret edildiği gibi, fiillere özgü olan durum ekleri almış cümle ögelerini yönetebilme özelliğini kaybetmeden fiilimsilerle isim, sıfat ve zarf olarak kullanılabilir. Fiiller, cümlede doğrudan alıntılanarak isim gibi kullanılabilir.
Buraya gel! > “Gel” ne demek?
Yine normal olarak durum eki almayan ünlemlere durum eki getirilebilir. Bu durumda, artık ünlem değil biçim bilgisi açısından bir isim olarak kullanılır. Kelimeler tür değiştirdiğinde kendi yeni türleri için geçerli olan yapısal kurallara tabidirler.
ah – Ahı tutar.














SORULARLA ÖĞRENELİM-3
1. Soru
Dilimizdeki eklerin kestirilebilir özelliğe sahip olması ne anlama gelmektedir kısaca açıklayınız.
Cevap
Türkçedeki eklerin bir başka önemli ortak özelliği, çoğunun önceden kestirilebilir olmasıdır. Türkçenin yapısal özelliği olan ünlü ve ünsüz uyumları sayesinde bir kelimeye bir ekin farklı altbiçimlerinden hangisinin eklenebileceğini önceden kestirmek mümkündür. Buna göre -lAr biçimindeki çoğul eki, ön damak sesiyle biten kelimelere ünlü uyumları nedeniyle ancak -ler, art damak sesiyle bitenlere ise ancak -lar olarak gelir:
ev-ler, yol-lar
Değişken bir ünsüzle başlayan dar ünlülü öğrenilen geçmiş zaman ekinin sekiz biçimi vardır. Son hecesindeki ünlünün ve son sesteki ünsüzün niteliğine göre bir fiil bunlardan birini alabilir:
kapa-dı, gel-di, ol-du, gör-dü, aç-tı, geç-ti, uç-tu, öt-tü
Ancak aynı işlevi yerine getiren birden çok ekin olması durumunda bunlardan hangisinin ilgili kelimeye ekleneceğini önceden kestirmek güç olabilmektedir. Ettirgenlik ve tek heceli kelimelere gelen geniş zaman ekleri bunun örneklerini oluşturur:
art-tır- ~ art-ır-, al-ır, yap-ar, san-ır, yat-ar
Özellikle tek heceli fiillere eklenen geniş zaman eklerini, çocuklar erken dil edinimleri sırasında sıkça karıştırırlar. Çocuklar konuşmaya başladıkları zamanlarda vur- ve dur- fiillerinin geniş zamanını karıştırabilmektedir:
vur-ur ~ vur-ar, dur-ur ~ dur-ar
2. Soru
Eklerde vurgunun en temel özellikleri nedir başlıklar halinde açıklayınız.
Cevap
- Ekler vurgulanabilen ögelerdir, eklenme sırasında her seferinde sonra gelen ek, vurguyu üzerine çeker; kelimeler ek aldıkça vurgu sona doğru kayar,
- Başlarda bağımsız biçimbirimlerken zamanla bağımlı biçimbirimlere dönüşmüş, başka bir ifade ile bağımsız kelimelerden ekleşmiş olan ögeler ile bugün bitişik ve ayrı yazımları bulunan enklitik unsurlar bunun istinasını oluştururlar,
- Vurgulanmamak, geç ekleşmenin ya da ekleşmenin henüz tamamlanmadığının göstergelerinden sayılır. Örnek olarak güzelim biçiminde yazılan kelime, vurgunun yerine göre farklı anlamlara gelmektedir,
- Fiillerin olumsuz biçimlerini yapan -mA- ekinin de vurgu almaması nedeniyle bağımsız bir kelimeden türemiş olduğu görüşü öne sürülmüştür (Tekin, 2003). Ancak her vurgusuz ek, bağımsız ögelerden türemez veya geç ekleşmeye işaret etmez. Örnek olarak Türkçede zarfların vurgusu ilk hecede olabilmektedir. Bu nedenle Türkçenin tarihî dönemlerinde araç bildiren –n veya zarf yapan –sız+ın ve -CA ekiyle türeyen zarflarda da vurgu sonda değildir,
- Hem isim hem de zarf biçimleri bulunan artık ve yalnız kelimelerinin zarf biçimlerinde de vurgu ilk hecede bulunur.
3. Soru
İşlevleri açısından eklerin birinci bileşeni olan yapım eklerini açıklayınız.
Cevap
Yapım ekleri, var olan kök ve gövdelerden yeni kelimeler türetir. Eklerle yeni kelime yapma, Türkçe söz yapımında en sık başvurulan yollardan biridir. Ekle türetilen yeni kelime ile buna kaynaklık eden kök ve gövde arasında belli bir anlam ilişkisi olur:
göz-lük-çü, ver-im-li
Bu kelimeler incelendiğinde kökün anlamıyla yeni gövdenin anlamı arasında bir ilişki vardır: Görme organı olan göz kelimesinin sonuna gelen -lük eki, gözle ilgili bir aletin adını göstermek için kullanılan bir kelimeyi; bundan -Çü ile türetilen kelime ise bu aletin üretimi, tamiri, alım satımı gibi işlerle uğraşılan bir mesleği göstermektedir. İkinci örnekte ver- fiiline eklenen –(i)m ekiyle vermeyle ilgili yeni bir kelime ortaya çıkmış, buna eklenen -li eki ise “verimi olan” anlamında yeni bir kelime türetmiştir.
Yapım ekleri, isim ve fiillerin kök ve gövdelerine eklenerek yeni isimler ve fiiller türetir. Eklendikleri köke ve türettikleri kelimeye göre yapım ekleri, sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alacağımız dört gruba ayrılır:
Yapım Ekleri
İsim yapımı Fiil yapımı
İsimden isim baş-lık, söz-lü
Fiilden fiil ko-n-dur-, ov-ala
Fiilden isim aç-ık, gör-gü
İsimden fiil kan-a-, yol-la
4. Soru
İşlevsel açıdan eklerin Yan yana gelebilme özelliğini kısaca açıklayınız.
Cevap
Yapım ve çekim ekleri arasındaki bir başka ayrım da kaç ekin yan yana gelebileceği konusundadır. Bir kelimede birden fazla yapım eki bulunabilir, türemiş olan bir kelimeden yeni kelimeler türetilebilir:
göz-lük-çü-lük, Ankara-lı-laş-tır-ama-, al-dır-ıl-ma
Ancak aynı işlevli iki çekim eki yan yana bulunamaz:
*ev-den-de
(onların) *ev-ler-leri
İki tane 3. kişi iyelik eki almış olan birisi (<bir-i-si), hepsi (<hep-i-si), Kıbrıs ağızlarında rastlanan hepsimiz (<hep-i-si-miz) örneklerinde olduğu gibi aynı işlevli birden çok çekim eki; ancak önceki ekin işlev kaybına uğraması durumunda yan yana gelebilir. Buna ek yığılması denir (Korkmaz, 1995).
5. Soru
Ek özelliklerinden art arda gelme nedir kısaca açıklayınız.
Cevap
Kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılan eklerin art arda gelmesi, Türkçede eklerin kelimelere bitişmesinin bir başka özelliğidir. Bu teknik, ifade ile içerik arasında büyük ölçüde bir ek = bir işlev ilişkisi ortaya çıkarmak suretiyle eklerin kolayca ayrılabilmesi anlamında bir şeffaflık yaratır (Johanson, 2007). Ancak bazı eklerin birden fazla işlevi üstlenebildiği unutulmamalıdır. Bir kelimeye birden çok yapım eki ve farklı işlevleri göstermek üzere çekim ekleri gelebilir. Ekler, her seferinde eklendiği kelimede kendilerinden önceki ögenin tamamını ilgilendirir:
ev ‹ ler ‹ imiz ‹ den
al ‹ dır ‹ ıl ‹ dı ‹ lar
6. Soru
Eklerin kullanımının yanında ortaya çıkan yardımcı sesler nedir ve özellikleri nedir kısaca açıklayınız.
Cevap
Yardımcı sesler; eklenme sırasında ikiz ünlü, söz sonunda bulunmayan ünsüz çiftleri gibi Türkçenin yapısına aykırı durumlar ortaya çıkınca kullanılır. Kaynaklardabağlama sesleri, kaynaştırma sesleri gibi terimlerle de anılır. Yardımcı seslerin yardımcı ünlüler ve yardımcı ünsüzler olmak üzere iki türü vardır. Ünsüzle biten bir kelimeye, ünsüzden ibaret veya ünsüzle başlayan bir ekin gelmesi sonucu Türkçede hece sonunda bulunamayan bir ünsüz çiftinin ortaya çıkması durumunda, araya giren ünlüye yardımcı ünlü denir.
(benim) anne-m, (benim) el-i-m
7. Soru
Dilimizdeki eklerin kısmen değişken ekler olması durumu nedir kısaca açıklayınız.
Cevap
Şimdiki zaman eki –(X)yor’da kısmi bir uyum vardır. Ekin başındaki dar ünlü, ünlü uyumlarına bağlı olarak değişirken son hecedeki /o/ ünlüsü tek biçimlidir:
yap-ıyor, gel-iyor, ol-uyor, gül-üyor
Türkçe kökenli kelimelerde ilk hece dışında /o/ ünlüsü bulunmaz. Şimdiki zaman eki –(X)yor, -X yorı-r biçiminde zarffiil eki + yorı- yardımcı fiili + geniş zamanın birleşmesinden türemiştir. Anadolu ağızlarında ve konuşma dilinde çok farklı biçimlerine rastlanan bu ekin standart dilde sadece ilk ünlüsü değişir. Şimdiki zaman eki Türkçenin; eklenmede vurgunun sona kayması, ilk hece dışında /o/ bulunmaması, ünlü uyumları gibi yapısal özelliklerine ters düşmektedir. Ancak tam da bu yapısal özelliklerin zorlamasıyla kısalmaya devam etmektedir. Bugün 2 ve 3. kişilerde, konuşma dilinde yapıyo, yapıyosun gibi biçimler alışılmıştır. 1. kişi eklerinden önce /r/’siz biçimler henüz ağız özelliği olarak kabul
edilmekte ancak standart söyleyişte kabul görmemektedir:
*yapı-yo-m *yapı-yo-z
yap-ıyosun yap-ıyosunuz
yap-ıyo yap-ıyolar
Sınırlı sayıda örnekte kısmi uyum görülen eklerden biri de –Daş ekidir. Ekin ünsüzü uyuma girerken ünlüsü tek biçimli olmaktadır:
yol-daş, meslek-taş, kardeş < karın-daş, yurt-taş.
8. Soru
Çekim eklerini detaylı bir şekilde açıklayınız.
Cevap
Kelimelerin niceliğini, öbek veya cümle içerisinde birbirleriyle olan ilişkilerini gösteren eklere çekim ekleri denir.
ev-e, yap-tı-m, gün-ler-imiz
Çekim ekleri, kelimenin anlamını değiştirmez; ancak yukarıda da işaret edildiği gibi çekim ekleri kalıplaşıp yapım eki olabilir:
gel-ir, gid-er, iç-ecek, söz-de, şimdi-ler-de, bugün-ler-de
Fiil çekim eklerinin fiillerden kalıcı isimler türeten yapım eklerine dönüşmeleri durumunda yeni kelime; yüklem olma yani durum eki almış isimleri yönetme, cümlede kendine boş yer açma gücünü kaybeder.
Örnek olarak iç- ve ye- fiilleri geçişli fiillerdir, her ikisi de özne ve nesne ister. Bu fiillerle eksiksiz cümleler kurabilmek için bu ögelerin ya açıkça verilmesi ya da bağlamdan çıkarılması gerekir.
Ali suyu içecek.
Ayşe elmayı yiyecek.
Kalıcı isim yaptıkları zaman her ikisi de bu özelliklerini kaybeder:
içecek, yiyecek
Her iki örnekte de yeni türemiş isimler, fiil olma özelliklerini tamamen kaybetmiştir; bunun sonucu olarak fiillere özgü olan cümle ögelerini yönetme güçleri kalmamıştır. İsimleşmiş olan kelime, biçimce gelecek zaman ekiyle aynı olmakla birlikte nesne alamaz
duruma gelmiştir. Yine tarihî dönemlerde araç eki olarak kullanılan bir –n eki bulunmaktaydı:
Ok-ı-n urdı “Okla vurdu.”
Bu ek, daha öncede işaret edildiği üzere, günümüzde az sayıda örnekte yapım eki olarak kullanılmakta, araç durumu ise ile ya da ekleşmiş biçimi -(y)lA ile ifade edilmektedir:
yaz-ı-n, güz-ü-n
Yapım eklerinin genelleşerek çekim eki hâline gelmeleri veya yapım eklerinin parçaları olmasına dair örneklere de rastlanmaktadır:
Gel-mekte.
Çalış-makta-y-ım.
9. Soru
Ek envanteri ne demektir kısaca açıklayınız.
Cevap
Eklerin envanteri bellidir, istendiği zaman yeni ekler türetilemez. Ancak dildeki her öge gibi ekler de farklı nedenlerle değişmektedir. Mevcut eklerde zamanla biçim değişiklikleri görülür. Bağımsız ögelerin bağımlı hâle gelmesi, başka dillerin etkisi, örnekseme veya başka nedenlerle yeni ekler gelişebilir. Var olan bir ögenin işlev ve yapıca aşınması, birden çok işlev taşıması, taşıdığı işlevi tam olarak yerine getirememesi, ayrıntı gösterme ihtiyacı gibi nedenler; ek envanterindeki değişmede önemli bir rol oynar.
10. Soru
Eklerin eklenmeye bağlı değişimleri kavramını detaylı olarak açıklayınız.
Cevap
Üzerinde durmamız gereken konulardan biri vurgusuz orta hece düşmesidir. Birincisi açık, ikincisi ünsüzle başlayan kapalı bir heceye sahip iki heceli kelimeler; ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecedeki dar ünlülerini düşürebilirler. Bu durum ğ-r, ğ-n, ğ-z, ğ-s ya da y-n, l-n, r-n, n-z, m-z ve v-ç yapısında olan organ adlarında görülür.
Eklenme sırasında görülen bir başka özellik de ötümlüleşmedir. Ötümlüleşme; kelime sonundaki ötümsüz /k/, /ç/, /p/, /t/ ünsüzlerinin ünlüyle başlayan bir ekten önce sırasıyla ötümlü /ğ/, /c/, /b/, /d/ ünsüzlerine dönüşmesidir.
Eklenme sırasında ortaya çıkan bir başka ses olayı da yardımcı seslerle ilgilidir. Ünlüyle biten bir eke ünlüyle başlayan ek geldiğinde araya bir /y/ sesi girer: kapı-y-a, tepe-y-e Araya giren /y/ sesinin, bazı durumlarda düşmüş eski bir /g/ sesinin eklenme sırasında yeniden ortaya çıkan biçimi olduğu görüşü de vardır.
11. Soru
Esnek eklerin kullanım özelliklerini kısaca açıklayınız.
Cevap
Öbeklerin veya sıralı cümlelerin son ögesine eklenen bazı ekler, sıralı yapının bütününü kapsayabilir. Bu; özellikle çokluk, durum, iyelik ekleri, çekimde iyelik kökenli olmayan kişi ekleri ve bildirme biçimlerinin ekleşmiş varyantları (TT -(y)DI gibi) için geçerlidir
(Johanson, 2007):
sağ ve soldakiler = (sağ ve sol)-da-ki-ler, görmüş ve duymuşlardı = (görmüş ve duymuş) -lar-dı, gelir giderlermiş = (gelir ve gider)ler-miş
12. Soru
Ek işlekliğini en temel biçimde kısaca açıklayınız.
Cevap
Eklerle ilgili bir başka özellik de işlek olup olmamalarıdır. İşleklik, bir ekin farklı kök ve gövdelere gelebilmesini ve kullanım sıklığını anlatır. Eğer bir ek sık kullanılıyor, gerektiğinde yeni kelimeleri türetiyorsa işlek sayılmaktadır. Sık kullanılmıyor, yeni kelime türetmeye yaramıyorsa işlek değildir. Çekim ekleri, aynı türden her kelimeye eklenebildiği için yapıları gereği işlektir. Bu nedenle işleklik daha çok, doğal sınırlılıkları olan yapım ekleriyle ilgili bir durumdur ve görecelidir.
13. Soru
Dilimizde kullanılan eklerin genel özelliklerini kısaca açıklayınız.
Cevap
Türkçe, yeni kelime yapımı ve kelimeler arası dilbilgisel ilişkileri; büyük ölçüde kelime kök ve gövdelerine getirilen ekler aracılığıyla sağlar. Söz yapımında kullanılan pek çok ek yanında zengin fiil ve isim çekimi kategorisiyle Türkçe, ileri derecede bitişken sayılan bir dildir. Bağımlı biçimbirimler olan ekler, bağımsız biçimbirimler olan kelime kök ve gövdelerine gelir. Ekler, bir kök veya gövdeye eklenmeden bağımsız biçimbirimler olarak kullanılamaz ve anlam ifade edemez. Türkçe ekler, belirgin ortak özellikler yanında ek türüne göre değişen özelliklere de sahiptir.
14. Soru
Değişken ekler ve özelliklerini detaylı bir şekilde açıklayınız.
Cevap
Türkçede eklerin çoğu, eklendiği kelimenin son hecesindeki ünlünün ve son sesteki ünsüzün niteliğine göre değişir. Kelimedeki son hece veya son ses, hangi ekin uygun olduğunu belirler:
kapı-da, baş-ta, ev-de, yol-u, rol-ü
Ünlü ve ünsüz uyumları, değişkenliğin en önemli nedenidir. Düz yuvarlak ünlüler olan /o/ ve /ö/ Türkçe kökenli kelimelerde sadece ilk hecede kullanılır, sonraki hecelerde kullanılmaz. Bağımsız bir kelimeden (-A yorı-r) ekleşmiş olan şimdiki zaman eki –(X)yor bir istisnadır. Bu yüzden eklerde, düz ünlülerden sadece düz geniş ünlüler /a/ ve /e/, dar ünlülerin ise hepsi bulunabilir. Patlamalı sesler olup ötümlü ötümsüz biçimleri bulunan g/k, d/t, c/ç gibi varyantları olan seslerle başlayan ekler; ayrıca ünsüz uyumlarına da girer. Ünsüz uyumlarında kural, ünlülerden ve Türkçenin ötümlü ünsüzleri olan /ğ/, /j/, /l/, /m/, /n/, /r/, /v/, /y/ ve /z/’den sonra c, d, g ile başlayan eklerin; ötümsüz /ç/, /k/, /p/, /s/, /ş/, /t/ ünsüzlerden sonraysa ç, t ve k ünsüzleriyle başlayan altbiçimlerin kullanılmasıdır. Türkçe Ses Bilgisi dersinde görüldüğü üzere tek heceli kelimelerdeki az sayıda istisnası dışında ötümlü ünsüzler /b/, /c/, /d/, /g/ ile ötümsüz /f/, /h/ ünsüzleri söz sonunda bulunamaz. Bünyelerindeki ünlü ve ünsüzün durumuna göre değişken olan eklerin iki, dört ve sekiz altbiçimi olabilir. Tek biçimli ekler de vardır.
15. Soru
Çekim ve yapım ekleri arasındaki farklardan zorunluluk nedir açıklayınız.
Cevap
Çekim eklerinin kullanılması çoğu durumda zorunludur, türetme eklerinin kullanılmasında bu zorunluluk yoktur. Örnek olarak ver- fiili ile kurulacak bir cümlenin eksiksiz olabilmesi için- bağlamdan çıkarılamıyorsa- özne, nesne ve dolaylı tümleci gösteren durum eklerini almış birer ismin mutlaka olması gerekir. Bu ögelerden biri eksik olduğu zaman cümle eksik olacaktır. içim bilgisi içinde yer alsa da çekim, aynı zamanda söz dizimiyle de yakından ilgilidir. Kelimelerin belirli şekilleri söz diziminde ortaya çıkan zorunluluk nedeniyle kullanılmaktadır. Örnek olarak Türkçede durum ekleri bu türden eklerdir; özne ancak yalın durumda, nesne ise belirtme durumunda olabilir. Buna karşılık yapım ekleri ile türetilmiş bir kelimenin kullanımı, söz dizimsel bir zorunluluktan kaynaklanmaz. Dergiyi kitaplıkta bulamadı gibi bir cümle, söz dizimsel ilgililik açısından incelenirse dergiyi ve kitaplıkta sözlerinin cümlenin ana unsuruna söz dizimsel bir ilgiden dolayı bağlandığı görülür. Fakat –lXk ekiyle türetilmiş olan kitaplık kelimesinin seçimi, söz dizimsel bir gereklilikten değil konuşanın tercihinden dolayı cümlede yer almaktadır (Erdem, 2011).
16. Soru
İşlevleri açısında eklerin genel özellikleri nedir açıklayınız.
Cevap
Ekler, işlevleri açısından yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki gruba ayrılır. Sonuna geldiği kelimenin anlamını veya türünü değiştiren eklere yapım ekleri adı verilir. Yapım ekleri, her şeyden önce sözlüklerde tanımlanması gereken yeni sözlükbirimler türetir:
ver-gi, göz-lük-çü
Çekim ekleri ise kelimelerin anlamını veya türünü değiştirmez; kelimenin çoğul, iyelik, kişi, sayı, durum, kiplik, zaman gibi kök anlamının değişmediği farklı kullanımlarının ortaya çıkmasını sağlar:
yol-u-muz-dan, anla-dı-lar
17. Soru
Öbek nedir tanımını yapınız.
Cevap
Öbek: Söz diziminde tek kelime gibi işlev gören, yeri kaydırılabilen iki ve daha fazla kelimenin oluşturduğu söz birlikeridir.
18. Soru
Eklemede sınırlılık kavramı nedir detaylı olarak açıklayınız.
Cevap
Yapım eklerinin birçoğu belli kelimelere gelebilirken çekim ekleri aynı türden her kelimeye gelir. Yapım ekleri ile çekim ekleri arasındaki önemli farklardan biri budur. Örnek olarak oldukça yaygın olan –GX ekiyle pek çok yeni kelime türetmek mümkündür.
ver-gi, ol-gu, seç-ki, yaz-gı
Ancak aynı eki her fiile getirmek mümkün değildir:
*ye-gi
*döv-gü
Yapım ekleri arasında çok yaygın olanlar yanında çok az kullanılanlar hatta sadece bir veya birkaç kelimeye gelebilenler de vardır. Örnek olarak –lX eki oldukça yaygındır ve pek çok kelimeye getirilebilir. Buna karşılık –mur ekinin tek örneği bulunmaktadır:
Ankara-lı, bura-lı, yer-li; yağ-mur
Yapım eklerinde, çekim eklerine benzemeleriyle fiilden isim türeten –mAk, -mA, -Xş ve olumsuzluk eki -mA- istisnadır. Diğer eklerden farklı olarak bu dört ek bütün fiillere gelebilir. Bu yönleriyle çekim ekleri gibi davranırlar. İsimden sıfat yapım ekleri -lX ve –sXz, isimden fiil yapım eki lA gibi bazı yapım ekleri de oldukça işlektir. İsimfiil olarak da bilinen -mAk, -mA, -Xş yanında kelimenin türünü değiştiren sıfatfiil ve zarffiil eklerini de buraya dâhil edebiliriz. Amaca uygun olarak bu çalışmada da fiilimsiler ayrı bir ünitede ele alınacaktır. Burada sadece şunu belirtmekte yarar vardır: İsimfiil, sıfatfiil ve zarffiil ekleri; sonuna geldikleri kelimeyi isim, sıfat veya zarf hâline getirir. Sonuna geldikleri fiilin istemini değiştirmez; ancak türünü isim, sıfat ve zarf olarak değiştirirler. Çekim ekleri ise ilgili türden her kelimeye; yani fiil çekim ekleri her tür fiile, isim çekim ekleri de her tür isme gelebilir. Çekim ekleri, ilgili bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
19. Soru
Ek özelliklerine ünlülere ve ünsüzlere göre eklerin yapısını kısaca açıklayınız.
Cevap
Ünlülere göre; Geniş ünlülü, değişken bir ünsüzle başlamayan eklerin önlük artlık uyumuna göre iki altbiçimi vardır. Buna göre –(y)A sembolüyle göstereceğimiz yönelme durumu eki, gerçek kullanımda önceki sesin niteliğine göre –(y)a, -(y)e biçiminde kullanılır.
Dar ünlülü ekler, eklenecekleri kelimenin son hecesindeki ünlünün ve son sesindeki ünsüzün niteliğine göre önlük artlık ve düzlük yuvarlaklık uyumlarına göre dört altbiçime sahiptir. Örnek olarak –(y)X biçiminde göstereceğimiz belirtme eki isimlere -(y)ı, -(y)i, -(y)u, -(y)ü biçiminde gelebilir.
Uyuma giren bir ünsüzle başlayan geniş ünlülü eklerin ikisi ünsüzden, ikisi de ünlüden kaynaklanan dört altbiçimi bulunur. Örnek olarak hem ünlünün hem de ünsüzün değişebildiğinden –DA şeklinde göstereceğimiz bulunma eki; eklendiği kelimelerin son hece ve son seslerinin niteliğine göre –da, -de, -ta, -te biçiminde gelebilir.
Değişken bir ünsüzle başlayan dar ünlülü eklerin ise ünlüden ve ünsüzden kaynaklanan sekiz altbiçimi vardır. Örnek olarak görülen geçmiş zaman eki –DX ekinin; -dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü varyantlarından uygun olanı eklenir. Ünsüz uyumundan etkilenmeyen ünsüzler, eklerin altbiçim sayısını artırmazlar. Bu durumda eklerin olabilecek altbiçim sayısı geniş ünlülü eklerde iki, dar ünlülü eklerde dört olabilir:
20. Soru
Tek biçimli olarak kullanılan ekler nelerdir detaylı bir şekilde açıklayınız.
Cevap
Bazı ekler tek biçimlidir, eklendikleri kelimeye göre değişmezler; başka bir ifade ile ünlü ve ünsüz uyumlarına girmezler. Tek biçimli eklerin bir kısmı yaygın değildir, bir kısmının da tek biçimli olmalarının açıklanabilir nedenleri vardır. Örnek olarak –ki tarihsel dönemlerde veya ağızlarda uyuma girmektedir. Bugün standart dilde uyuma girmemesinin nedeni, Farsça kökenli bağlaç olan ki’yi örneksemesi olmalıdır. Yine -ken eki, bağımsız bir kelimeden türemiştir: -(y)ken ~ iken < eken < ET erken. Bu zarffiil eki pek çok ağızda uyuma girmektedir.












1. Soru
1. Tip geniş zaman kişi ekleri nelerdir?
Cevap
Tekil Çoğul
1. kişi -(X)m -(X)z
2. kişi -sXn -sXnXz
3. kişi Ø -lAr
2. Soru
Çekimlenebilen kelimeler kaç gruba ayrılmaktadır?
Cevap
Çekimlenebilen kelimeler, alabildikleri çekim eklerine göre isim soylu kelimeler ve fiiller olmak üzere iki gruba ayrılır.
3. Soru
İsim soylu kelimelere gelen çekim ekleri hangi sırayla gelmektedir?
Cevap
İsim soylu kelimelere çekim eki olarak sırasıyla çoğul, iyelik ve durum ekleri gelir
4. Soru
Topluluk ismi nedir?
Cevap
Biçim bilgisi açısından tekil oldukları hâlde anlamca bir topluluk, grup gibi kavramları gösteren isimler, topluluk ismidir.
5. Soru
İyelik eklerinin özellikleri nelerdir?
Cevap
İsim çekim eklerinin bir başka grubunu oluşturan; çoğul eklerinden sonra, durum eklerinden önce gelen iyelik ekleri, nesne veya kavramların bir başka nesne ya da kavrama ait olduğunu gösterir.
6. Soru
Durum eklerinin görevi nedir?
Cevap
Durum Ekleri; İsim kök ve gövdelerine gelen durum ekleri, öbek veya cümle içindeki isimleri diğer kelimelere, farklı anlam ilişkilerini ifade edecek biçimde bağlamaya yarar.
7. Soru
Durum ekleri türleri nelerdir?
Cevap
Yalın, ilgi, belirtme, yönelme, bulunma, ayrılma, araç
8. Soru
Zamir çekiminin özellikleri nelerdir?
Cevap
Zamirler, çekim eki alma yönünden isimlere benzerler; ancak çekim ekleriyle kullanılması isimlerle birebir örtüşmez. Bazı zamirler, isimlere gelen her çekim ekini alamaz; bazıları çekim eklerini alırken isimlerde olmayan özellikler gösterir.
9. Soru
İsim cümlesi nedir?
Cevap
Türkçede yüklemi isim soylu bir kelime olan cümlelere isim cümlesi denir.
10. Soru
İsimlerde olumsuzluğu göstermenin yolları nelerdir?
Cevap
İsimlerde; türetmede olumsuzluk veya yokluk bildiren parasız, sessiz örneklerindeki –sXz eki yanında çekimde olumsuzluğu göstermenin farklı yolları vardır. Bildirme çekiminin olumsuzu değil ile yapılır. Değil, yüklemi oluşturan isim unsurundan sonra olumsuzluğu bildiren öge olarak kullanılır. Yüklem olumsuzluk veya yokluk bildiren bir isim ise olumlu anlam taşır.
11. Soru
Çoğul eklerinin özellikleri nelerdir?
Cevap
Çoğul, Türkçede –lAr ekiyle gösterilir. İsim kök ve gövdelerinden hemen sonra gelen çoğul eki, kelimeler arasında ilişki kurmaz. Eklendiği kelimeyi veya öbeği sayı veya miktar bakımından etkiler ve bu yönüyle diğer çekim eklerinden ayrılır. Çoğul ekinin anlamı, sayılabilen ve sayılamayan varlıklara göre değişir. –lAr; sayılabilir varlıkları gösteren isimlere geldiği zaman gösterilenin birden çok olduğunu, sayılamayan varlıkları gösteren isimlerden sonra geldiğinde abartma gösterir
12. Soru
İyelik çekiminde, ünlüyle biten kelimelere iyelik ekleri nasıl eklenir?
Cevap
İyelik çekiminde, ünlüyle biten kelimelere iyelik ekleri doğrudan bağlanabilir; yardımcı sese ihtiyaç yoktur. İki kelime bunun istisnasını oluşturur: Su ve ne. Su sözcüğüne iyelik ekleri -y- yardımcı sesiyle eklenir. Ne zamirinde ise ikili bir durum vardır.
13. Soru
Kişi ekleri nedir?
Cevap
Cümlede yüklemin belirttiği oluş ya da kılışla ilgili kişiyi gösteren biçimbirimlere kişi ekleri denir. Kişi ekleri; öznenin tekil mi çoğul mu olduğunu, yani kişinin sayısını gösterir.
14. Soru
1. Tip Kişi Ekleri nedir?
Cevap
1. tip kişi ekleri; şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman, öğrenilen geçmiş zaman ve gereklilik çekiminde kullanılan zamir kökenli kişi ekleridir.
15. Soru
2. Tip Kişi Ekleri nedir?
Cevap
Görülen geçmiş zaman ve şart kipinin çekiminde iyelik kökenli kişi ekleri kullanılır. Bunlara 2. tip kişi ekleri de denir.
16. Soru
İyelik eki almış kelimeler, isim tamlamalarında nasıl kullanılırlar?
Cevap
İyelik eki almış kelimeler, isim tamlamalarında tamlanan ögeyi işaretler:
evin kapısı, ev kapısı, demiryolu
17. Soru
Yalın Durumun özellikleri nedir?
Cevap
Yalın durumu gösteren herhangi bir ek veya öge yoktur. İsim kök ve gövdelerinin durum
eki almamış veya bazı çalışmalarda dile getirildiği biçimiyle sıfır ek almış biçimi, yalın
durumdur
18. Soru
İsmin belirtme durumunu nedir açıklayınız?
Cevap
Ünlü uyumlarına göre dört farklı varyantı olan belirtme durumu eki -(y)X, cümlede fiilin gösterdiği eylemden doğrudan etkilenen isim ögesi olan nesneyi gösterir. Bu eki almış olan isim ögesi, cümlede belirtili nesne olarak kullanılır. Belirtme durumu; geçişli, nesne isteyen bir fiile bağlı olarak ortaya çıkabilir.
19. Soru
Yönelme Durumu nedir?
Cevap
Yönelme durumu eki -(y)A; fiilin gösterdiği oluşun yönünü, bedelini göstermek için kullanılır.
20. Soru
Ayrılma Durumu ekini alan kelime cümlede hangi öğeyi belirtir?
Cevap
Ayrılma durumu eki –DAn; fiilin gösterdiği oluşun uzaklaştığı, çıktığı, başladığı noktayı, kaynağını göstermek, sebep ve miktar belirtmek gibi işlevlerle kullanılır. Bu eki alan öge cümlede yer tamlayıcısı ya da bazı kaynaklardaki ismiyle dolaylı tümleç olarak kullanılır.







































|
|
 |
|