YTEG-VİZE-2











Avrupa İle Siyasi Ve Kültürel İlişkiler

1. Soru

Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyıldan itibaren savaşlardaki mağlubiyetlerin sonucunda hem siyasi hem de sosyokültürel anlamda hangi ülke ile yakınlaşır?

Cevap

Avrupa’yla, özellikle Fransa’yla yakınlaşır.


2. Soru

Osmanlı Devleti ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilere bakıldığında hangi münasebetin söz konusu olduğu görülür.

Cevap

Osmanlı Devleti ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkilere bakıldığında ekonomik, askerî, diplomatik ve kültürel alanlarda -kısmi de olsa- karşılıklı bir münasebetin söz konusu olduğu görülür.


3. Soru

Osmanlılar daha İstanbul’u fethetmeden önce Avrupa’dan hangi silahları alırlar.

Cevap

Nitekim Osmanlılar daha İstanbul’u fethetmeden önce Avrupa’dan barut, muhasara topu, havan, arkebüz, mayın gibi o devir için önemli sayılabilecek bazı silahları alırlar.


4. Soru

1593-1606 yılları arasında devam eden Avusturya savaşları sırasında hangi parçalar top yapımında kullanılır?

Cevap

1593-1606 yılları arasında devam eden Avusturya savaşları sırasında reform nedeniyle kiliselerden sökülen çan parçaları İngiltere’den getirtilir ve bu parçalar top yapımında kullanılır.


5. Soru

Osmanlı topları kimin tasarımına göre göre yapılır?

Cevap

O dönemdeki Osmanlı topları İtalyan Pietro Sandi’nin tasarımına göre yapılır.


6. Soru

Fetih’ten sonra İstanbul’daki faaliyetlerini devam ettiren elçilerin Osmanlı Devleti’nin fikir, sanat, kültür ve sosyal hayatında bazı ufak tefek değişikliklere vesile olmaları hangi yüzyıla rastlar?

Cevap

18. yüzyıla rastlar.


7. Soru

Fatih Sultan Mehmet, fetihten hemen sonra İtalya’ya kaçan kimleri İstanbul’a davet eder?

Cevap

İtalya’ya kaçan Grek bilimci ve filozofları İstanbul’a davet eder.


8. Soru

Venedik’ten hangi ustalarını getirtir?

Cevap

Venedik’ten kılıç ve bronz ustalarını getirtir.


9. Soru

Yükselme döneminde Osmanlı devlet adamları neyle bilinçli olarak ilgilenmişlerdir?

Cevap

Yükselme döneminde Osmanlı devlet adamları Grek bilim ve felsefesiyle bilinçli olarak ilgilenmişlerdir.


10. Soru

Fatih Sultan Mehmet hangi medreseyi bilim akademisi haline getirmeye çalışıyor?

Cevap

Semâniye Medresesini bilim akademisi haline getirmeye çalışıyor.


11. Soru

Hangi ünlü İtalyan hümanist Fatih Sultan Mehmet’in maiyeti içinde yer alır?

Cevap

Ünlü İtalyan hümanisti Ciriaco Pizzicolli de Fatih Sultan Mehmet’in maiyeti içinde yer alır.


12. Soru

Kim Fatih Sultan Mehmet’in biyografisini yazar?

Cevap

Yunanlı Critoboulos ise onun biyografisini yazar.


13. Soru

Hangi ressam Fatih Sultan Mehmet’in resmiyle birlikte başka resimler de yapar?

Cevap

Ressam Gentile Bellini.  


14. Soru

Fatih Sultan Mehmet hangi kitabı tercüme ettirir?

Cevap

Batlamyus’un coğrafyası.


15. Soru

Fatih Sultan Mehmet’in Avrupa kültürüne karşı kayıtsız kalmadığını gösteren eylemler hangileridir?

Cevap

İstanbul’a eski Yunan ve Roma heykellerini getirtmesi, bunları meydanlara dikmese de çevresinde Yunan ve Roma tarihi hakkında bilgi veren İtalyan ve Rum müşavirlerin bulunması.


16. Soru

İstanbul’un fethedilmesinden sonra Rum durumu ne olur?

Cevap

İstanbul’un fethedilmesi üzerine İstanbul’da pek az Rum kalır. Ancak daha sonraki süreçlerde bunların birçoğu geri döner ve İmparatorluk içinde zengin bir topluluk haline gelmeye başlarlar.


17. Soru

İstanbul’un fethedilmesinden sonra Yahudilerin durumu ne olur?

Cevap

Bizans Devleti’nden beri İstanbul’da yaşamaya devam eden Yahudilerin sayısı da 15. yüzyılın sonlarında iyice artar. Avrupa ülkelerinden kaçan pek çok Yahudi de Osmanlı’nın hoşgörüye dayalı devlet anlayışına sığınır.


18. Soru

II. Bayezit ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde hangi ressamların İstanbul’a getirtilmesi için bazı teşebbüslerde bulunulur.

Cevap

II. Bayezit ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde Michelangelo ve Leonardo da Vinci’nin İstanbul’a getirtilmesi için bazı teşebbüslerde bulunulur.


19. Soru

II. Bayezit’in ünlü ressamları ne için davet eder?

Cevap

Haliç ve Galata üzerine bir köprü yaptırmak.


20. Soru

II. Bayezit döneminde Avrupa ile ilişkilere bakıldığında dış politikada en büyük hareketliliğin hangi büyük kentler yaşandığı görülmektedir.

Cevap

Venedik ile.


21. Soru

Venedik’le yaşanan anlaşmazlıklar sonucu ne olur?

Cevap

Venedik’le yaşanan bazı anlaşmazlıklar neticesinde Sultan Bayezit, Türk limanlarını Venedik ticaretine kapatır.


22. Soru

Herkül, Apollon ve Diana heykelleri nerede dikilir?

Cevap

Herkül, Apollon ve Diana heykelleri At Meydanı’nda İbrahim Paşa’nın sarayının önüne dikilir.


23. Soru

İbrahim Paşa’ya neden Frenk İbrahim Paşa lakabı takılır?

Cevap

: İslam geleneğine aykırı bu heykellerin dikilmesinden dolayı İbrahim Paşa’ya Frenk İbrahim Paşa lakabı verilir ve Paşa halkın çok sert eleştirilerine maruz kalır.


24. Soru

III. Murat’ın çocuklarının sünnet düğününde ne sergilenmiştir?

Cevap

Dokuz yüz Hristiyan köle tarafından “ballet pantomime” sergilenmiştir.


25. Soru

Gemi inşaatında kimler örnek alınır?

Cevap

Gemi inşasında Venedik örnek alınır.


26. Soru

Osmanlılara kaçıncı yüzyılda Avrupa haritası eline geçer?

Cevap

16. Yüzyılda


27. Soru

Mercator’un Atlas Minor adlı eseri kim çevirir?

Cevap

Kâtip Çelebi


28. Soru

Osmanlı Devleti’nin yeni Avrupa karşısında gerileyişi kaçıncı yüzyıl başlar?

Cevap

16. yüzyıl sonlarında başlar.


29. Soru

Karlofça Antlaşmasıyla Osmanlı ne durumdadır?

Cevap

Karlofça Antlaşması, Osmanlı yayılmasının ve hâkimiyetinin durduğunu ve Osmanlı gücünün artık Avrupalı devletler nezdinde silindiğini belgelemesinden dolayı diplomatik bir önem de taşır.


30. Soru

Osmanlının Avrupa’yı yakından incelemek, oradaki bilimsel gelişmeleri ve özellikle sosyo-kültürel hayatı takip etmek arzusu ne zaman olmuştur?

Cevap

Lale Devri olarak bilinen 1718-1730 yılları arasında.


31. Soru

Osmanlı İmparatorluğu ilmî ve sanatsal faaliyetlere ağırlık verilmesi ve fikir hayatının yükselmesi, gelişmesi için sarf edilen gayret kimin döneminde olmuştur?

Cevap

III. Ahmet’in veziri Nevşehirli İbrahim Paşa’dır.


32. Soru

Osmanlı sınırları içinde bir Türk yazar tarafından Avrupa ile ilgili kaleme alınan ilk önemli belge kimin tarafından yazılmıştır?

Cevap

Evliya Çelebi tarafından yazılmıştır.


33. Soru

Patrona Halil İsyanı kimin zamanında olmuştur?

Cevap

III. Ahmet’in padişahlık, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın zamanında.


34. Soru

Fransa ile bir uzlaşma imkânı aramak ve Fransız medeniyetini tanıyarak söz konusu medeniyetin Osmanlı topraklarına getirilebilecek yönleri ile ilgili bilgi edinmek amacıyla kim gönderilmiştir?

Cevap

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’yi gönderilmiştir


35. Soru

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Avrupa ile ilgili gözlemler ve izlenimlerini hangi eserinde anlatmıştır?

Cevap

Sefaretname adlı eserinde anlatmıştır.


36. Soru

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Sefaretname eserinde neler anlatmıştır?

Cevap

Çelebi Mehmet, yeni teknikler, bilim kurumları, rasathaneler, laboratuvarlar, limanlar, karantina yöntemiyle birlikte; hayvanat bahçeleri, parklar, tiyatrolar, operalar gibi eğlence yerlerine ilişkin izlenimlerini olumlu bir yaklaşımla dile getirir.


37. Soru

Paris’te basımevlerini gezerek matbaacılık kültürüyle ilgili ayrıntılı bilgiler kim toplamıştır?

Cevap

Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in yanında Paris’e götürdüğü oğlu Sait Efendi.


38. Soru

Sait Efendi İstanbul’a döndükten sonra kim ile ortak ilk matbaayı kurmak için teşebbüslerde bulunur?

Cevap

İbrahim Müteferrika ile.


39. Soru

İbrahim Müteferrika, matbaanın önemini ve gerekliliğini hangi eserinde anlatmıştır?

Cevap

Vesilet’üt-tıbâa adlı eserinde.


40. Soru

İstanbul’a 1699 yılında gelen ve uzun yıllar burada kalan ve saraydaki kabul törenlerinde bulunan ressam grubunun en ünlülerinden olan ressam kimdir?

Cevap

Jean-Baptise Van Mour


41. Soru

Turquerie dalgası ne zaman ve kim tarafından başlatılmıştır?

Cevap

1721’de Paris’te Türk elçiliği tarafından.


42. Soru

Avrupa’dan İstanbul’a birçok mimar getirtilir, bu mimarların yaptıkları binalarda hangi tarzı uygularlar.  

Cevap

Versailles (Versay) tarzı uygularlar.


43. Soru

Avrupalılaşma hareketinin beyannamesi niteliğinde olan eser nedir?

Cevap

Usûl’ül– hikem fî nizâmü’l–ümem adlı eser.


44. Soru

XV. Louis ile anlaşamadığı için Avusturya’ya sığınan, sonraki süreçte İstanbul’a gelen ve Müslüman olduktan sonra (Humbaracı) Ahmet adını alan ve topçu sınıfının ıslahı için bazı çalışmalar yapan kimdir?

Cevap

Comte de Bonneval


45. Soru

III. Mustafa’nın tahta çıkışını haber vermek için, 1758’de kim Viyana’ya gönderilir?

Cevap

Ahmet Resmi Efendi


46. Soru

Kim Berlin’de “komedya denilen hayalhâneler” ile tanışır?

Cevap

Ahmet Resmi Efendi


47. Soru

Mustafa’nın son zamanları ile I. Abdülhamit’in padişahlığının ilk yıllarında kim Mühendishane’de ders vermiştir?

Cevap

Macar asıllı Baron de Tott


48. Soru

Kim tarafından 1792’de belli başlı Avrupa şehirlerinde daimi Osmanlı elçilikleri açılma kararı alınır?

Cevap

III. Selim tarafından.


49. Soru

İlk elçilik nerede ve ne zaman kurulur?

Cevap

Bu elçiliklerin ilki 1793’te Londra’da kurulur.


50. Soru

Fransız Cumhuriyeti’ndeki ilk Osmanlı elçisi kimdir?

Cevap

Moralı Seyyid Ali Efendi


51. Soru

Ebubekir Ratip Efendi’nin Avusturya’nın askerî ve sivil idaresi hakkında verdiği bilgiler özellikle nelerdir?

Cevap

• eğitimli ve disiplinli ordu

• düzenli bir maliye

• namuslu, dürüst ve eğitimli memurlar

• ekonomik güvenlik ve müreffeh bir hayat.


52. Soru

1793 yılında Osmanlı hükûmeti Paris’e bir liste gönderir ve uzmanlaşmış subay ve teknisyen kadrosu talebinde bulunur. Hangi büyükelçi ile birlikte kalabalık bir askeri uzman grubu elir?

Cevap

General Aubert Dubayet


53. Soru

Fransız İhtilali’nden beş yıl sonra 1794’te İstanbul’daki Fransa büyükelçiliğinde “Cumhuriyetin çıkarlarına en uygun biçimde hizmet etmek, konvansiyon bültenini ve yasalarını tanıtmak” için ne yapılmıştır?

Cevap

Fransızca basım yapacak bir matbaa kurulmuştur.


54. Soru

1793’te İstanbul’a gelen ilk elçi Descorches’a hangi iki önemli görev verilir?

Cevap

• Fransa’daki devrim hükûmetini Osmanlı Devleti’ne resmen tanıtmak

• Osmanlıları dost olarak Fransa’nın yanında Rusya’ya karşı savaşa sokmak.


55. Soru

Fransız elçilerin Fransızca gazeteler çıkarmalarının sebebi nedir?

Cevap

1789 devriminin cumhuriyetçi fikirlerini Doğu’da ve özellikle başka ülkelerdeki kendi vatandaşları arasında yaymaktır.


56. Soru

III. Selim döneminde temsil vermek için İstanbul’a gelen İtalyan sanatçı Torrini’yi kimler izlemiştir?

Cevap

Sadrazam, daha sonra Padişah ve haremdeki kadınlar izlemiştir.


57. Soru

Navarin Olayı nedir?

Cevap

1827 yılında Fransa, İngiltere ve Rusya’ya ait filolar, Navarin’de Osmanlı donanmasını yakarlar. Öyle ki Türk kuvvetlerinin yenilgisi olarak değerlendirilen bu olay Avrupa’da sevinç gösterileriyle karşılanır.


58. Soru

Savaş sanatını öğrenmeleri için Avrupa’ya öğrenci gönderen kimdir?

Cevap

II. Mahmut


59. Soru

II. Mahmut bu tutumuyla Avrupa’nın model olarak alındığını açıkça ifade etmiştir?

Cevap

II. Mahmut, Tıbbiye’nin açılış töreninde tıp eğitiminin Fransızca yapılacağını gerekçeleriyle dile getirir.


60. Soru

II. Mahmut döneminde neden karantina uygulamasına geçilir?

Cevap

Karantina uygulamasına yol açan sebep, 1831- 1833 yılları arasında Hindistan’dan Yakın Doğu yoluyla Avrupa’ya yayılan kolera salgınıdır.


61. Soru

Doktor De Kay, Kanada’da Québec şehrinde ne anlatır?

Cevap

Doktor De Kay, Kanada’da Québec şehrinde yapılan uluslararası hekimler toplantısında koleraya yakalananların kurtulabileceğini İstanbul’daki gözlemleri çerçevesinde anlatır.


62. Soru

Hangi dönemde ülkeye gelecekler için pasaport uygulamasına geçilmiştir?

Cevap

II. Mahmut döneminde


63. Soru

Mustafa Reşit Paşa, Avrupa’da siyaset adamlarının kamuoyunun etkisinde bulunduklarını ve kamuoyu kazanılmadıkça Türkler hakkındaki yanlış kanaatlerin değişmeyeceğini fark eder. Bu nedenle II. Mahmut’un dikkatini özellikle hangi noktalara çekmeye çalışır?

Cevap

• Osmanlı Devleti gibi büyük bir devletin yalnız Paris’te kalıcı elçi bulundurması, Batı kamuoyunu tanımak ve kontrol etmek için yeterli değildir. Viyana, Berlin ve Sen Petersburg gibi diğer büyük başkentlerde de elçiliklerin kurulması gerekmektedir.

• Türk elçileri bulundukları ülkelerin kamuoyunu kazanmak için basından faydalanma yollarını öğrenmelidirler.

• Takvim-i Vekayi gazetesinin Fransızca baskısı da yayımlanmalıdır. Gazetenin Fransızcası Avrupa’daki ilgili yerlere gönderilmeli ve İmparatorlukta yapılmakta olan ıslahatlar, yenileşme faaliyetleri Avrupa’ya duyurulmalıdır


64. Soru

1838’de elçilik heyetiyle birlikte Paris’e giderken Roma, Floransa, Viyana, Prag, Berlin, Frankfurt, Brüksel, Anvers ve Londra’yı gören/gözlemleyen Mustafa Sami Efendi, gözlemlerini hangi eserde anlatmıştır?

Cevap

Avrupa Risalesi adlı eserinde


65. Soru

Mustafa Sami Efendi’ye göre, Avrupa uygarlığının üstünlüğünün başlıca nedenleri nelerdir?

Cevap

• müspet bilimlerin ilerlemesidir

• din özgürlüğü

• eski ile yeni arasında devamlılık olması


66. Soru

Sadık Rıfat Paşa, Avrupa’da neleri gördüklerini sıralar?

Cevap

Din özgürlüğünü, idari yapıdaki düzeni, memurların dürüstlüğünü ve çalışkanlığını; eğitimin ve okuryazarlığın yaygınlığını, kitap ve matbaanın eğitime katkılarını, gazetelerin yaygınlığını, yatırımların devlet tarafından teşvikini, bankaları, posta hizmetlerini, demiryollarını, otel ve lokantaların temizliğini, eğlence ve müziğin önemini, yoksullar ve hastalara hizmet veren kurumları sıralar.


67. Soru

1831 yılında ilk kez yayın hayatına hangi gazete atılmıştır?

Cevap

Osmanlı resmî gazetesi Takvim-i Vekayi’dir.


68. Soru

Avrupai bir eğitim sistemiyle desteklenmesi gerektiği düşüncesinde olan kimdir?

Cevap

II. Mahmut’un oğlu Sultan Abdülmecit


69. Soru

Mustafa Reşit Paşa, Avrupai bir esasla hazırladığı fermanın adını nedir?

Cevap

Tanzimat-ı Hayriye


70. Soru

Vaat edilen reformların gerçekleştirilmediği gerekçesiyle verilen notanın etkisi görüldüğü ferman nedir?

Cevap

1856 Islahat Fermanı’nda


71. Soru

Hangi ünlü Avrupalı piyanist 1847 yılında konser vermek için İstanbul’a gelir

Cevap

Avrupalı piyanist Liszt’in


72. Soru

Sultan Abdülmecit kendisine Fransız imparatoru III. Napolyon’un verdiği hangi nişanını kabul eder?

Cevap

“d’honneur” nişanını kabul eder.


73. Soru

Amirutzes kimdir?

Cevap

Amirutzes: Bizanslı bilim adamı. Felsefe ve coğrafya konularında sarayda danışmanlık yapmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Amuritzes’e dünya haritası yaptırır.


74. Soru

Michelangelo kimdir?

Cevap

Michelangelo: (1475- 1564)
Rönesans dönemi İtalyan ressamı,
heykeltıraş, mimar ve şai


75. Soru

Leonardo da Vinci kimdir?

Cevap

Leonardo da Vinci: (1452- 1519) Rönesans dönemi İtalyan ressamı.Aynı zamanda müzisyen, mimar,
mühendis, matematikçi, yazarve heykeltıraş olan Leonardo da Vinci’nin en tanınmış yapıtları Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği’dir


76. Soru

Nâme-i Hümayun nedir?

Cevap

Nâme-i Hümayun: Osmanlı padişahları tarafından Müslüman ve Hristiyan hükümdarlarla,
Osmanlı Devleti’ne bağlı olan hanlıklara, emirliklere ve voyvodalara gönderilen mektuplara denir.


77. Soru

Tipografi nedir?

Cevap

Tipografi: Kabartma biçimlerle ilgili basım yöntemi. Yazıyı belli bir biçime sokma tekniği.


78. Soru

Avrupa’daki teknik ve bilimsel gelişmelerin tüm dünyaya yayılması Osmanlı Devleti’ni nasıl etkilemiştir?

Cevap

Avrupa’daki teknik ve bilimsel gelişmelerin tüm dünyaya yayılması, toprak kaybetmeye başlayan ve eski gücünü yitirme tehdidiyle karşı karşıya kalan Osmanlı Devleti’ni de derinden etkiler. Coğrafi keşifler, Avrupa’daki bilimsel, teknik, endüstriyel gelişmeler ve sanayi devrimi, Avrupa’ya ilerleyişi duran ve içteki karışıklıklarla mücadele eden Osmanlıları çözüm arayışlarına iter. 17. yüzyıl ortalarında eski gücünü yitirmeye başlayan Osmanlı Devleti, ekonomik olarak zayıflamaya ve ticari anlamda da güç kaybetmeye başlar. Avrupa’daki gelişmelerin Osmanlı Devleti’ne olumsuz etkisi başlangıçta daha çok ekonomik
alandadır. 18. yüzyılda Avrupalıların ucuz fiyata aldıkları Osmanlı hammaddelerini işlenmiş olarak Osmanlılara yeniden satmaları, fabrika ürünleriyle el yapımı ürünlerin rekabet edemeyecek hale gelmesi ve Avrupalı tüccarların sadece İstanbul’da değil Anadolu’nun çeşitli illerinde de ticaret yapmaya başlamaları Osmanlı ticari sisteminin güç kaybetmesine ve Avrupa lehine dönmesine yol açar (Budak, 2008, s. 31-32).Yenilgilerin ve Avrupa’ya karşı tutum değiştirilmesi gerektiğinin resmî belgeleri niteliğinde olan Karlofça (1699) ve Pasarofça (1718) antlaşmalarının sonucu olarak toprak
kaybedilmesi, Osmanlıların yüzünü Avrupa’ya çevirmesinde oldukça etkilidir. Karlofça Antlaşması’yla on altı yıl süren savaşların sona ermesine rağmen Osmanlı Devleti bu savaştan hem maddi hem de manevi zararlarla çıkar. Elden çıkan toprakların yanı sıra ülkeidari, mali, askerî ve sosyal bakımdan güç yitimine uğradığı gibi düzende ve güvenliktede bozulmalar ve bazı zafiyetler görülür. Karlofça Antlaşması, Osmanlı yayılmasının ve hâkimiyetinin durduğunu ve Osmanlı gücünün artık Avrupalı devletler nezdinde silindiğini belgelemesinden dolayı diplomatik bir önem de taşır. Zira artık büyük Avrupa devletleri, bu antlaşmadan sonra ortak çıkarları için Osmanlı’nın içişlerine karışma hakkına sahip olduklarını kabul ettirme yolunda adımlar atarlar. Bununla birlikte bu antlaşmadan sonra Osmanlı hükûmeti de önceden önem vermediği İngiltere, Fransa, Flemenk gibi bazı Avrupa devletlerinin etkisi altında kalmaya başlar ve bu devletlerle antlaşma yoluna giderek mevcut durumunu idare etme çabası içine girer. Karlofça ve Pasarofça Antlaşmaları ile bu antlaşmalardan sonraki temaslar, Avrupa’yla daha yakından ilişki içinde olma gerekliliğini de ortaya çıkarır. Barış için aracı olmak isteyen İngiltere, Felemenk ve Fransa
elçileriyle yapılan görüşmeler diplomasi alanında daha sağlam gelişmelere sebep olur ve
Avrupa hükümdarlarına gönderilen mektuplarla dostluk tezahürlerine yer verilir (Uzunçarşılı, 1988b). Toprak kayıplarının artmasından dolayı Avrupa devletleriyle yakın ilişkiler kurulması ve ıslahatlar yapılması yönünde çözüm önerileri ortaya atılır. 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin teknolojik düzeyi ile Avrupa’nın teknik gelişmişliği arasında doldurulması güç bir uçurum görülmeye başlanır. Bu uçurumun en belirginleştiği alan ise askerlik teknolojisidir (Berkes, 2006, s. 73). Aradan geçen yüzyıllar boyunca
Avrupa devletleri Osmanlı’nın savaş tekniklerini öğrendikleri gibi bu alanda Osmanlı’yı
oldukça geride bırakmışlardır. Zira 18. yüzyılın başlarında Rönesans’ın inşa ettiği değişiklikleri algılayan, coğrafi keşifler sayesinde üretim imkânlarını genişleten, skolastik düşüncenin ve feodal sistemin sınırladığı çerçevelerden çıkarak yeni ve gelişmiş hayat şekilleri yaratmaya başlayan bir Avrupa karşısında ilmî hayatı durmuş, iktisadi düzeni ve üretim güçleri savaşlar, isyanlar ve kargaşalıklarla altüst olmuş bir Osmanlı İmparatorluğu mevcuttur (Tanpınar, 2003, s. 42).
Bütün bu çözülme sürecinde Avrupa’yı yakından incelemek, oradaki bilimsel gelişmeleri ve özellikle sosyo-kültürel hayatı takip etmek arzusu Lale Devri olarak bilinen 1718-1730 yılları arasında iyice belirginleşir. Yeni ve Avrupai bir yaşam anlayışının benimsenmesi yolunda adımların atıldığı ve barışçıl bir anlayışın hüküm sürdüğü bu devrin bütününde Avrupa etkilerini görmek mümkündür. 18. yüzyıla kadar daha çok savaşlar nedeniyle ilişki içerisinde bulunan Osmanlı Devleti ile Avrupa, bu yüzyılın ilk yarısından
itibaren birbirlerini sosyo-kültürel açıdan da tanıma gereği duyarlar. Nitekim bu devirde,
Fatih Sultan Mehmet’ten beri İstanbul’da yaşayan yabancı topluluğu da yavaş yavaş yüksek
tabakanın arasına girmeye başlar (Tanpınar, 2003, s. 44).


79. Soru

Lale devri ve sonrasında Avrupa ile siyasal ve kültürel ilişkiler nasıldı? 

Cevap

Avrupa’daki teknik ve bilimsel gelişmelerin tüm dünyaya yayılması, toprak kaybetmeye başlayan ve eski gücünü yitirme tehdidiyle karşı karşıya kalan Osmanlı Devleti’ni de derinden etkiler. Coğrafi keşifler, Avrupa’daki bilimsel, teknik, endüstriyel gelişmeler ve sanayi devrimi, Avrupa’ya ilerleyişi duran ve içteki karışıklıklarla mücadele eden Osmanlıları çözüm arayışlarına iter. 17. yüzyıl ortalarında eski gücünü yitirmeye başlayan Osmanlı Devleti, ekonomik olarak zayıflamaya ve ticari anlamda da güç kaybetmeye başlar. Avrupa’daki gelişmelerin Osmanlı Devleti’ne olumsuz etkisi başlangıçta daha çok ekonomik alandadır. 18. yüzyılda Avrupalıların ucuz fiyata aldıkları Osmanlı hammaddelerini işlenmiş olarak Osmanlılara yeniden satmaları, fabrika ürünleriyle el yapımı ürünlerin rekabet demeyecek hale gelmesi ve Avrupalı tüccarların sadece İstanbul’da değil Anadolu’nun çeşitli illerinde de ticaret yapmaya başlamaları Osmanlı ticari sisteminin güç kaybetmesine ve Avrupa lehine dönmesine yol açar (Budak, 2008, s. 31-32). Yenilgilerin ve Avrupa’ya karşı tutum değiştirilmesi gerektiğinin resmî belgeleri niteliğinde olan Karlofça (1699) ve Pasarofça (1718) antlaşmalarının sonucu olarak toprak kaybedilmesi, Osmanlıların yüzünü Avrupa’ya çevirmesinde oldukça etkilidir. Karlofça Antlaşması’yla on altı yıl süren savaşların sona ermesine rağmen Osmanlı Devleti bu savaştan hem maddi hem de manevi zararlarla çıkar. Elden çıkan toprakların yanı sıra ülke idari, mali, askerî ve sosyal bakımdan güç yitimine uğradığı gibi düzende ve güvenlikte de bozulmalar ve bazı zafiyetler görülür. Karlofça Antlaşması, Osmanlı yayılmasının ve
hâkimiyetinin durduğunu ve Osmanlı gücünün artık Avrupalı devletler nezdinde silindiğini belgelemesinden dolayı diplomatik bir önem de taşır. Zira artık büyük Avrupa devletleri, bu antlaşmadan sonra ortak çıkarları için Osmanlı’nın içişlerine karışma hakkına
sahip olduklarını kabul ettirme yolunda adımlar atarlar. Bununla birlikte bu antlaşmadan sonra Osmanlı hükûmeti de önceden önem vermediği İngiltere, Fransa, Flemenk gibi bazı Avrupa devletlerinin etkisi altında kalmaya başlar ve bu devletlerle antlaşma yoluna giderek mevcut durumunu idare etme çabası içine girer. Karlofça ve Pasarofça Antlaşmaları ile bu antlaşmalardan sonraki temaslar, Avrupa’yla daha yakından ilişki içinde olma gerekliliğini de ortaya çıkarır. Barış için aracı olmak isteyen İngiltere, Felemenk ve Fransa elçileriyle yapılan görüşmeler diplomasi alanında daha sağlam gelişmelere sebep olur ve
Avrupa hükümdarlarına gönderilen mektuplarla dostluk tezahürlerine yer verilir (Uzunçarşılı, 1988b). Toprak kayıplarının artmasından dolayı Avrupa devletleriyle yakın ilişkiler kurulması ve ıslahatlar yapılması yönünde çözüm önerileri ortaya atılır.
17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin teknolojik düzeyi ile Avrupa’nın teknik gelişmişliği arasında doldurulması güç bir uçurum görülmeye başlanır. Bu uçurumun en belirginleştiği alan ise askerlik teknolojisidir (Berkes, 2006, s. 73). Aradan geçen yüzyıllar boyunca Avrupa devletleri Osmanlı’nın savaş tekniklerini öğrendikleri gibi bu alanda Osmanlı’yı oldukça geride bırakmışlardır. Zira 18. yüzyılın başlarında Rönesans’ın inşa ettiği değişiklikleri algılayan, coğrafi keşifler sayesinde üretim imkânlarını genişleten, skolastik düşüncenin ve feodal sistemin sınırladığı çerçevelerden çıkarak yeni ve gelişmiş hayat  yaratmaya başlayan bir Avrupa karşısında ilmî hayatı durmuş, iktisadi düzeni ve üretim güçleri savaşlar, isyanlar ve kargaşalıklarla altüst olmuş bir Osmanlı İmparatorluğu mevcuttur (Tanpınar, 2003, s. 42). Bütün bu çözülme sürecinde Avrupa’yı yakından incelemek, oradaki bilimsel gelişmeleri ve özellikle sosyo-kültürel hayatı takip etmek arzusu Lale Devri olarak bilinen 1718-1730 yılları arasında iyice belirginleşir. Yeni ve Avrupai bir yaşam anlayışının benimsenmesi yolunda adımların atıldığı ve barışçıl bir anlayışın hüküm sürdüğü bu devrin bütününde Avrupa etkilerini görmek mümkündür. 18. yüzyıla kadar daha çok savaşlar
nedeniyle ilişki içerisinde bulunan Osmanlı Devleti ile Avrupa, bu yüzyılın ilk yarısından itibaren birbirlerini sosyo-kültürel açıdan da tanıma gereği duyarlar. Nitekim bu devirde, Fatih Sultan Mehmet’ten beri İstanbul’da yaşayan yabancı topluluğu da yavaş yavaş yüksek tabakanın arasına girmeye başlar


81. Soru

Joseph Von Hammer kimdir? 

Cevap

Joseph Von Hammer (1774- 1856)Avusturyalı tarihçi, diplomat ve doğubilimleri uzmanı. 1799 yılında elçilik görevlisi olarak
İstanbul’a gelen Hammer, Osmanlı tarihiyle ilgili eserleriyle ünlüdü


82. Soru

Voltaire kimdir? 

Cevap

Voltaire (1694-1778) Fransız yazar ve filozof. Voltaire, düşünceleriyle Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketini etkilemiştir


83. Soru

J. J. Rousseau kimdir? 

Cevap

J. J. Rousseau (1712-1778) Siyasi fikirleri ile Fransız İhtilali’ni etkileyen Rousseau, sosyal eşitlik, sosyal ve siyasi haklar, din,
politika, eğitim, ahlak gibi konular üzerine yoğunlaşmıştır. Edebî eserlerinde romantizme bağlıdır.


84. Soru

Metternich kimdir?

Cevap

Metternich (1773-1859) Avusturyalı diplomat. 1809’da Avusturya başbakanı olan Metternich, Fransız İhtilali
ile geniş bir çevreye yayılan milliyetçilik ve cumhuriyetçilik gibi düşünce sistemlerine karşıdır


85. Soru

III. Selim’in Avrupa ile ilişkilerinde hangi konulara önem vermiştir? 

Cevap

III. Selim yüzünü Avrupa’ya, özellikle de Fransa’ya dönen yenilikçi bir padişahtır. İlk defa onun zamanında Avrupa’da daimi elçilikler kurulur. İlk elçiler Londra, Viyana, Berlin ve Paris’e üçer yıllığına gönderilir. Avrupai tarzda teknik okullar açılır. Bu okullarda Fransızca zorunlu ders olarak okutulur. III. Selim’in Avrupa’ya özel elçi olarak gönderdiği Ebubekir Ratip Efendi, padişaha beş yüz sayfalık birrapor sunar. III. Selim döneminde tophane, tersane ve mühendishanenin düzenlenmesi için Fransa’dan birçok uzman getirtilir. Teknik öğretime önem verilir ve teknik okullar açılır. Bu okulların kurulmasında yabancı uzmanlardan istifade edilir. Fransa, İngiltere, İsveç gibi ülkelerden mühendisler ve ustalar getirtilir. III. Selim döneminde Fransız elçileri de imparatorluk içinde etkin bir rol oynama çabası içinde olurlar. Bu çerçevede Fransız elçileri, Fransa’nın yeni rejimini tanıtmak ve Osmanlı İmparatorluğu’yla birlikte Avusturya ile Rusya’ya karşı savaşmak için çaba sarf ederler.


86. Soru

II. Mahmut döneminde Osmanlı - Avrupa ilişkileri  sonucu  yapılan yenilikler nelerdir?

Cevap

III. Selim gibi yüzünü Batı’ya dönen II. Mahmut döneminde de İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlı
Devleti’ni bölme ve paylaşma girişimleri devam eder.Bu döneme kadar Osmanlı padişahları orduda düzenlemeler yapmak ve Avrupa’nın askerî tekniklerindenistifade etmek için genellikle Fransa’dan subay ve mühendis getirtmektedirler. Fransa’nın politikasındanrahatsız olan II. Mahmut ise askerî yenileşmeler içinPrusya’ya yönelir.Bu dönemde ilk kez Avrupa’ya öğrenci gönderilir, dahaönceki dönemde olduğu gibi eğitimde Avrupalı hocalardan istifade edilir. Avrupa’ya gidecek olanlar için pasaport uygulamasına geçilir. Tanzimat’ın ilanında ciddi bir rolü olan Mustafa Reşit Paşa, bu dönemde Londra’ya elçi olarak gönderilir. Sadık Rıfat Paşa ve Mustafa Sami Efendi, Avrupa’daki gözlemlerini yansıtan sefaretnamelerini padişaha sunarlar.
Avrupa ile ilişkilerin sonucu olarak II. Mahmut Avrupalı hükümdarlar gibi devlet dairelerine resimlerini
astırır. Osmanlı’da opera gösterileri yapılmaya başlanır.


87. Soru

Sultan Abdülmecit dönemindeki Avrupa ile ilişkileri ve Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinde Avrupa’nın etkisini nedir?

Cevap

Tanzimat Fermanı, siyasi, ekonomik, adli ve kültürel düzenlemeleriyle İmparatorluğun bir zihniyet/medeniyet değiştirme projesidir. Tanzimat’tan önce Doğu’nun düşünce sisteminden ayrılmayarak Avrupa’dan sadece birtakım örnekler alınmıştır.
Tanzimat’a kadar Avrupa devletler hakları sisteminin dışında kalan Osmanlı Devleti, Tanzimat Devrinde bu sisteme dâhil olmaya çalışır. Tanzimat Fermanı, Avrupa’dan bazı olumsuz tepkiler almasına rağmen fermanla ilgili olumlu görüşler daha fazladır.
Tanzimat’tan sonra Avrupa devletlerinin Osmanlı’nın iç işlerine müdahalesi de artar. Kültürel olarak da Avrupa ile ilişkiler bu dönemde yoğunlaşır. 1842’de yabancı kumpanyalar gelerek İstanbul’da temsiller vermeye başlarlar. Sultan Abdülmecit, Avrupalı ustaların idaresi altında bir saray orkestrası kurar. Sultan Abdülmecit, yabancı elçilerin kabulleriyle ilgili bazı yeni kurallar da getirir. Yabancı elçiler daha önceden padişahla bire bir görüşmemelerine rağmen Kırım Savaşı öncesinde Padişah, elçilerin
görüşme taleplerini kabul eder.


88. Soru

Dışarıdan gelecek ciddi tehlikelerin bertaraf edildiği ve Osmanlı Devleti’nin gücünün, hâkimiyetinin kabul edildiği yükselme çağında Osmanlıların Avrupa ülkeleri ile ilişkileri nasıldı?

Cevap

Dışarıdan gelecek ciddi tehlikelerin bertaraf edildiği ve Osmanlı Devleti’nin gücünün, hâkimiyetinin kabul edildiği yükselme çağında Osmanlılar, Avrupa’dan yararlı gördükleri teknik unsurları alıp uygulamada bir sakınca görmemişlerdir (Budak, 2008, s. 89).Örneğin 15. yüzyılda Osmanlılar tarafından Avrupa icadı olan bazı toplar kullanılır. Avrupalı topçular ve top yapımcıları da bunlarla beraber ülkeye gelirler. Gemi inşasında Venedik örnek alınır; kadırga tasarımı ve yapımında Venedik tersanelerindeki gelişmeler yakından takip edilir. Osmanlılar, gemi yapımı ve haritacılık gibi alanlarda Avrupa’dan önemli bilgiler edinirler. 16. yüzyılda da birçok Avrupa haritası Osmanlıların eline geçer. Nitekim ünlü Osmanlı haritacısı Piri Reis, bazı Avrupa dillerini bilir, Avrupa haritalarını ve coğrafya kitaplarını rahatlıkla kullanır. 16 ve 17. yüzyıllarda da Avrupa’da ilerlemeye başlayan savaş teknolojilerinin ve silahların getirtilmesi için çaba harcanır. Osmanlı bilim adamları da Avrupa’nın coğrafyası, tarihi ve tıbbi gelişmeleriyle ilgili araştırma yaparlar. Mercator’un Atlas Minor adlı eserine sahip olan Kâtip Çelebi (1609-1657), 1653- 1655 yılları arasında bir Fransız kaçağının yardımıyla bu eseri Türkçeye çevirir (Lewis, 2014, s.11, 62-63). Ayrıca Kâtip Çelebi Cihannüma adlı eserinde Gerhard Mercator, Abraham Ortel,Philipp Cluver gibi birçok Avrupalı yazarın çalışmalarından da faydalanır (Budak, 2008,s. 69). Osmanlıların bu devirde Avrupa’da gelişmeye başlayan coğrafya bilimine ilgilerini gösteren bir başka eğilim de IV. Murat’ın Hollandalı Doğubilimci Golius’a Osmanlı’ya bağlı bölgelerin bir haritasını yapması için teklifte bulunmasıdır. Ancak padişahın bu teklifi kabul edilmez (Lewis, 2014, s. 63-64). Osmanlı Devleti’nin Avrupa kültürüne aşina olmasında Avrupalı elçilerin etkisi de görülür. 1672’de İstanbul’a gelen ve Fransız büyükelçiliğinde görev yapan Galland, günlüklerinde elçilik binasında 8 Ocak 1673’ten itibaren pazar günleri oyunlar sergilendiğini yazar (Özgül, 2006, s. 23). Zira Fransız elçisi Marquis de Nointel, elçilik binasına İtalyan Farnese tiyatrosunun küçük bir örneğini yaptırır ve bu tiyatroda çeşitli oyunlar sahnelenir. Corneille’in Le Cid, Moliere’in Le Depit Amoureux (Küskün Âşıklar), L’Ecole des Maris (Kocalar Okulu), Sganarelle, A. Montfleury’nin La Femme Juge et Partie, Antoine Galland’nın hareketli bir komedisi ile Quatre Trivelins adlı oyunları oynanır (And, 1971, s. 77). “Büyükelçi Nointel, oyunları İstanbulluların da seyredebilmesi için özel olarak biramfiteatr yaptırmış; hattâ Müslüman kadınlar için bir de kafes hazırlatmıştır” (Özgül,2006, s. 23). Büyükelçi Nointel, Paris’e gönderdiği raporda Türklerin opera izlemesi karşısındaki şaşkınlığını dile getirir.18. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nin Avrupa ile ilişkileri, siyasi olaylarve savaşlardışında, iki medeniyet arasındaki ekonomik ilişkilerin sınırlarını pek geçmez ve genellikle
ülkeye gelen ya da Osmanlı sınırları içinde yaşayan Avrupalılar ile elçiler tarafından idare
edilir. Kendilerine ülke içinde oturma hakkı verilen Avrupalılar, iki kültür arasındaki irtibatı sağladıkları gibi sarayın güvenini kazananlar önemli görevlerle Avrupa’ya da gönderilirler. Ancak bu ilişkilere rağmen fikir, sanat ve kültür alanında iki medeniyet arasında çokciddi etkileşimler görülmemiştir. Zira Batı’yla Haçlı seferleri ile başlayan devamlı ilişkilere
rağmen Lale Devri’ne kadar ne örf ve âdetlerde ne fikir ve sanat konularında ne de kültürel bağlamda belirgin bir etki söz konusu değildir. Avrupa’yı âdeta yeniden şekillendiren Rönesans hareketi ve söz konusu hareketin sonuçları Osmanlı Devleti’ne girmediği gibisızabilen bazı yenilikler de Osmanlı kültür hayatına ve ilmî çalışmalara pek bir şey katmamıştır. Ancak Osmanlı Devleti, yukarıda verilen örneklerde de görüldüğü gibi Batı’daki gelişmelerden büsbütün habersiz de değildir


89. Soru

Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ile kültürel ilişkilerinde savaşların önemi nedir?

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ile kültürel ilişkilerinde savaşların ve savaşlar sonucunda imzalanan antlaşmaların etkisi de önemlidir. Nitekim 1526 yılında Petervaradin’i
alan, Mohaç’ta Macaristan’ı hezimete uğratan, Budin’e girerek Macar İmparatorluğu’na
son veren Osmanlı ordusu buradan alınan hazinelerle birlikte bazı heykelleri de İstanbul’a
getirir. Herkül, Apollon ve Diana heykelleri At Meydanı’nda İbrahim Paşa’nın sarayının
önüne dikilir. İslam geleneğine aykırı bu heykellerin dikilmesinden dolayı İbrahim Paşa’ya
Frenk İbrahim Paşa lakabı verilir ve Paşa halkın çok sert eleştirilerine maruz kalır (Budak,
2008, s. 25). Avrupa’nın eski krallarının tarihine ilgi duyan, aynı zamanda kendi çağdaşı
olan hanedanları da tanımaya çalışan İbrahim Paşa, Avrupalı sanatçılarla temaslar kurar,
bazı sanat eserlerini de sipariş eder. Bununla birlikte siyasal anlamda da Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip eden İbrahim Paşa, İstanbul’a gelen Habsburg (Avusturya hanedanı) elçileriyle yaptığı muhtelif görüşmelerinde, Avrupa’daki gelişmelerden haberdar olduğunu hissettirir ve Osmanlı Devleti’nin güçlülüğünü her fırsatta ifade ederek Avrupalı
elçileri manevi baskı altında tutmaya çalışır (Emecen, 2000, s. 334).


90. Soru

Lale Devri tanımı nedir?

Cevap

Osmanlı kaynaklarında Lale Devri adı bulunmaz. Lale Devri ifadesini ilk defa Yahya Kemal Beyatlı kullanır. Ahmet Refik Altınay
tarafından 1913 yılında İkdam gazetesinde bölümler halinde yayımlanan ve daha sonra basılan bir kitabın başlığında kullanılan
bu ifade, Osmanlı tarihinde barış, zevk, eğlence ve kültürel yenileşme döneminin başlangıcı olarak yer edinir.


91. Soru

İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı sırasında Osmanlı-Fransız ticari ilişkileri nasıldı?

Cevap

İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı sırasında Osmanlı-Fransız ticari ilişkilerinde de oldukça
ilerleme kaydedilir. Fransa’nın Langedok şehrinde üretilen kumaşlar Osmanlı Devleti’nde
oldukça ilgi görür. Langedok’tan İstanbul’a her yıl binlerce top kumaş gönderilir. Bununla
birlikte Lyon’dan sırmalı kumaşlar, Marsilya’dan boyalı kumaşlar, tıbbi ecza ve ziynet eşyaları getirtilir. Osmanlı Devleti’nden ise hububat, pamuk ipliği, kahve ve işlenmemiş bazıhammaddeler ihraç edilir (Altınay, 2010, s. 83). Böyle bir ticari yoğunlukta her yıl Fransaile Osmanlı Devleti arasında neredeyse beş yüz ticaret gemisi gelip gitmeye başlar. Artık Osmanlı ülkesindeki ekonomik durum, ithalat ve ihracat işleri, bir önceki yüzyıla göreoldukça farklılaşmaya başlar. 17. yüzyılda ülkeye giren yabancı malların daha az olmasına karşın dışarıya gönderilen eşya sayısı ise daha fazladır. Ancak Avrupa’da sanayinin hızla gelişmeye başlamasıyla eşya çok daha ucuz elde edilmeye, dolayısıyla da ucuz satılmaya başlamıştır. Buna karşılık, Osmanlı imalatı eski tarzda devam ettiği için üretilen mallar daha pahalıya elde edilir ve ticari rekabet giderek zorlaşır. Bu durum, Osmanlı sanayine
ciddi anlamda sekte vurduğu gibi ithal edilen ürünlerin büyük bir kısmının lüks eşyalardan oluşması da güç kaybını büyük ölçüde etkiler. Öyle ki; devlet de ordu ve donanmasınaait birçok eşyanın yanı sıra gündelik ihtiyaçlarını bile Avrupa’dan karşılamaya başlar. Zira III. Ahmet ve sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın çevresi Avrupa eksenli bir değişimi ve
yeniliği destekleyen politika izlemektedirler. Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in ülkeye dönmesinin hemen sonrasında onun getirttiği planların uygulandığı yapılarda Fransız mimarisinin izlerinin görülmesi de bunu açıkça göstermektedir. Avrupa etkisi sadece mimariyle sınırlı kalmayarak zamanla bütün hayatın içine sızmaya başlar (Budak, 2008, s. 91-92).


92. Soru

İbrahim Müteferrika’nın I. Mahmut’un tahta çıktığı yıl yazdığı Usûl’ül–hikem fî nizâmü’l–ümem adlı eseri ne hakkındadır?

Cevap

İbrahim Müteferrika’nın I. Mahmut’un tahta çıktığı yıl yazdığı Usûl’ül–hikem fî nizâmü’l–ümem adlı eseri Avrupalılaşma hareketinin beyannamesi niteliğindedir (Tanpınar, 2003, s. 46). Söz konusu kitap, Osmanlı Devleti’nin değişen idari, askerî,
siyasi ve iktisadi şartlara ayak uydurmasına ilişkin birtakım çözüm önerilerini içerir.Müteferrika’nın eserini ayrıcalıklı kılan unsur, Avrupa’daki gelişmelerden haberdar olmasından dolayı tespitlerinde isabetli olması ve değişen zamanın şartlarını göz önünde tutarak çözümler önermesidir. Zira daha öncekiler aksaklıkların ve eksikliklerin nedenleriniülke sınırları içinde aramışlardır. İbrahim Müteferrika, Osmanlı Devleti güç kaybederken,Avrupa devletlerinin yükselmelerinin nedenlerini araştırır; bu devletlerden nelerin öğrenilmesi, nelerin alınması gerektiğini tespitlerle belirlemeye çalışır (Budak, 2008, s. 57-58).
Kitabın başında Latince bildiğini söyledikten sonra “monarkiya”, “aristokrasiye” ve “demokrasiya” adlarıyla üçe ayırdığı idare tarzını kısaca anlatır. Askerliğin öneminden bahseder, eski askerlik tarzıyla yenisi arasında mukayese yaparak yeni tarzın faydalarını anlatır ve Avrupa’nın gelişmesindeki sırrın burada olduğunu dile getirir. Ona göre Avrupa’nın
bütün dünyaya yayılması, bu ordu ve teşkilat sayesindedir (Tanpınar, 2003, s. 46-47).












Osmanlı’Nın 19. Yüzyılını Hazırlayan Sosyal Ve Kültürel Şartlar

1. Soru

Türk edebiyatı 19. yüzyıl ortalarında önemli bir kırılma yaşayarak süregelenden nasıl bir edebiyat anlayışına doğru yönelmiştir?

Cevap

Edebiyat tarihlerinde eski ve yeni gibi birbiriyle tezat oluşturan iki ayrı adlandırmayı gerektirecek kadar derin ve esaslı olan bu kırılma, birden bire ortaya çıkmadığı gibi salt sanat odaklı da değildir. Edebiyattaki bu değişiklik aslında hayatın bütününü kaplayan, adım adım ilerleyen, zaman zaman direnişlerle karşılaşan, ileriye ve geriye atılan adımlarla süren ve birkaç yüzyıllık bir hazırlık döneminin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.


2. Soru

Batılılaşma ve Batılılaşma Hareketini açıklayınız.

Cevap

Türk edebiyatının 19. Yüzyılını biçimlendiren nedenler silsilesi derin, esaslı ve çok yönlü açıklamalara - ihtiyaç duyan bir “medeniyet değişikli” hadisesinden kaynaklanmaktadır. Doğu’nun ve İslam medeniyetinin bir parçası olarak varlığını sürdüren Osmanlı, bu yüzyılın hemen başlarından itibaren kendi bütünlüğünü tehdit eden başka bir medeniyetin uzantılarını hayatın içeresinde artık somut olarak görmeye başlar. Bambaşka esaslara dayalı ve kendinde var olan değerler dünyasıyla çelişen bu medeniyet “Batı”dır. Osmanlı’nın edebiyatı kadar, hatta ondan daha fazla ve öncelikli olarak sosyal, siyasal, düşünsel, kültürel varlığını değiştiren ve dönüştüren süreç de bu sebeple “Batılılaşma” ve “Batılılaşma hareket” olarak adlandırılır.


3. Soru

Türk edebiyatının Batı medeniyet tesirleri altındaki devre başlangıcı olarak hangi yılları kabul edilmektedir?

Cevap

Türk edebiyatının Batı medeniyet tesirleri altındaki devre başlangıcı 1959-60 yılları olarak kabul edilmektedir.


4. Soru

Osmanlı için Batı’nın, siyasal, sosyal, bilimsel, askerî ve kültürel alanlarda dikkate alınması gereken bir güç, ihmal edilmemesi gereken bir rakip olarak algılanması sürecini açıklayınız.

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu Batı’yla ve onun ürettiği medeniyetle savaşlar ve ticaret gibi birtakım sebeplerle çok daha önce tanışmıştır. Tanpınar, Batı’yla Haçlı seferlerinden itibaren başlayan bu karşılaşmalarda III. Ahmet’e kadar “… ne örf ve âdette, ne de fikir ve sanat meselelerinde belli başlı ve doğurucu kıymetlere mâlik bir tesir…” (Tanpınar, 1976. s. 39) kaydetmenin mümkün olmadığını belirtir. Fakat Osmanlı hemen hemen 17. Yüzyıla kadar üstünlüğü elinde tuttuğu bu medeniyet, bundan sonra daha farklı biçimde algılamak ve sorgulamak zorunda kalır. 16. yüzyıl sonlarına kadar Avrupa’dan sadece ihtiyaç duyduğu birtakım savaş teknolojisin kendisine aktaran Osmanlı için Batı’nın, siyasal, sosyal, bilimsel, askerî ve kültürel alanlarda dikkate alınması gereken bir güç, ihmal edilmemesi gereken bir rakip olarak algılanmaya başlanmıştır.


5. Soru

17. Yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı’yı değişime yönelten sebep nedir?

Cevap

Osmanlı’nın her alanda İslam medeniyetinin temsilini üstlenmesi ve benimsediği “cihan imparatorluğu” rolü, Batı dünyasına giderek bir rekabet gücü kazandıran boyutların yeterince dikkate alınmasının önünde önemli bir engel olarak durur. Bütün üstünlük iddialarına rağmen 17. Yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı’yı değişme yönelten asıl sebep, savaşlarda almaya başladığı mağlubiyetler ve bunun arkasından gelen toprak kayıplarının devlet onurunda açtığı derin yaradır. Bir - İmparatorluk olarak varlığını ve büyüklüğünü sürdürme, toprak bütünlüğünü koruma zorunluluğu, bu değişimlerde önceliğin bilimsel, kültürel ve hatta sosyal bir yenilenme olmaktan çok daha önce, askerî alanda olmasının temel sebebidir.


6. Soru

Osmanlı imparatorluğundaki gerileme dönemi kimin zamanında hangi savaşla başlamıştır?

Cevap

Osmanlı tarihinde gerileme dönemin başlangıcı sayılan Karlofça Antlaşması (1699) Sultan II. Mustafa döneminde imzalanmıştır.


7. Soru

Karlofça antlaşmasını ve sonuçlarını açıklayınız.

Cevap

Karlofça; Avusturya, Lehstan, Venedk’n oluşturdukları “kutsal ittifak” le imzalanmış olan bir antlaşmadır. Osmanlı’nın Batı’da en büyük toprak kaybı bu antlaşma le gerçekleşmiş ve Avrupa’nın askerî üstünlüğü somut biçimde fark edilmiştir. Karlofça Antlaşması’nın bir devamı olarak 1700’de de Rusya le İstanbul Antlaşması imzalanmış ve Rusya’nın Karadeniz’e inmesinin önü açılmıştır.


8. Soru

III. Sultan Ahmet hangi dönemin sultanıdır?

Cevap

 III. Ahmet, Lale Devri (1718-1730) olarak bilinen ve önemli ıslahatların yapıldığı dönemin sultanıdır.


9. Soru

Lale devri hangi antlaşmayla başlamıştır?

Cevap

Lale devrini pasarofça antlaşmasıyla başlamıştır.


10. Soru

Pasarofça antlaşmasının sonuçları nelerdir?

Cevap

Lale Devri’ni başlatan Pasarofça Antlaşması’na kadar Kırım’ı ele geçirmek ve Karadeniz’e inmek isteyen Rusya le uğraşılmıştır. 1711’de Ruslar ile girişilen Prut Savaşı ve onun neticesinde imzalanan Prut Antlaşması sayesinde, 1700’de imzalanmış olan İstanbul Antlaşması’yla verilen birtakım tavizler geri alınabilmiştir.


11. Soru

Pasarofça antlaşmasının önemi nedir?

Cevap

Pasarofça antlaşmasıyla Batı’nın askerî ve teknik üstünlüğünün tam anlamıyla kabulünü ve Lale Devri ıslahatlarını getirmiştir.


12. Soru

Lale devrini kısaca anlatınız.

Cevap

Sultan III. Ahmet, sadrazamı Damat İbrahim Paşa le önemli yenliklere imza atarlar. Bu dönemde Batı’nın önemli merkezlerine ilk olarak Osmanlı elçiler gönderilir ve matbaa açılarak ilk kitapların basımına geçilir. Yalova’da kâğıt, İstanbul’da kumaş ve çini imalathaneleri kurulur. Ancak bütün bunlardan önemlisi Batı’nın düşünce birikimini anlamak üzere bir tercüme heyet oluşturularak tercüme seferberliğinin başlatılmasıdır. Lale Devri bir yandan da İstanbul’da zevk ve eğlencenin başladığı, sanatın incelendiği, ama “sahte” bir zenginlik dönemin yaşandığı israf yıllarıdır. İlk elçilerin sefaretnamelerinde anlattıkları izlenimlerden yola çıkarak İstanbul’da Kâğıthane gibi bir semt le Sâdâbat gibi köşkler inşa edilir. Aslında bu sahte zenginlik gösterilerine rağmen İmparatorluğun hızla çöküşe geçtiği dönem, İran’a gerçekleştirilen seferin olumsuz neticelenmesi üzerine başlayan ve Patrona Halil isyanı olarak bilinen kanlı bir ayaklanma le sonuçlanır. Bu ayaklanma ile sadrazam İbrahim Paşa dam edildiği gibi III. Ahmet de tahttan - indirilir ve yerine I. Mahmut sultan yapılır. Patrona Halil ayaklanmaları sırasında isyancılar tarafından Kâğıthane semti tahrip edildiği gibi Sâdâbat Kasrı da yok edilir.


13. Soru

Sultan 1.Mahmut padişahlığının ilk yıllarında hangi isyanın bastırılmasıyla uğramıştır?

Cevap

Sultan 1.Mahmut padişahlığının ilk yıllarında Patrona Halil isyanın bastırılmasıyla uğramıştır.


14. Soru

Sultan 1. Mahmut devlette askeri alanda kimlerin yardımıyla hangi düzenlemeleri yapmıştır?

Cevap

Humbaracı Ahmet Paşa’nın yönlendirmeleri ile de askerî ıslahata hız verilir. Topçu ve humbaracı ocakları yenden düzenlenir.


15. Soru

Ahmet Paşa’nın yaptığı düzenlemeleri sonuçları neler olmuştur?

Cevap

Askerî alanda yapılan düzenlemeler sayesinde bu yıllarda Iran, Rusya ve Avusturya le girişilen savaşlarda başarılar elde edilir. 1739’da Avusturya ile imzalanan Belgrat Antlaşması ve Rusya ile imzalanan Niş Antlaşması (1739) le Pasarofça Antlaşması’nda (1718) kaybedilen toprakların bir kısmı geri alınabilir ve Rusya’nın Karadeniz’den çekilmesi sağlanır. Böylece devlet kısa bir süreli de olsa kendine güven duygusunu tazeler.


16. Soru

1754-1757 yılları arasında kısa süren saltanatı boyunca Osmanlı ülkesinde içerde ve dışarıda huzur hâkim olan padişah kimdir?

Cevap

1754-1757 yılları arasında kısa süren saltanatı boyunca Osmanlı ülkesinde içeride ve dışarıda huzur hâkim olan padişah Sultan III. Osman’dır.


17. Soru

Sultan III. Mustafa’nın döneminde yapılan düzenlemeler nelerdir?

Cevap

Yenilikçi bir sultan olarak III. Mustafa’nın da ıslahatı orduya yönelik olur. Onun döneminde Baron de Tott’un yardımları le yen bir askerî birlik kurulması sağlanır. Bu yıllarda ülkenin mal yapılarında birtakım yenilenmelere gidilir; tasarruf tedbirler alınır ve iç borçlanma başlatılır. Rusya le Sultan III. Mustafa döneminde başlayan ve Sultan I. Abdülhamit’n tahta geçtiği ilk yıllarda Kırım’a bağımsızlık verilmesiyle sonuçlanan yeni bir mücadelede dönem başlamıştır.


18. Soru

Kırım’ın kaybını getiren Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) hangi sultanın dönmendedir?

Cevap

18. Kırım’ın kaybını getiren Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) hangi Sultan I. Abdülhamit dönmendedir.


19. Soru

Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) sonuçları nelerdir?

Cevap

Bu antlaşmayla Rusya’ya savaş tazminatı vermek zorunda bırakılan Osmanlı, Rus gemlerinin tekrar Karadeniz’e inerek ticarete başlamalarının önünü açmak zorunda kalmıştır. Ayrıca bu antlaşma birkaç yıl sonra şahn Gray’ın marfetyle Kırım’ın Ruslar tarafından işgalini (1783) de kolaylaştırmıştır.


20. Soru

Sultan III. Selim hangi dönemde tahta geçmiştir?

Cevap

Avusturya ve Rusya le savaşların devam ettiği ve Büyük Fransız İhtilali’nin (1789) gerçekleştiği günlerde tahta geçmiştir.


21. Soru

Sultan III. Selim Rusya ve Avusturya ile hangi anlaşmaları imzalayarak savaşlara son vermiştir?

Cevap

Sultan III. Selim, Avusturya le Ziştovi (1792), Rusya le Yaş (1792) antlaşmalarını imzalayarak onlarla savaşlarına son verir.


22. Soru

Sultan III. Selim orduda ne gibi düzenlemeler yapmış ve sonuçları neler olmuştur?

Cevap

III. Selim de kendinden önceki sultanların yaptığı gibi ordudaki düzenlemelere geçer. 1798’de Nizam-ı Cedit adı verilen orduyu kurar. Ancak 1807’de Nizam’ı Cedit ordusunu istemeyen yeniçerilerin Kabakçı Mustafa önderliğinde ayaklanma başlatmaları üzerine hem bu ordu kapatılmak zorunda kalınmış hem de Sultan III. Selim tahttan indirilerek yerine IV. Mustafa sultan yapılmıştır.


23. Soru

Osmanlı’nın büyük ve “cihan hâkimiyet” İddiası taşıyan bir İmparatorluk olması, onun ilk önce hangi alanda yenilik yapmasına neden olmuştur?

Cevap

Osmanlı’nın büyük ve “cihan hâkimiyet” İddiası taşıyan bir İmparatorluk olması, yenilenmenin ilk olarak askerî alanda yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Çünkü en önemli sorun büyük bir devlet olarak sınırların güvenlinin ve toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Ekonomisinin büyük kısmı savaş tazminat ve vergilene dayalı bir devlet olarak konumunu sürdürmek, daha da önemlisi askerî mağlubiyetlerin imparatorluk onurunda açtığı yaralanmaları onarmak zorunluluğu da askerî düzenlemeler kaçınılmaz kılmıştır. Dolayısıyla öncelikle ordu yemlenerek modernize edilmelidir. Daha sonra hayatın diğer alanlarına doğru genişleyen bir iyileştirmeye geçilmelidir.


24. Soru

18. yüzyılın balarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaşma sürecini yönlendirme çabaları hangi başlıklar altında değerlendirilebilir?  

Cevap

Aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilebilir:

• Tercüme faaliyetleri ve Tercüme Heyeti

• Avrupa’ya sefirlerin gönderilmesi ve sefaretnameler

• Matbaanın kurulması ve basılan ilk kitaplar

• Askerî ıslahatlar

• Eğitim

• Sosyal hayat


25. Soru

Medeniyetlerin kendilerini çağlar öncesinden sonrasında ve diğer medeniyetlere taşıdığı edebiyatın önemi nedir?

Cevap

Medeniyetler fikir ve sanat eserleriyle kentlerini çağlar ötesine taşıdıkları gibi başka medeniyetlere de taşırlar. Bu bağlamda Doğu ve Batı medeniyetlerinin kendilerini yapan temel değerler sistemin, ürettiler felsefe ve sanatın yapı taşlarını oluşturduğu söylenebilir. Buradan yola çıkarak her fikir ve sanat eser, dar anlamda at olduğu milletin, geniş anlamda ait olduğu medeniyetin temel ve yapıcı unsurlarının süzülmüş bir ifadesidir. Dille meydana getirilen edebiyat se bütün sözlü ve yazılı biçemleriyle burada özel bir yerdedir. Medeniyetler karşılaşması, tanışması ve yakınlaşması süreçlerinin sağlıklı biçemde yürütülebilmesi, bu temel yapının taşıyıcısı konumundaki edebî ve felsefi eserlerle mümkündür. Bunun dışındaki yakınlaşmalar, yüzeyde kalmaya mahkûmdurlar. Derin bir etki oluşturamazlar ve taklitçi bir oluşumun ötesine geçemezler. Bu durumda bir medeniyetin diğer medeniyet doğru biçimde tanıması için o medeniyetin zihnî birikimin taşıyan eserlerin tercüme edilmesine ihtiyaç vardır.


26. Soru

Osmanlı dünyasında Batılılaşma yolunda ilk ciddi ve programlı adımlar ne zaman atılmıştır?

Cevap

Osmanlı dünyasında Batılılaşma yolunda ilk ciddi ve programlı adımlar III. Ahmet’le Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın “Lale Devri” olarak adlandırılan iktidar yıllarında atılır. Bu adımların başında da Batı medeniyetin oluşturan birikimin tanınması ve Osmanlı ülkesine aktarılması amacıyla başlatılan ve desteklenen tercüme faaliyetler gelir. Sultanın, özellikle de sadrazam İbrahim Paşa’nın sanata ve bilme verdikleri önemin bir sonucu olarak 1717’de bir Tercüme Heyet oluşturulur.


27. Soru

Tercüme Heyeti kimlerden oluşmakta ve neyi amaçlamaktadır?

Cevap

Tercüme Heyet, içlerinde divan şair Nedim’in de bulunduğu, dönemin dil bilen insanlarından oluşan yirmi beş – otuz kişilik bir gruptur. Eserlerden hacimli olanlar bu grup tarafından ve paylaşılarak, fazla hacimli olmayanlar ise tek kişi tarafından tercüme edilir. Kaynaklar, 18. yüzyıl başında faaliyet gösteren bu ilk tercüme heyetinin, 1821’dek Rum isyanı sonrasında kurulan ve “Tercüme Odası” adıyla bilinen heyetten farklı olduğunu, bürokrasiyle ilgilenmediğin, memurlara ve gençlere dil öğretmek gibi bir amacının olmadığını ifade etmektedir.


28. Soru

Tercüme Heyeti’nin Döneme Kazandırdığı Eserlere örnek veriniz.

Cevap

Cam’ud-düvel: Ktâbü’s-semânye fî sıma’t-tabî: Ikdü’l-cümân fî Tarh ehl’z-zamân: Habîbü’s-syer Acâbü’l-letâf Nemçe Tarh Tarîh- ‘Âlem’ârây- ‘Abbâsî Ktâbü’s-syâse fî tedbîr’r-ryâse: El-Istsfâ fî tercümet’s-sfâ’:


29. Soru

Devletlerin kendilerini temsil etmek üzere başka ülkelere gönderdiği elçilere Osmanlı devrinde ne denilmektedir?

Cevap

Devletlerin kendilerini temsil etmek üzere başka ülkelere gönderdiği elçilere Osmanlı devrinde sefir denilmektedir.


30. Soru

Devletlerin kendilerini temsil etmek üzere başka ülkelere gönderdiği elçilere Osmanlı devrinde sefir denilirken sefirlerin yaptıkları işe ne denilmektedir?

Cevap

Devletlerin kendilerini temsil etmek üzere başka ülkelere gönderdiği elçilere Osmanlı devrinde sefir denilirken sefirlerin yaptıkları işe sefaret denilmektedir.


31. Soru

Osmanlı Devletindeki elçilerin işleri dedir açıklayınız.

Cevap

Osmanlı ülkesindeki daimî elçiler Osmanlı’nın durumu, kurumlarının işleyişi gibi kendi devletlerinin - istediği konularda raporlar düzenleyerek bunları kendi ülkelerine gönderirlerdi. Osmanlı’nın gönderdiği elçiler için de durum bundan farklı değildir. Osmanlı 18. yüzyılın sonlarına kadar sultanların tahta çıkışlarını veya kazanılan zaferler duyurmak, bazı anlaşmaların ya da anlaşmazlıkların şartlarını görüşmek üzere Avrupa’ya elçiler gönderirken ilişkilerin “çavuş” unvanını taşıyan geçici elçilerle / “fevkalade büyükelçilerle sürdürmüştür.


32. Soru

Sefaretname nedir?

Cevap

Türk edebiyatı sefaretnamelerle 18. yüzyılda tanışır. Sefaretnameler, Osmanlı’nın Batı’yla karşılaşmaları sırasında doğmuş ve iki dünyanın, tanışma ve yakınlaşmalarını idare eden devlet görevlileri tarafından kaleme alınmış bir yazı biçimdir. Osmanlı sefaretnameler içerikler yüzünden çoğu zaman seyahat ya da hatırat türü içeresinde değerlendirilir. Zira bu metinlerde sefirlere at siyasal gözlem ve devletlerarası görüşmelerle ilgili diplomatik notlardan çok “… elçilerin yola çıkışlarından başlayarak gittiler yerlerde şahit oldukları olaylar, geçtikleri bölgelerin coğrafyası ve - insanları hakkındaki gözlemler …” yer almaktır. Mehmet ipşirli, Osmanlı elçilere at sefaretnamelerde, devletler arası diplomatik görüşmelerle ilgili bilgilere “devlet sırrı” olarak bakıldığından, yer verilmediğini belirtir.


33. Soru

Osmanlı’nın 18. yüzyılda Avrupa’ya gönderdiği serfler ve onların yazdıkları sefaretnamelere örnek veriniz.

Cevap

• Nişli Mehmet Ağa, Rusya Sefaretnamesi (1722- 1723)

• Mustafa Efendi, Nemçe Sefaretnamesi (1730)

• Ali Ağa, Lehistan Sefaretnamesi (1755)

• Derviş Mehmet Efendi, Rusya Sefaretnamesi (1755)

• Ahmet Resmi Efendi, Viyana Sefaretnamesi (1758), Prusya Sefaretnamesi (1763-1764)


34. Soru

Osmanlı ülkesinde matbaa kullanılmasının gecikmesiyle ilgili olarak işaret edilen engellere bakmak gerekirse genel anlamıyla hangi tesirlerden söz edilebilir?

Cevap

1. Matbaanın bir Hristiyan cadı olması ve bu makinelerle İslam eserlerinin basılmasının doğru olmayacağı görüşü;

2. Müstensihler ve hattatlar gibi kitap çoğaltma işini elinde tutan, hatta bunu bir sanat hâline getirmiş hatırı sayılır kalabalığın mesleklerin yitirecekler - le ilgili kaygıları.


35. Soru

Osmanlı devleti Fransız ihtilalinden nasıl etkilenmiştir? Kısaca açıklayınız.

Cevap

Osmanlı bütün dünyaya insan hak ve hürriyetleriyle milliyetçiliği yayan Fransız İhtilal’in (1789) kendi içindeki yapılanma çalışmaları arasından belli belirsiz algılamıştır. Hatta olup bitenlerin Fransa’nın kendi iç meselesi olduğu yaklaşımını benimseyen devrin sultanı III. Selim, Avrupa le ilişiklerinde ihtilal dolayısıyla meydana gelen boşluğu, ordunun ıslahı le ilgili girişimlerin rahatça sürdürebileceği uygun bir zaman ve Zemin olarak değerlendirir. Osmanlı doğrudan ihtilal hareketlerinin içinde yer almaz. Ancak kısa bir zaman sonra “İnsan Hakları Bildirgesi”yle yola çıkan ihtilalin Fransa’yla sınırlı kalamayacağı anlatılır. Dünyayı insan hak ve özgürlükler fikriyle ve milliyetçikle tanıştıran Fransız İhtilali, öncelikle Osmanlı gibi büyük - imparatorlukları etkilemiştir. Bir yandan yen insan anlayışı diğer yandan küçük milliyetçilikler fikrî ve millî devlet model, imparatorluk anlayışını derinden sarsar. Sonuç olarak bütün imparatorluklar ster istemez, kentlerini yenidünya düzenine göre şekillendirmek zorunda kalır.


36. Soru

Batı’nın önemli merkezlerine ilk olarak Osmanlı elçilerinin gönderilmesi, matbaa
açılarak ilk kitapların basımına geçilmesi hangi Osmanlı padişahı döneminde gerçekleşmiştir?

Cevap

Sultan III. Ahmet, sadrazamı Damat İbrahim Paşa ile önemli yeniliklere imza atarlar.
Bu dönemde Batı’nın önemli merkezlerine ilk olarak Osmanlı elçileri gönderilir ve matbaa açılarak ilk kitapların basımına geçilir. 


37. Soru

Nizam-ı Cedit ne demektir? Açıklayınız.

Cevap

Nizam-ı Cedit, sözlük anlamı itibarıyla yeni düzenlemeler demektir. Fakat genel olarak
Osmanlı’nın bu yıllarda orduda yaptığı düzenlemeler ve yeni düzen anlayışıyla kurulan ordu “Nizam-ı Cedit” ismiyle anılmıştır.


38. Soru

18. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaşma sürecini
yönlendirme çabaları hangi başlıklar altında toplanabilir?

Cevap

18. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaşma sürecini
yönlendirme çabaları şu başlıklar altında değerlendirilebilir:

• Tercüme faaliyetleri ve Tercüme Heyeti
• Avrupa’ya sefirlerin gönderilmesi ve sefaretnameler
• Matbaanın kurulması ve basılan ilk kitaplar
• Askerî ıslahatlar
• Eğitim
• Sosyal hayat


39. Soru

Osmanlı'da Tercüme Heyeti, hangi sultan döneminde ve kaç yılında kurulmuştur?

Cevap

III. Ahmet döneminde, sultanın, özellikle de sadrazam İbrahim Paşa’nın sanata ve bilime verdikleri önemin bir sonucu olarak 1717’de bir Tercüme Heyeti oluşturulur.


40. Soru

Tercüme Heyeti nasıl bir oluşumdur?

Cevap

Tercüme Heyeti, içlerinde divan şairi Nedim’in de bulunduğu, dönemin dil bilen insanlarından oluşan yirmi beş – otuz kişilik bir gruptur. Eserlerden hacimli olanlar bu grup tarafından ve paylaşılarak, fazla hacimli olmayanlar ise tek kişi tarafından tercüme edilir.


41. Soru

İkdü’l-cümân fî Tarihi ehli’z-zamân adlı eser hangi yazarın hangi kitabından çevrilmiştir?

Cevap

İmam Aynî’nin Aynî Tarihi adıyla da bilinen bu eser, Arapça yazılmış 24 ciltlik bir dünya tarihidir.


42. Soru

Hândmîr’e ait, sekiz kişilik bir heyet tarafından Farsçadan Türkçeye çevrilen, üç ciltlik İran tarihi kitabının adı nedir?

Cevap

Habîbü’s-siyer: Hândmîr’e ait bu eser, sekiz kişilik bir heyet tarafından Farsçadan
Türkçeye çevrilmiştir. Üç ciltlik bir İran tarihi kitabıdır.


43. Soru

İskender Münşî Türkmen tarafından yazılan, Müderris Mehmet Nebih tarafından Türkçeye çevrilen, Safevî-Osmanlı münasebetlerinin anlatıldığı tarihî kaynağın adı nedir?

Cevap

Tarîh-i ‘Âlem’ârây-i ‘Abbâsî: İskender Münşî Türkmen’in Farsça eseridir. İbrahim
Paşa’nın emriyle Müderris Mehmet Nebih tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Safevî-Osmanlı münasebetlerinin anlatıldığı önemli bir tarihî kaynaktır.


44. Soru

Osmanlı’nın Batı’yla karşılaşmaları sırasında doğmuş ve iki dünyanın, tanışma ve yakınlaşmalarını idare eden devlet görevlileri tarafından kaleme alınmış yazı biçimine ne ad verilir?

Cevap

Sefaretnameler, Osmanlı’nın Batı’yla karşılaşmaları sırasında doğmuş ve iki dünyanın, tanışma ve yakınlaşmalarını idare eden devlet görevlileri tarafından kaleme alınmış bir yazı biçimidir.


45. Soru

Osmanlı ülkesinin Batılılaşma süreci içerisinde Avrupa’ya görevlendirdiği ilk sefir kimdir, kaç yılında, nereye gönderilmiştir?

Cevap

Osmanlı ülkesinin Batılılaşma süreci içerisinde Avrupa’ya görevlendirdiği ilk sefir, 1719’da Viyana’ya gönderilmiş olan İbrahim Paşa’dır.


46. Soru

1730 tarihli Nemçe Sefaretnamesi kim tarafından yazılmıştır?

Cevap

Osmanlı’nın 18. yüzyılda Avrupa’ya gönderdiği sefirler ve onların yazdıkları sefaretnamelere birkaç örnek vermek gerekirse şunlar sayılabilir: 

Nişli Mehmet Ağa, Rusya Sefaretnamesi (1722-1723)
• Mustafa Efendi, Nemçe Sefaretnamesi (1730)
• Ali Ağa, Lehistan Sefaretnamesi (1755)
• Derviş Mehmet Efendi, Rusya Sefaretnamesi (1755)
• Ahmet Resmi Efendi, Viyana Sefaretnamesi (1758), Prusya Sefaretnamesi (1763-1764)


47. Soru

Osmanlı'da matbaa kullanılmasının gecikmesiyle ilgili engeller nelerdir?

Cevap

Osmanlı ülkesinde matbaa kullanılmasının gecikmesiyle ilgili olarak işaret edilen engellere bakmak gerekirse genel anlamıyla şu tesirlerden söz edilebilir:
1. Matbaanın bir Hristiyan icadı olması ve bu makinelerle İslami eserlerin basılmasının doğru olmayacağı görüşü;
2. Müstensihler ve hattatlar gibi kitap çoğaltma işini elinde tutan, hatta bunu bir sanat
hâline getirmiş hatırı sayılır kalabalığın mesleklerini yitirecekleri ile ilgili kaygıları.


48. Soru

İbrahim Müteferrika matbaasının ikinci kitabı, Kâtip Çelebi’nin Osmanlı’nın deniz savaşlarını anlatmak üzere kaleme aldığı eserin adı nedir?

Cevap

Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar: İbrahim Müteferrika matbaasının ikinci kitabı, Kâtip
Çelebi’nin Osmanlı’nın deniz savaşlarını anlatmak üzere kaleme aldığı eseridir.


49. Soru

III. Selim’in sultan olduğu yıllarda Nizam-ı Cedit ordusunun ihtiyaçlarını temin etmek, açılan mühendishanelerde eğitim veren hocaların maaşlarını karşılamak gibi sebeplerle konan yeni vergilerin ismi nedir?

Cevap

III. Selim’in sultan olduğu yıllarda Nizam-ı Cedit ordusunun ihtiyaçlarını temin etmek, açılan mühendishanelerde eğitim veren yerli yabancı hocaların maaşlarını karşılamak gibi sebeplerle “irad-ı cedit” adı verilen yeni vergiler oluşturulmak durumunda kalınmıştır.


50. Soru

Osmanlı'da Kara Harp Okulunun ve Deniz Harp Okulunun başlangıcını oluşturan mühendishanelerin isimleri nelerdir?

Cevap

Mühendishane-i Bahri-yi Hümayun (1775) ve Mühendishane-i Berri-yi Hümayun’un (1795), Kara Harp Okulunun ve Deniz Harp Okulunun başlangıcını oluşturur.


51. Soru

İbrahim Müteferrika Matbaası'nın 1795’te kapanmasından sonra kurulan matbaa nerede ve ne zaman kurulmuştur?

Cevap

İbrahim Müteferrika Matbaası 1795’te kapanır. Ancak 1797’de Mühendishane-i Berriyi Hümayun bünyesinde tamamen ders malzemelerinin basımına hizmet etmek üzere
bir matbaa kurulur (Beydilli, 2006, s. 516). Beydilli, o sırada başka bir Türk matbaasının olmaması sebebiyle bu matbaanın Türk matbaacılığı açısından önemli olduğunu belirtir.


52. Soru

Kütüphanesinde otuz beş ciltlik Fransız Ansiklopedisi bulunan mühendishane hangisidir?

Cevap

Mühendishane-i Berrî Hümayun'un kütüphanesinde, otuz beş ciltlik Fransız Ansiklopedisi’nin bulunması, kurumun dikkate değer bir özelliğidir.


53. Soru

Lale Devri’nin başlangıç yıllarında, İngiliz büyükelçisinin eşi olarak İstanbul’a gelen gezgin kimdir?

Cevap

Lale Devri’nin başlangıç yıllarında (1718) İstanbul’a gelerek iki yıl kalan Lady Mary Wortley Montagu, İstanbul’a gelen gezginlerden en bilinenidir. İngiliz büyükelçisinin eşi olarak İstanbul’a gelen Montagu’nün Avrupa’daki arkadaşlarına yazdığı, ölümünden sonra Şark Mektupları başlığıyla yayımlanmış olan mektupları, dönemi anlatan belge
niteliğindedirler.


54. Soru

Hangi ferman ile Osmanlı Sultanı Abdülmecit, yeni bir devlet yapılanmasını müjdelemiş, bu yeni devlet yapılanması için gerekli olan “halk” kavramını ileri sürmüştür?

Cevap

Tanzimat Fermanı’yla (1839) yeni bir devlet yapılanmasını müjdeleyen Osmanlı Sultanı Abdülmecit, fermanın ilk cümlesinden itibaren bu yeni devlet yapılanması için gerekli olan “halk” kavramını ileri sürer.


55. Soru

Osmanlı,  Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik akımı için ne gibi tedbirler almıştır?

Cevap

Osmanlı, Fransız İhtilali’nin dünyaya yaydığı ve özellikle de imparatorlukları tehdit eden modern bir düşünce olarak milliyetçilik anlayışına karşı da birtakım tedbirler geliştirmek durumundadır. Çünkü çok çeşitli dil, din ve milletleri barındıran imparatorluk yapısını bir arada tutmak, milliyetçilik karşısında bütünlüğünü sürdürmesini beklemek oldukça
zorludur. Fransız İhtilali dolayısıyla Avrupa’da meydana gelen ve gelmesi mümkün olan değişimleri iyi okuyan Osmanlı, küçük milliyetçilikler fikrini kendine dönüştürerek dinin getirdiği birlik fikrinden uzaklaşmaya ve millî bir devlet görünümünü kazanmayı ister. II. Mahmut’un saltanat yılları bu anlamda önemli adımlara sahne olur. Sultan II. Mahmut, “Ben tebamdan Müslümanları camide, Hristiyanları kilisede, Yahudileri havrada görmek isterim.” sözü bu anlamda bir Osmanlı milleti yaratma çabasının ilk ifadelerinden sayılabilir. Osmanlı coğrafyası için dinin birleştirici değil ayırıcı olduğunu fark eden II. Mahmut, kendi topraklarında yaşayan herkesi “Osmanlı milleti”nden kabul etmektedir. Bu yapay bir millet ve milliyetçilik anlayışıdır.
















Yenileşme Hareketleri (Kurumlar)

1. Soru

Osmanlı devlet felsefesinin anahtar kavramı nedir?

Cevap

Osmanlı devlet felsefesinin anahtar kavramı adalettir. Adalet yönetimin temel dayanağını oluşturduğu gibi devlet örgütlenmesinin de yapı taşı durumundadır. Buna göre örgütlenen devlet sistemini “daire-yi adliye” yani adalet dairesi eksenine göre düşünmek gerekir.


2. Soru

Adalet dairesi nasıl formüle edilmektedir?

Cevap

Adalet dairesinin şu şekilde formüle edildiği görülmektedir: “1. Devlet ve mülk, yani ülke ve insanı birleştirerek devlet kuracak iktidara sahip olmak, diğer bir ifadeyle hâkimiyeti elde bulundurmak, sağlam bir orduyu gerektirir. 2. Ordunun teşkili ve bakımı hükümdarın servet sahibi, devletin zengin olmasına bağlıdır. 3. Devletin zengin olması için, halkın zengin ve müreeh olması şarttır. 4. Halkın refahı ve zengin olması da kanunların adil olmasına bağlıdır. 5. Devlet ve mülk olmadan adaleti sağlamak da mümkün değildir. Bunlardan biri yok oldu mu, her şey yok olur, ne devlet kalır ne de mülk yani hâkimiyet.” (Yediyıldız, 1993, s. 12/306-307).


3. Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik yapısı nasıldır?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin klasik yapısı yönetimin saray ve padişah etrafında örgütlendiği bir kurumlar dizisinden oluşur. Bu ilk dönemde devlet yönetiminde daha çok Türk kökenli beylerin etkili olduğu da görülmektedir. Fatih Sultan Mehmet (1432-1481) döneminden itibaren Osmanlı devlet yapısında belirgin değişiklikler görülmüştür. Bunları bir kanunname ile düzene koyan Fatih, devletin temellerini yeniden biçimlendirmiştir.


4. Soru

Osmanlı Devleti’nin yapısı kaç kesimden oluşmaktadır? Bunlar nelerdir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin yapısını merkez ve taşra teşkilatı olarak iki kısımdan oluşan idari, askerî, mali, ilmî ve adli organizasyonlar oluşturur. Merkez teşkilatı, padişahın merkezi konumuyla şekillenen Divan-ı Hümayun, saray teşkilatı, Babıâli, askerî teşkilat ve maliye dairelerinden oluşur. Taşra teşkilatı da yine merkezî yapıya benzer bir şekilde örgütlenmiş organizasyon yapısına sahiptir.


5. Soru

Osmanlı Devleti’nde Osman Bey’den sonra devlet anlayışında ne gibi değişimler olmuştur?

Cevap

Osmanlı Devleti başlangıçtan itibaren Kayı boyundan bir hükümdarın yönetiminde bulunmuştur. Ülke eski Türk devlet anlayışına göre her ne kadar hanedana, yani aileye ait kabul edilse de özellikle Osman Bey’den sonra ülkede mutlak hâkimiyet sahibidir. Hükümdar, bütün sistemin merkezidir.


6. Soru

Osmanlı Devletinde, 1299’daki kuruluştan 1922’ye kadar geçen süre içerisinde kaç padişah tahta çıkmıştır?

Cevap

Osmanlı Devletinde, 1299’daki kuruluştan 1922’ye kadar geçen süre içerisinde 36 padişah tahta çıkmış- tır. 46 yıl hükümdar olan I. Süleyman (Kanuni, 1520-1566) en uzun, 93 gün padişahlık yapan V. Murat (1876) en kısa süre tahtta kalan padişahlardır.


7. Soru

Osmanlı padişahlarına, ilk zamanlarda bey, gazi gibi unvanlar verilirken Fatih Sulan Mehmet’ten sonra bu durum nasıl bir değişim geçirmiştir?

Cevap

Osmanlı padişahlarına, ilk zamanlarda bey, gazi denirken Fatih Sultan Mehmet’ten sonra han, hakan, şah, padişah, hünkâr gibi unvanlar kullanılmıştır. Ayrıca İstanbul’un fethinden sonra Doğu Roma’nın da hükümdarı olmak sıfatıyla imparator, Yavuz Sultan Selim’in (1470- 1520) Mısır seferinden sonra (1517) hilafeti İstanbul’a getirmesiyle birlikte “Hadimü’l-Harameynü’ş-Şerifeyn”, “Halife-i Rûy-i Zemin”, “Emirü’l-Mü’minin” denmiştir.


8. Soru

Osmanlı padişahlarının, hükümdarlıklarının işareti olan bazı nesneler nelerdir?

Cevap

Osmanlı padişahlarının, hükümdarlıklarının işareti olan bazı nesneler vardır:

• Hükümdarlık makamı olan taht,

• Hâkimiyeti gösteren tuğlar,

• Padişahın adının, baba adının, “han, şah, elmuzaffer” gibi bir sıfatının bulunduğu ve özel bir kaligrafiyle yazılan tuğra,

• Altından yapılan ve sadrazamda bulunan mühür,

• Padişah adına yazılan ve üzerinde padişahın mührünün bulunduğu, içeriğine göre ferman, berat, menşûr, hatt-ı hümayunları ifade eden hattı şerifler,

• Sancak-ı şerif diye de adlandırılan, Kanuni dönemine kadar dört taneyken daha sonra yedi adet olan ve hükümdarlığın göstergesi kabul edilen saltanat sancakları. Bu sancaklar seferde çıkarılır ve savaş sırasında padişahın arkasında, kendisi savaşa çıkmamışsa veziriazamın arkasında bulunurdu.

• Son saltanat alameti ise mehterhanedir. Osmanlılara Selçuklulardan geçmiş bir saltanat âdeti olan “mehterhane-i hümayun”, “mehterhane-i hakanı” hükümdarlığın işaretleri arasında sayılmıştır.


9. Soru

Osmanlı Devleti’nde vezirlik yapısı nasıldır?

Cevap

Yönetim yetkisi ve tartışmasız otorite padişaha ait olmakla birlikte, yine Türk-İslam devlet geleneğinde var olan ve Osmanlılar tarafından devralınmış bulunan vezirlik kurumu padişahın icra gücünün en önemli ayağını oluşturur. İlk defa Orhan Gazi tarafından kardeşi Alâeddin Paşa vezir yapılmış, ilk zamanlarda tek vezir bulunurken, I. Murat’tan itibaren önce ikiye çıkarılmış, daha sonra ise sayıları artmıştır. Birden fazla vezirin bulunması onlardan birinin başvezir yapılmasını gerekli kılmıştır.


10. Soru

Veziriazamın görev ve yetkileri nelerdir?

Cevap

Veziriazamın görev ve yetkileri şöyle sıralanabilir: Cevap: a) Padişahın mutlak vekili sıfatıyla Divan-ı Hümayunu yönetmek, divan üyelerinin gündeme getirdikleri konuları görüşmek ve ülkenin düzeniyle ilgili konularda kanunnameler hazırlayıp ilgili bölgelere göndermek; b) Divan-ı Hümayunda yetişmeyen işleri ikindi veya paşa kapısı divanı denilen divanda görüşüp karara bağlamak; c) Yeniçeri ağası, iktisap ağası, İstanbul kadısı, subaşı gibi görevlileri yanına alarak başkent İstanbul’un esnafını ve tersanelerini denetlemek; d) Devlet görevlilerini Padişah adına atamak, görevden almak ve yükselmelerine karar vermek (Altan, 2012, s. 36).


11. Soru

Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilatında devlet yönetimiyle ilgili önemli kurumlar nelerdir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilatında devlet yönetimiyle ilgili olarak üç önemli kurum bulunmaktaydı. Bunlar Divan-ı Hümayun, Bâb-ı Âsâfi (Bâb-ı Âli, Vezir Kapısı) ve Bâb-ı Defterî (Defterdar Kapısı)’dir. Ayrıca her kurumun kendisine ait sekretaryasını yürü- ten kalemleri bulunmaktadır. Şüphesiz bunların içinde en önemlisi Divan-ı Hümayun’dur.


12. Soru

Divan-ı Hümayun nedir?

Cevap

Divan-ı Hümayun, klasik Osmanlı devlet yönetiminin temel organıdır. Divanda gelen davalar karara bağlanır, dış ve iç bürokratik konular görüşülür, hükümdarın ve devletin maliyesi ele alınırdı. Divan herkese açıktı; hangi millet ve dinden olursa olsun, kadınerkek yerel mahkemelerde haksızlığa uğradığını düşünen, askerî sınıflardan şikâyetçi olan, valilerden yakınan herkes Divan-ı Hümayun’a başvurup sorununun ele alınmasını isteye bilirdi. Divan-ı Hümayun, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin en yüksek yargı organıdır.


13. Soru

Kazaskerlik kurumunu açıklayınız.

Cevap

Kazaskerlik kurumu I. Murat devrinde 1361’de oluşturulmuş ve ilk Osmanlı kazaskeri olarak Çandarlı Kara Halil (ö. 1387) atanmıştır. Fatih devrinin sonlarına doğru devletin genişlemesiyle birlikte tek kazaskerliğin işlere yetişememesi göz önünde bulundurularak ikinci bir kazaskerlik kurulmuştur. Buna göre Osmanlı Devleti’nde, Yavuz Sultan Selim döneminde Suriye ve Mısır topraklarının fethedilmesi dolayısıyla kısa süreliğine uygulanıp kaldırılan Arap ve Acem kazaskerliği sayılmazsa İmparatorluğun sonuna kadar Rumeli ve Anadolu kazaskeri olarak iki kazaskerlik bulunmuştur. Divan protokolünde vezirlerden sonra Rumeli, onun ardından da Anadolu kazaskeri gelirdi. Anadolu kazaskeri terfi ettiğinde Rumeli kazaskeri, Rumeli kazaskeri terfi ettiğinde şeyhülislam olarak atanırdı.


14. Soru

Defterdar kurumunu açıklayınız.

Cevap

Defterdar, defter tutan anlamına gelen ve Türkİslam devletlerinde mali işlerden sorumlu görevlidir. Fatih Kanunnamesi’ne göre padişahın malının vekili olarak defterdar görevlendirilmiştir. Başdefterdar, Osmanlı Devleti’nin en yüksek maliye görevlisidir. Başdefterdarın divandaki yeri kazaskerlerden sonraydı. Sadece salı günü yapılan divan sonunda, veziriazamın olurunu aldıktan sonra padişaha arza gider ve kendisiyle ilgili konularda bilgi verirdi. 15. yüzyıldan sonlarında II. Bayezit’in (1447-1512) hükümdarlığı sırasında (1481-1512) Rumeli ve Anadolu defterdarlıkları da kurulmuş, Yavuz Sultan Selim zamanında ise Arap ve Acem defterdarlığı oluşturulmuştur. Daha sonra defterdarlık görev alanları içinde yer alan İstanbul boğazındaki yalılar şıkk-ı sani adıyla, Tuna nehri havzasındaki haslar ise şıkk-ı salis adıyla yeni defterdarlıklar olarak kurumlaştırılmak istenilmiştir. 


15. Soru

Osmanlılarda bilinen ilk saray kim tarafından nereye yaptırılmıştır?

Cevap

Osmanlı yönetiminin sembolü olan saray, hem mecazi hem de gerçek anlamda devletin kalbi durumundadır. Osmanlılarda bilinen ilk saray Bursa’da Orhan Gazi’nin kale dibine yaptırdığı saraydır. Söz konusu saray, devlet merkezi Edirne’ye taşındıktan sonra Eski Saray diye anılmıştır.


16. Soru

Osmanlı Devleti’nin en uzun süre yönetim merkezi olarak kullandığı saray hangi saraydır?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin en uzun süre yönetim merkezi olarak kullandığı saray Topkapı Sarayı’dır. Sarayburnu denilen İstanbul’un Avrupa yakasının Marmara Denizi ile Boğaz ve Haliç’i aynı anda gören bir mevkisinde Fatih Sultan Mehmet tarafından 1465-1478 yılları arasında yaptırılan Topkapı Sarayı yaklaşık 350 yıl Osmanlı saray halkına ikametgâh olmuştur.


17. Soru

Osmanlıların en uzun süre kullandıkları Topkapı Sarayı’nın fiziki bölümlendirilmesi nasıldır?

Cevap

Osmanlıların en uzun süre kullandıkları Topkapı Sarayı’nın fiziki bölümlendirilmesini incelemek bize Osmanlı devlet yapısı içerisinde sarayın işlevini de gösterecektir. Bu yapıda görüldüğü üzere Saray içten dışa doğru Harem, Enderun ve Bîrun bölümlerinden oluşur. Topkapı Sarayına Bâb-ı Hümayun, Bâbü’s-Selam ve Babu’s-Saade adlı üç ana kapıdan girilir. Her kapı aslında iç içe iki kapıdan oluşur ve aralarında çeşitli koğuş ve dairelere açılan kapılar vardır. Bina dört avlu, Harem, Hasbahçe (Gülhane Parkı) ve diğer bahçelerden oluşur. Binanın etrafı yüksek duvarlarla çevrilidir. Bâb-ı Hümayun, sarayın Ayasofya tarafından girilen kapısıdır. Buradan girildiğinde Alay Meydanı denilen birinci avluya girilir. Buraya halk da haanın belirli günlerinde girebilir. Bâb-ı Hümayun’u Babü’s-Selam’a bağlayan ağaçlıklı yol, padişahların cülus merasimlerinde, sefere ve cuma selamlığına çıkarken kullandıkları yoldur.


18. Soru

Saray içerisinde yer alan Harem yapısının işlevi nedir?

Cevap

Harem, padişahın ailesinin kaldığı bölümdür. Osmanlı sarayında Harem aynı zamanda kadınlar için bir eğitim kurumudur. Elbette dünyanın hemen bütün diğer saraylarında olduğu gibi dışa kapalı bir mekândır.


19. Soru

 Saray içerisinde yer alan Enderun yapısının işlevi nedir?

Cevap

Enderun sarayın merkezî bölümü, en hareketli kısmıdır. Burada devşirme olarak alınıp daha önce Edirne, Galata, İbrahim Paşa saraylarında yetiştirilen gençler devlet ve yönetim hizmetleri için eğitilir ve oda adıyla anılan çeşitli yönetim birimlerine görevlendirilerek eğitimlerine devam edilirdi. Ayrıca Enderun bölümünde Hazine-i Hümayun, mukaddes emanetlerin bulunduğu Has Oda gibi önemli bölümler bulunmaktaydı.


20. Soru

Osmanlı Devleti’nin taşra teşkilatı sırasıyla hangi yapılardan oluşmaktadır?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin taşra teşkilatı sırasıyla eyalet, sancak, kaza, nahiye, köy birimlerinden oluşmuştur. Eyaletler de salyanesiz, salyaneli ve imtiyazlı olmak üzere üçe ayrılmış durumda idi. Salyane yıllık vergi anlamında kullanılmaktadır. Salyanesiz eyaletler Anadolu, Rumeli, Erzurum, Diyarbakır vb. olmak üzere tımar sisteminin uygulandığı; arazinin has, zeamet, tımar olarak kaydedildiği ve merkezî otoritenin gücünün daha çok hissedildiği idari bölümlerdir. Salyaneli eyaletler ise senelik belli bir verginin merkeze gönderildiği kalan kısmının ise beylerin emrinde yerinde kullanıldığı Bağdat, Yemen, Mısır, Cezayir gibi merkeze daha uzak olan bölgelerdir.


21. Soru

Osmanlı askerî teşkilatı’nın yapısını ve işleyişini açıklayınız. 

Cevap

Osmanlı askerî teşkilatı da Orhan Gazi zamanında oluşturulmuş atlı ve yaya birliklere dayanmaktadır. Bunlar savaş zamanında belli bir gündelik alır, sefer olmadığı zamanlarda ise kendilerine tahsis edilen arazilerde ziraatla uğraşırlardı. Zaman içerisinde ülkenin genişlemesi ile özellikle Rumeli’ye geçildikten sonra daimî bir ordu ihtiyacı ortaya çıktı. Fetihlerde esir alınan Hristiyan çocuklarının eğitimi ve Türkleştirilmesiyle oluşan Kapı- kulu Ocakları bu daimî ordunun çekirdeğini oluşturmuştur. Daha sonra devşirme yöntemiyle alınan gençlerin eğitilmesiyle oluşan Kapıkulu askerleri İstanbul, Edirne ve Bursa gibi başkentlerde bulunurdu.


22. Soru

Osmanlı Devleti’nin klasik dönemindeki temel eğitim kurumu nedir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin klasik dönemindeki temel eğitim kurumu medrese idi. Sıbyan mektebi ya da mahalle mektebi adıyla anılan ilköğretim aşamasından sonra orta ve yüksek öğrenim kurumları medrese adıyla kurumlaşmıştır. İlk medrese Orhan Gazi tarafından 1330 yılında İznik’te kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet ile Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde iki defa olmak üzere medrese sistemi köklü bir biçimde gözden geçirilmiş ve yapılandırılmıştır.


23. Soru

Osmanlı Devleti’nde vergi gelirleri nasıl sağlanmaktadır?

Cevap

Osmanlı Devleti’nde vergi gelirleri şer’i vergiler olan öşür, haraç ve cizye ile raiyet rüsumu denilen ve Müslüman tebaadan ayrı, gayrimüslim tebaadan ayrı alınan çeşitli vergilerden oluşmakta idi. Osmanlı arazisi, devlete ait mirî arazi, belli bir sahibi olan mülk arazisi ve vakıf arazisi olmak üzere üç kategoride değerlendirilmiştir. Kelime olarak onda bir anlamına gelen öşür Osmanlı Devleti’nde fethedilen topraklar mirî malı yani devlete ait sayıldığı için Müslüman ve gayrimüslim ayırımı yapılmaksızın bölgelere göre 1/10, 1/8, 1/6, 5/10 gibi oranlarda vergi alınmıştır. Tımar sistemi ise devletin zirai faaliyetler ile askerî faaliyetlerini bütünleştiren bir sistemdir. Tımar sisteminin başarıyla uygulandığı öşür vergisi, tımarlı sipahilere devredilmiştir.


24. Soru

Osmanlı Devleti’nde vakıf anlayışı nasıl gerçekleştirilmektedir?

Cevap

Vakıf sistemi insanın öldükten sonra da sevap kazanmasına sebep olacağına inanılan “sadaka-i cariye” (akmaya devam eden sevap) anlayışıdır. Vakıflar, temeli iyilik yapma, insanlara yardım etme düşüncesine dayanan çok çeşitli amaçlarla kurulabilmektedir. Öğrencilerin ihtiyacının karşılanması, bilimle uğraşan insanların desteklenmesi gibi amaçlardan başlayarak mesela Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinde bulunan sokak hayvanlarının beslenmesi gibi maksatlara da bağlanabilmektedir.


25. Soru

Osmanlı Devleti’nde hukuk sisteminin temeli hangi yapıdan oluşmakladır?

Cevap

Osmanlı Devleti’nde hukuk sisteminin temelini oluşturan İslam hukukunun asli ve ikinci olmak üzere iki tür dayanağı bulunmaktadır. Asli olarak kitap (Kur’an), sünnet, icma (müçtehitlerin aynı görüşte birleşmeleri) ve kıyas (bir olay için Kur’an ve sünnette açıkça belirtilmiş bulunan bir yargıyı, hakkında bir hüküm bulunmayan bir konuya uygulamak) olmak üzere dört ana kaynağı bulunmaktadır. Bu ayrıca belirtmeye gerek olmaksızın tamamen dinî kaynaklara dayalı bir hukuk sisteminin öngörülmüş olduğunu ortaya koymaktadır.


26. Soru

Osmanlı Devleti’ndeki iyileştirme çalışmalarını 18. yüzyılın başından itibaren başlatan ve bunu sistem haline getiren padişah kimdir?

Cevap

Osmanlı Devleti’ndeki iyileştirme çalışmalarını 18. yüzyılın başından, III. Selim’in Nizam-ı Cedit girişiminden başlatmak yaygın kabul gören bir anlayıştır. Her ne kadar daha önce de kimi padişahların iyileştirme, düzeltme çabaları olmuşsa da bu padişah tarafından yapılan çalışmaların sistemli ve bütüncül bir nitelik taşıması bu dönemden başlayarak sonuna kadar İmparatorluğun reform çalışmalarının birbirini izleyen ve hemen hepsinin aynı doğrultuda kabul edilebileceği EDB108U-YENİ TÜRK EDEBİYATINA GİRİŞ-II Ünite 3: Yenileşme Hareketleri (Kurumlar) 4 zincirleme bir ıslahat süreci olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır.


27. Soru

Yasama organı niteliğini taşıyan ilk Osmanlı meclisinin adı nedir?

Cevap

Divan-ı Hümayun’un yasama görevini üstlenmek üzere danışma meclisleri kurulmuş- tur. Yasama organı niteliğini taşıyan ilk Osmanlı meclisi “Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye”


28. Soru

Askerî teşkilattaki bozulmaya karşı alınan tedbirler nelerdir?

Cevap

Askerî teşkilattaki bozulmaya karşı tedbir almak için 17. yüzyıldan itibaren çeşitli çalışmalar yapılmıştır. II. Osman’ın bu uğurda canından olduğu kaydedilmektedir. Bu yüzyıldaki iyileştirme hareketleri genellikle Kanuni dönemindeki yapıya dönme arayışları şeklinde olmuştur. 18. yüzyıla gelindiğinde ise Batılı devletlerin askerî üstünlüğünü kabul edecek bir biçimde Avrupaî düzenlemeler düşünülmeye başlanılmıştır. Bu konuda I. Mahmut (1696-1754) Fransa’dan Comte de Boneval’i (Humbaracı Ahmet Paşa (1675-1747)) getirerek humbaracı ocağında ıslahat yaptırdı. 1734 tarihinde “Hendesehane” adlı subay okulu açıldı. Bu okul III. Selim zamanında kurulacak olan Mühendishane-i Berri-yi Hümayun’un çekirdeğini oluşturacaktır. III. Mustafa (1757-1774) Baron de Totte (1733-1793) adlı uzmana sürat topçuları ocağını açtırdı. III. Mustafa zamanında Rus donanmasının Çeşme’de Osmanlı donanmasını yakması (1870) üzerine deniz mühendislik okulu olan Mühendishane-i Bahri-yi Hümayun açılmıştır (1775). Ayrıca donanma personelinin kışlalarda sürekli eğitim yapan birliklere dönüşmesi sağlanmıştır. I. Abdülhamit, İstihkâm Okulunu açtı (1784).


29. Soru

II. Mahmut döneminde açılan eğitim kurumları örnekleri nelerdir?

Cevap

Tanzimat’tan sonra sivil yüksekokullar da açılmaya başlanılmıştır. Osmanlı yenileşmesinin en önemli faktörlerinin başında II. Mahmut’tan itibaren her düzeyde açılan eğitim kurumları gelmektedir. Bu dönemde eski sıbyan mekteplerinin yerine “ibtidai” adı verilen ilköğretim okulları açılmıştır. İlköğretim yedi yaşına basan her çocuk için İstanbul’da zorunlu hale getirilmiştir. 1838’de ise ilköğretimden sonraki basamak olarak rüştiyeler açılmıştır. Rüştiyelerin ilkokul seviyesindeki ibtidailer ile lise seviyesindeki idadiler arasında bulunması sebebiyle bugünkü ortaokul düzeyinde olduğu veya buna benzer bir ara dönem oluşturduğu söylenebilir. Sultan Abdülaziz döneminde kurulan Mekatip-i Umumiye Nazırlığı (1848) birçok rüştiye ve idadi açılmasını sağlamıştır. Bu okulların plan ve programları düzenlenmiştir. Bununla birlikte ilk açılan rüştiye olan Mekteb-i Maarif-i Adliye’nin Babıâli kalemlerindeki memurların bilgilerini artırmak için açıldığı ve 1852’ye kadar arka arkaya açılan rüştiyelerin Ulum-ı Edebiye (1839), Daru’l-Muallimin (1848), Daru’l-Maarif (1849) adlarını taşıdığı ve bu kısa zamanda İstanbul’daki rüştiye sayısının onu geçtiği görülmektedir.


30. Soru

Tanzimat Döneminde medreselerin yanı sıra öğretim vermek üzere açılan yüksek öğretim kurumları nelerdir?

Cevap

Tanzimat Döneminde medreselerin yanı sıra öğretim vermek üzere açılan yüksek öğretim kurumları da bulunmaktadır. Bunların başında, 1846’da karar verildiği halde 1863’te açılan Darülfünun gelmektedir. Bu tarihte Darülfünun daha çok halka açık konferanslar veren bir kurum niteliği taşımaktadır (Dölen, 2008, s. 1). 1865’te okulun bulunduğu bina yanınca kapatılan Darülfünun 1869’da tekrar kurulmuş ve 1870’te İlahiyat ve Edebiyat, Hukuk, Ulum-ı Tabiiyye ve Riyaziyyat adlarıyla üç fakültede öğretime başlamıştır. Darülfünun tecrübesi, sık sık kapanıp yeniden açılarak devam etmiş ve bugünkü İstanbul Üniversitesinin temelini oluşturmuştur.


31. Soru

Osmanlı modernleşmesi sürecinde mali işler alanında yapılan iyileştirme ve yenilikler nelerdir?

Cevap

Osmanlı modernleşmesi sürecinde diğer alanlarda olduğu gibi mali işler konusunda da iyileştirme, geliştirme veya yeniden kurma tarzında kurumsal çalışmalar yapılmıştır. II. Mahmut’un yeniçeri ocağını kaldırmasından sonra girişilen bir dizi iyileştirme çabasının içerisinde mali konulardaki düzenlemeler de bulunmaktaydı. Bu bağlamda klasik dönemde dış hazine olarak bilinen devletin hazinesi üç ayrı teşkilata ayrılmıştır. Bunlar şıkk-ı evvel defterdarının yönetiminde Hazine-i Âmire, yeni kurulan ordunun masrafları için oluşturulan ve müstakil bir defterdarın yönetiminde bulunan Mansure hazinesi ve bir nazırın yönetiminde oluşturulan Darphane hazinesidir. Bu üç ayrı yapı uyumlu bir çalışma gösterememiş, özellikle Hazine-i Amire defterdarı ile Darphane nazırı sürekli çatışma halinde olmuşlardır. Bu yüzden şıkk-ı sani ve şıkk-ı salis kaldırılarak Hazine-i Âmire defterdarlığı kapatılmış ve Darphane nezareti ile birleştirilerek Darphane-i Âmire Defterdarlığı adıyla bir bakanlık kurulmuştur.


32. Soru

Tanzimat Döneminde hukuk alanında yapılan düzenlemeler nelerdir?

Cevap

Tanzimat Döneminde hukuk alanında yapılan düzenlemeler genellikle Batı ülkelerinde alınan hukuki prensipleri getirmekteydi. Bu bağlamda her iki hukuk sisteminin bir arada uygulanmaya çalışıldığı söylenebilir. Klasik dönemde şer’iye mahkemelerinden oluşan tek tip yargı sisteminin yerine Tanzimat Döneminde farklı mahkemeler de kurulmaya başlanmıştır. Osmanlının sonuna kadar sürecek olan bu ikili yapı Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte ortadan kaldırılmıştır. Bu dönemde kurulan veya varlığını devam ettiren mahkemeler şunlardır: Şer’iye mahkemeleri, ticaret mahkemeleri, nizamiye mahkemeleri, cemaat ve konsolosluk mahkemeleri, idare mahkemeleri, askeri mahkemeler.


33. Soru

Mecelle nedir? 

Cevap

Mecelle, İslam hukukunun muamelat bölümündeki hükümlerin tedvin edilmesinden oluşur. İlk medeni kanun olarak kabul edilir. Aslında Mecelle, o dönemde faaliyette olan şer’iye mahkemeleri hâkimi, kadıları için değil, İslam hukuku konusunda yetersiz olan Yenileşme Hareketleri (Kurumlar) 5 nizamiye mahkemesi hâkimleri için hazırlanmıştır. Mecelle’de düzenlenmiş bulunan eşya, borçlar ve usul hukuku hükümleri Müslüman, gayrimüslim bütün Osmanlı vatandaşları için uygulanacaktır. Aile ve miras hükümleri ise Mecelle’de düzenlenmemiştir. Mecelle aynı zamanda İslam hukuku ile Batı hukuku arasında bir uzlaştırma çalışması niteliği taşır.


34. Soru

Osmanlı'da yenileşme hareketlerini kurumlar bazında değerlendiriniz.

Cevap

Osmanlı İmparatorluğu’ndaki değişme süreci, özellikle ve öncelikle yukarıdan aşağıya, devletten halka doğru uygulanmıştır. Bu yüzden de birçok değişimin başlatıcısı ve sürükleyicisi üstyapıdaki kurumsal değişmeler olmuştur. Kurumsal değişmelerin özünü ise Batı karşısındaki gerileme ve çöküşün durdurulmasını hedefleyen arayışlar oluşturur. Elbette bu arayışlar da öncelikle, kaybedişin başladığı nokta olarak görülen askerlik alanından başlayarak sırasıyla eğitim ve bürokrasi kurumlarında gerçekleşmiştir.


35. Soru

Osmanlı Devleti kurumsal temellerini ne üzerine kurmuştur?

Cevap

Osmanlı Devleti, daha önceki Türk-İslam devletlerinin yapısal özelliklerinin üzerine kurulmuştur. İslam öncesi Türk devlet geleneğinden, Selçuklu ve İlhanlı devletlerinin yönetim biçiminden, İran ve Anadolu’da daha önce hüküm sürmüş olan Sasani ve Bizans devlet kurumlarından etkilenerek oluşan bir devlet yapısına sahip olduğu tarihçilerin genellikle kabul ettiği bir görüştür. Özellikle kuruluş dönemlerinde Türk töresine uygun yönetim usulleri uygulanmıştır.


36. Soru

Osmanlı devlet felsefesinin anahtar kavramı nedir, açıklayınız?

Cevap

Osmanlı devlet felsefesinin anahtar kavramı adalettir. Adalet yönetimin temel dayanağını oluşturduğu gibi devlet örgütlenmesinin de yapı taşı durumundadır. Buna göre örgütlenen devlet sistemini “daire-yi adliye” yani adalet dairesi eksenine göre düşünmek gerekir.


37. Soru

Osmanlı beyliğinde ihtiyar meclisi hakkında bilgi veriniz.

Cevap

Osmanlı Devleti, 1071’den itibaren Türkleşen Anadolu coğrafyasında Selçuklu Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte öne çıkan beyliklerden birisi idi. Başlangıçta aşiret reisi, uç beyi, birleşik aşiretlerin reisi durumunda olan Osman Gazi (1258-1326), fetihlerde kendi komutasına bağlı aşiretlerle birlikte hareket eder ve kararlar genellikle aşiretin ihtiyar meclisinde alınır, eşit söz hakkı ile politika ortaklaşa belirlenirdi. Şüphesiz aşiretler arasındaki anlaşmazlıklarda arabuluculuk görevi Osman Bey’e aitti. 


38. Soru

Osmanlı'da düzenli devlet yapısına ve yerleşik kurumların oluşturulmasına ne zaman ihtiyaç duyuldu?

Cevap

Toprakların genişlemesi ve devletin yönetimindeki toplulukların çoğalması ile basit aşiret kurallarının yeterli olamayacağı görüldü. Bunu yerine düzenli devlet yapısına ve yerleşik kurumların oluşturulmasına ihtiyaç duyuldu.


39. Soru

Osmanlı devlet yapısının ilk kurumları kim tarafından oluşturulmaya başlanmıştır?

Cevap

Orhan Gazi (1281-1362) ve I. Murat (1326-1389) dönemlerinde Osmanlı devlet yapısının ilk kurumları oluşturulmaya başlanıldı. Böylece yönetim, askerlik, ekonomi ve sosyal alanlarla ilgili bir yapılanmaya gidildi.


40. Soru

Osmanlı devlet teşkilatı kaça ayrılır? Nelerdir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin yapısını merkez ve taşra teşkilatı olarak iki kısımdan oluşan idari, askerî, mali, ilmî ve adli organizasyonlar oluşturur.


41. Soru

Osmanlı'da merkez teşkilatı hangi kurumlardan oluşur?

Cevap

Merkez teşkilatı, padişahın merkezi konumuyla şekillenen Divan-ı Hümayun, saray teşkilatı, Babıâli, askerî teşkilat ve maliye dairelerinden oluşur. 


43. Soru

En uzun ve en kısa süre tahtta kalan padişahlar kimlerdir?

Cevap

46 yıl hükümdar olan I. Süleyman (Kanuni, 1520-1566) en uzun, 93 gün padişahlık yapan V. Murat (1876) en kısa süre tahtta kalan padişahlardır.


44. Soru

Osmanlı padişahlarının, hükümdarlıklarının işareti olan nesnelerden en az üç tanesini yazınız?

Cevap

1- Taht

2- Tuğlar

3- Tuğra

4- Mühür

5-  Hatt-ı Şerifler

6- Sancak-ı Şerif

7- Mehterhane


45. Soru

Osmanlı'da vezirlik kurumunu özetleyiniz.

Cevap

Yönetim yetkisi ve tartışmasız otorite padişaha ait olmakla birlikte, yine Türk-İslam devlet geleneğinde var olan ve Osmanlılar tarafından devralınmış bulunan vezirlik kurumu padişahın icra gücünün en önemli ayağını oluşturur. İlk defa Orhan Gazi tarafından kardeşi Alâeddin Paşa vezir yapılmış, ilk zamanlarda tek vezir bulunurken, I. Murat’tan itibaren önce ikiye çıkarılmış, daha sonra ise sayıları artmıştır. Birden fazla vezirin bulunması onlardan birinin başvezir yapılmasını gerekli kılmıştır.


46. Soru

Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilatında devlet yönetimiyle ilgili olarak üç önemli kurumu belirtiniz?

Cevap

-Divan-ı Hümayun

-Bâb-ı Âsâfi (Bâb-ı Âli, Vezir Kapısı)

-Bâb-ı Defterî (Defterdar Kapısı)


48. Soru

Çandarlı Halil kimdir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin ilk döneminde İznik, Bilecik, Bursa kadılıkları yaptıktan sonra, ilk Osmanlı kazaskerliği unvanını almış; daha sonra ise ilk veziriazam olmuştur. Halil Paşa’nın devletin kurumlaşmasında da etkili olduğu özellikle devşirme sisteminin onun önerisiyle kurulduğu belirtilmektedir.


49. Soru

Osmanlı'da taşra teşkilatı hakkında kısaca bilgi veriniz?

Cevap

Osmanlı Devleti, taşra yönetimi için bir bölgeye esas olarak iki yönetici gönderirdi. Bunlar, yürütmeyi üstlenecek olan bey ile yargıyı üstlenecek olan kadıdır. Bu, taşra teşkilat yapısının temelini oluşturur. Bu çerçevede yerel yöneticiler beylerbeyi, sancak beyi ve kadı olarak belirtilebilir. Elbette bu yöneticilere yardımcı olmak üzere görevlendirilen subaşı, şehir kethüdası, kapı kethüdası, dizdar, miralay, çeribaşı (serasker), mütesellim, muhassıl, mutasarrıf, âyan, müftü, naip, müderris, mütevelli, imam vb. gibi görevliler bulunmaktadır.


50. Soru

Osmanlı'da askeri teşkilat hakkında kısaca bilgi veriniz?

Cevap

Osmanlı askerî teşkilatı da Orhan Gazi zamanında oluşturulmuş atlı ve yaya birliklere dayanmaktadır. Bunlar savaş zamanında belli bir gündelik alır, sefer olmadığı zamanlarda ise kendilerine tahsis edilen arazilerde ziraatla uğraşırlardı. Zaman içerisinde ülkenin genişlemesi ile özellikle Rumeli’ye geçildikten sonra daimî bir ordu ihtiyacı ortaya çıktı. Fetihlerde esir alınan Hristiyan çocuklarının eğitimi ve Türkleştirilmesiyle oluşan Kapıkulu Ocakları bu daimî ordunun çekirdeğini oluşturmuştur. Daha sonra devşirme yöntemiyle alınan gençlerin eğitilmesiyle oluşan Kapıkulu askerleri İstanbul, Edirne ve Bursa gibi başkentlerde bulunurdu. Tamamen padişaha bağlı olan bu ordunun en büyük bölümü Yeniçeri sınıfları idi. Kapıkulu ordusu askerleri üç ayda bir ulufe adıyla anılan maaş alır ve ömür boyu askerlik yaparlardı. Bunların evlenmeleri ve ticaretle uğraşmaları yasaktı.


51. Soru

Osmanlı'da eğitim ve bilim kurumları hakkında kısaca bilgi veriniz?

Cevap

Osmanlı devlet teşkilatının seyfiye (ümera) ile birlikte iki temel taşından birisi de ilmiye teşkilatıdır. Bu teşkilatın üyeleri, medreselerde eğitim gördükten sonra, devletin hukuk, bürokrasi ve dinî işlerle ilgili alanlarında hizmet vermek üzere görevlendirilirlerdi. İlmiye sınıfının en yüksek makamları şeyhülislamlık ve kazaskerliktir. İlmiye sınıfı işlevleri bakımından üç kategoride değerlendirilmiştir. Bunlar, eğitim-öğretim hizmetleri, yargı işleri ve fetva görevi, yani din işleridir.

Osmanlı Devleti’nin klasik dönemindeki temel eğitim kurumu medrese idi. Sıbyan mektebi ya da mahalle mektebi adıyla anılan ilköğretim aşamasından sonra orta ve yüksek öğrenim kurumları medrese adıyla kurumlaşmıştır. İlk medrese Orhan Gazi tarafından 1330 yılında İznik’te kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet ile Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde iki defa olmak üzere medrese sistemi köklü bir biçimde gözden geçirilmiş ve yapılandırılmıştır.


52. Soru

Osmanlı devlet teşkilatındaki bozulmanın gerekçelerini özetleyiniz.

Cevap

Klasik Osmanlı Devleti’nin kurumsal yapısı, ülkenin genişlemesi, idare ve eğitim sistemindeki disiplinsizlikler, kendini yenileyemeyen yapısal atalet; mücadele halinde olunan Batı toplum ve ülkelerindeki gelişmelerden habersiz bulunmak gibi sebeplerle çözülmüştür.


53. Soru

Mecelle’nin Türk hukuk sistemi içerisindeki yerini tanımlayınız.

Cevap

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye adıyla anılan çalışma, İslam hukuk ilkeleriyle Batı hukuku ilkelerini birleştirmek isteyen, modern tarzdaki ilk kanun çalışmasıdır. Mecelle’de bulunan birçok ilke aynı zamanda halk arasında özlü söz olarak yaygınlaşmıştır











Tanzimat Ve Islahat Fermanları

1. Soru

Batılılaşma süreci nasıl başlamıştır?

Cevap

18. yüzyıldan itibaren ise güç dengelerinin Avrupa devletleri lehine ve Osmanlı Devlet’inin aleyhine dönmeye başladığı görülüyor. Bu çerçevede Batı karşısında yüzyıllardır süregelen karşıtlık ilişkisi de değişmeye mecbur kalmıştır. Devlet çöküşü durdurmak için şimdiye kadar düşman olarak konumlandırdığı Avrupa devletlerinin yükselmesini sağlayan faktörleri almak ve uygulamak durumunda kaldı. Bu, modernleşme veya Batılılaşma denilen sürecin başlaması demektir.


2. Soru

Osmanlı’daki iyileştirme hareketleri nelerdir?

Cevap

Tarihçiler Osmanlıdaki iyileştirme hareketlerini iki devreye ayırırlar. Bunlardan ilki iyileştirme düşüncesinin Osmanlı kültür ve tarihinin kendi ihtiyaçlarından doğduğu düzenlemelerdir. İkincisi ise Tanzimat Dönemini hazırlayan ve içeren, iyileştirme düşüncesinin kaynağında Avrupa kültür ve medeniyetinin bulunduğu devredir.


3. Soru

. Batılılaşma sürecinin başlangıcını oluşturan nedir?

Cevap

İkinci devredeki iyileştirme hareketlerinin başlangıcı III. Ahmet zamanına (1703-1730) kadar geri götürülebilir. Bu dönemde başta Fransa’da elçi olarak görevlendirilen Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in Paris Sefaretname’si başta olmak üzere, Batı’ya dar gözlemlerin etkisiyle başlayan Lâle Devri, özellikle matbaanın İstanbul’da kurulması, bir tercüme heyetinin oluşturulması gibi olaylar Batılılaşma hareketlerinin başlangıcını oluşturur.


4. Soru

Nizam-ı Cedit nedir?

Cevap

Nizam-ı Cedit deyimi, dar ve geniş olmak üzere, iki anlamda kullanılmıştır: Dar anlamı ile Nizam-ı Cedit, bu dönemde Avrupa orduları standartlarına uygun olarak kurulmak istenen eğitimli orduyu; geniş anlamıyla da Avrupa’nın bilim ve teknik gelişmelerinden yararlanarak, Osmanlı Devlet’inin idari, siyasi, askerî, ekonomik, ilmî ve diğer alanlarda yapılması zorunlu görülen ve bu amaçla girişilen hareketlerin bütününü ifade etmiştir.


5. Soru

Nizam-ı Cedit kavramı ne için kullanılmıştır?

Cevap

Devletin gerileme dönemi olan 17. ve 18. yüzyıllarda yapılan kimi iyileştirme çalışmalarına daha önce de nizam-ı cedit adı verilmiş olsa bile bu kavram tarihte III. Selim’in giriştiği genişçaplı yenlik girişimleri kullanılmaktadır.


6. Soru

Fevkalade elçi ne demektir?

Cevap

III. Selim döneminde yapılan önemli uygulamalardan birisi Avrupa başkentlerinde daimi elçilikler açılmasıdır. Bu döneme kadar, uzun zamandan beri Avrupalı devletlerin İstanbul’da daimi elçilikler bulundurmasına karşın Osmanlı Devleti ihtiyaca göre belli sürelerde ve belirli konuları görüşmek üzere elçiler gönderir, “fevkalade elçi” sıfatı taşıyan bu elçiler, görevin tamamlanmasıyla ülkeye geri dönerdi.


7. Soru

Ayan ne demektir?

Cevap

Anadolu ve Balkanlarda şehrin ileri gelenlerinden oluşan, devlet adına vergi toplama yetkisini elinde bulunduran yarı feodal beylere verilen ad.


8. Soru

Şark Meselesi nedir?

Cevap

Yüzyılın en dikkat çeken kavramı olan Şark Meselesi, Avrupa devletlerinin Osmanlı topraklarındaki niyetinin kavramlaştırılmış halidir. Buna göre Şark Meselesi, Batılı devletlerin Osmanlılarla ve Osmanlı topraklarındaki emelleri çerçevesinde kendi aralarındaki ilişkileri de belirleyen bir anlam taşımaktadır.


9. Soru

Sırp Prensliği nasıl kurulmuştur?

Cevap

III. Selim zamanında bölgedeki yeniçeri dayılarını sultana şikâyet eden Sırp ileri gelenlerinden bazılarının dönüşlerinde öldürülmesi üzerine 1804’te yeniçerilere karşı başlatılan ayaklanma zaman içerisinde Osmanlı yönetimine yönelmişve bağımsızlık taleplerine dönüşmüştür. Kısa süre içerisinde Avusturya, Rusya ve Fransa’nın da karıştığı bir mesele haline gelmiştir. Rusların desteğiyle Sırp isyanı daha da genişledi. Bu isyanlar süreci 1817’de Osmanlı sınırları içerisinde ve İstanbul’a bağlı kalmak koşuluyla Sırbistan Prensliğinin Osmanlı Devlet tarafından kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır.


10. Soru

Rum isyanı nasıl başlamıştır?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin bölgeden sorumlu Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa II. Mahmut tarafından bazı haksız gerekçelerle görevden alınınca isyan etti (1820). Hurşit Paşa, komutasındaki askerler isyancı Ali Paşa’nın üzerine gönderildi. Osmanlı Devleti’nin iki komutanı ve ordusu karşı karşıya geldi. Bu da buradaki ayrılıkçılara harekete geçme fırsatı hazırlamışoldu. Bu koşullar altında 1821’de Rum isyanı başladı. 1827’de Mısır Vals Mehmet Al Paşa’nın donanmasının da yardımıyla isyan bastırıldı. Fakat bu bir çözüm olmadı.


11. Soru

  Yunan Devleti nasıl kurulmuştur?

Cevap

İngiltere, Fransa ve Rusya’nın anlaşmasıyla Osmanlı Devleti’ne Yunanlılara bağımsızlık verilmesi dayatıldı. Bunu kabul etmeyen Babıali’yi cezalandırmak için Navarin’de, Türk ve Mısır donanmaları ani bir baskınla batırıldı. Ardından 1828-1829’da Rusların Osmanlılara saldırması ve Osmanlı Devleti’nin bu savaşı kaybetmesi ile imzalanan Edirne Antlaşması Rumlara bağımsızlığın yolunu açmıştır. Avrupa devletler Şubat 1830’da Yunanistan Devleti’nin kuruluşunu karara bağladılar ve Osmanlı’ya da Nisan 1830’da kabul ettirdiler.


12. Soru

Osmanlı İran Savaşı neden bitmiştir?

Cevap

1821’de İran Şahı Feth Ali Şah, oğullarından birini Doğu Anadolu’ya, diğerini ise Bağdat bölgesine orduyla gönderdi. Bölgeye gönderilmişbulunan Osmanlı ordusuyla savaşırken 1822’de İran ordusunda çıkan kolera  2 tarafları barışa yönlendirmiştir. Erzurum’da imzalanan barış antlaşmasıyla savatan önceki duruma, 1746’dak koşullara dönülmesi karara bağlanmıştır.


13. Soru

Fransızların Cezayir’i işgal nedeni nedir?

Cevap

Osmanlı-Rus Savaşının ve diğer iç sorunların üstesinden gelmeye çalışan Osmanlı Devleti’nin bu durumundan yararlanmak isteyen Fransa 1827’de Cezayir’e savaş ilan etti ve bu durumu bir nota le Osmanlı Devleti’ne bildirdi. Uzun süre kuşatma altında tuttuğu Cezayir’ ancak 1830’da işgal eden Fransa, tam olarak hâkim olabilmek için Emr Abdülkadir komutasındaki milis kuvvetlerini yendiği 1847’yi beklemek zorunda kaldı. Osmanlı Devlet içinde bulunduğu koşullardan dolayı daha önce kendisine bağlı bölgeyi kaybetmiş oldu.


14. Soru

Mehmet Ali Paşa kimdir?

Cevap

Mehmet Al Paşa, Kavala hâkiminin oğlu olarak 1798 yılında Mısır’ı işgal eden Fransızlara karşı savaşmak üzere gönderilenler arasında Mısır’a geldi. Okuma yazma bilmemesine karşın oldukça zeki ve cesur bir kimse olan Mehmet Ali Paşa, Fransızların Mısır’dan çekilmesi üzerine buradaki kargaşalıktan yararlanarak ayaklanmalar çıkaran başıbozuk grupların başına geçti. Osmanlı Devleti’nin oraya gönderdiği valilere çeşitli entrikalarla zorluklar çıkararak hepsini oradan kaçırdı. Bunun üzerine İstanbul, yıllık belli bir vergi vermek ve Medine’de isyan çıkarmış olan Vahabileri bastırmak şartıyla Mehmet Ali Paşa’yı Mısır’a vali atadı (1805). Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, Osmanlı’nın da yapmaya çalıştığı birçok yeniliği hızla gerçekleştirdi. Fransa’ya öğrenim için gençler gönderdi, Avrupa’dan uzmanlar getirerek Mısır’ın kalkınmasını sağladı. Avrupa modelinde bir ordu ve donanma kurdu. Babıali, Mehmet Ali Paşa’nın Kölemenlerden daha tehlikeli olduğunu fark etmişse de Rusya ile savahalinde olduğundan bir şey yapamadı. Böylece Mehmet Ali, İngilizleri Mısır’dan çıkarıp Kölemenleri de öldürterek tam bir hâkimiyet kurdu ve yerini sağlamlaştırdı.


15. Soru

I. Mısır meselesi nedir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nin güçsüz durumu Mehmet Ali Paşa’ya imkân sağlamış, Mora isyanında ondan yardım istenmiştir. Bu Paşa’nın özgüvenini daha da artırmış ve 1831’de Suriye’ye saldırarak o vakte kadar görünüşte bağlı olduğu Osmanlı’ya isyan etmiştir. Suriye’yi aldıktan sonra Anadolu’ya yönelen Mısır kuvvetleri komutanı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa, Konya’da Osmanlı ordusunu yenerek 1833’te Kütahya’ya kadar geldi. II. Mahmut İstanbul’u tehlikede görerek Avrupa devletlerinden yardım istemek zorunda kaldı. Bu da meseleyi bir iç sorun olmaktan çıkararak devletlerarası bir konu haline getirdi. Önce Ruslar II. Mahmut’un talebi ile İstanbul Anadolu yakasına asker çıkardılar. Bundan rahatsız olan Fransa ve İngiltere baskısıyla Adana Mehmet Ali’ye bırakılmak üzere Osmanlı Devlet le valisi arasında Kütahya Antlaşmasını sağladılar (1833). Böylece birinci Mısır meselesi sona ermiş oldu. Fakat Kütahya Antlaşması ne Sultan II. Mahmut’u ne de Mehmet Ali’yi memnun etmişti. Üstelik bu savaşın sonuçlarından birisi olarak Osmanlılar Ruslarla da Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalamak zorunda kalmıştı.


16. Soru

Londra Antlaşması neden yapılmıştır?

Cevap

Mehmet Ali Paşa 1833’ten sonra tamamen bağımsız hükümdar gibi davranmış İstanbul’a gönderdiği vergiyi azaltmıştır. İki taraf arasındaki güvensizliği ve sürtüşmeyi artırıcı hareketlerden sonra Nizip Savaşında da (1839) Osmanlı ordusu ağır yenilgi aldı. Bu yenilgi haberi İstanbul’a ulaşmadan II. Mahmut vefat etti. Yerine çocuk yaşta geçen Abdülmecit’in sadrazamlığa Hüsrev Paşa’yı getirmesine tepki olarak Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa’nın ordusuyla Mısır’a, Mehmet Ali’ye teslim olması Osmanlı Devleti’ni ordusuz ve donanmasız bırakmış oldu. Bunun üzerine yeniden devreye giren İngiltere Mehmet Ali’nin ordusunu yenip Suriye’den çıkarmışve baskı yaparak Osmanlı ile anlaşmasını sağlamıştır. Londra Antlaşmasıyla karara bağlanan bu yeni durumda Osmanlı Devleti Mısır valiliğinin babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa’da kalmasına razı olmuştur.


17. Soru

 II. Mahmut’un yaptığı yenilikler nelerdir?

Cevap

III. Selim’den beri yarım kalan yeniçeri meselesi kökünden halledildi (1826) ve yerine Asakiri- Mansure-i Muhammediye adıyla yen askerî teşkilat kuruldu. Birliğin eğitimi için Avrupa’dan uzmanlar getirildi, yeni kıyafetler hazırlatıldı. “Divan-ı Hümayun”a geniş yetkiler verilerek alınacak kararların padişah tarafından onaylanacağı belirtildi. Daha sonra da tamamen değiştirilerek yerine Mecls-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye adıyla yeni bir meclis kuruldu (1838). Çeşitli bakanlıklar kuruldu. Babıali, resmî idare haline getirildi; şehremanetinin yerine ihtisap nazırlığı kuruldu. 1824’te sıbyan mektepler açılarak İlkokul eğitimi mecburî hale getirilmişse de uygulanması Tanzimat’tan sonraya kalmıştır. 1827’den itibaren Avrupa’ya eğitim için öğrenci gönderilmeye başlandı. Mekteb-i Harbiye ve Muzıka-yı Hümayun (1834) okulları açıldı, uzun zaman ihmal edilen Mühendishane- Bahr-y Hümayun Heybelada’ya taşınarak yenden canlandırıldı yeni sivil ve askerî hastaneler açıldı. Modern tıp fakülteleri düzeyinde bir eğitim kurumu olarak 1839 tarihinde Mekteb-i Tıbbiye-yi Şahane açıldı. Avrupa devletlerinde olduğu gibi bakanlıklar (nezaret) kuruldu. III. Selim tarafından kurulan, fakat daha sonra uygulanamayan Avrupa’daki daimi elçilikler yeniden kuruldu (1834). Posta teşkilatının kurulması, pasaport uygulaması gibi yenilikler de bu dönemde hayata geçirildi. Bütün bu reform programının halka anlatılması maksadıyla ilk gazete olan Takvim-i Vekay (1831) yayımlanmaya başlandı.


18. Soru

Tanzimat ne anlama gelir?

Cevap

Tanzimat, düzenleme anlamına gelen tanzim sözcüğünü çoğuludur. Düzenlemeler, reformlar anlamına gelmektedir.


19. Soru

Tanzimat Fermanı hangi tarihte ilan edilmiştir?

Cevap

Tanzimat Fermanı, Abdülmecit’in tahta geçmesinden dört ay sonra 3 Kasım 1839 tarihinde aynı zamanda hariciye nazırlığı görevini de üstlenmişbulunan Londra elçisi Mustafa Reşit Paşa’nın yurda dönerek padişahı ikna etmesiyle Osmanlı devlet adamlarının, halkın ve yabancı diplomatların bulunduğu bir toplantıda okunmuştur. Yaygın olarak Tanzimat Fermanı adıyla anılan bu metnin diğer bir adı okunduğu yer dolayısıyla Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur.


20. Soru

Tanzimat Fermanı’nın sebepleri nelerdir? 

Cevap

Osmanlı Devleti 18. yüzyıla büyük karışıklıklar ve sorunlarla girerken Batılı toplumlar Rönesanstan beri yükselmeye devam ediyordu. Birbirine zıt bu iki durumun Osmanlı Devleti yöneticilerini Batıda oluşan medeniyetin sonuçlarından yararlanmak ve böylece siyasi birliğini korumaya, devletin devamını sağlamaya çalışmak zorunda bırakmıştır. Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinin arkasındaki genel sebep budur.


21. Soru

Tanzimat Fermanı’nın içerdiği maddeler nelerdir?

Cevap

(Bknz. S. 97).


22. Soru

Fermanın toplandığı üç esas nokta nedir?

Cevap

Can, ırz (şeref), mal güvenliğinin sağlanması; iltizam usulünün kaldırılması; Askerlik görevinin düzene sokulması ve 4-5 sene ile sınırlandırılması fermanın temel hedefleridir.


23. Soru

  İltizam nedir?

Cevap

Osmanlı Devleti’nde bazı vergilerin, ihale yoluyla üstlenen kişiler tarafından toplanması. Bu vergiyi toplayan kişiye mültezim denilir.


24. Soru

Tarihçilere göre Tanzimat Fermanı ne zamana kadar sürmüştür?

Cevap

Bazı tarihçilere göre 1856 Islahat Fermanı’na, bazı tarihçilere göre 1876’da Meşrutiyet’in ilan edilmesine, bazı tarihçilere göre 1908 II. Meşrutiyet’in ilanına, bazı görüşlere göre ise 1922 Cumhuriyet’in kuruluşuna kadarki dönem “Tanzimat Dönemi” olarak adlandırılmıştır.


25. Soru

Tanzimat’ın dönemleri nasıl ifade edilmiştir?

Cevap

1839-1856 arasını Tanzimat’ın birinci dönemi, 1856-1876 arasını ikinci dönemi olarak değerlendirmek genel ve yaygın yaklaşımdır.


26. Soru

Edebiyat tarihçiliği açısından Tanzimat dönemleri nasıl ifade edilmiştir?

Cevap

1876 öncesi Tanzimat’ın birinci kuşağı, 1876 sonrası Tanzimat’ın ikinci kuşağı kabul edilir.


27. Soru

Tanzimat Fermanı’nın uygulanmasında yaşanan zorluk ve tepkiler nelerdir?

Cevap

Fermanın halka anlatılması için hükümet olağanüstü gayret sarf etmiş, ferman ertesi gün Takvim-i Vekayi’de yayımlandığı gibi, eyaletlere ve sancaklara gönderilerek vergi ve askerlik konusundaki düzenlemelerin beklenmesi, diğerlerinin hemen uygulanması emredilmiştir. Gülhane Hattı’nın yeni devrin başlangıcı olduğunun anlaşılması için çaba harcanmıştır. Müslümanlar gayrı müslimlere verilen izinlerden memnun olmamıştır. Müslümanların gavurlarla aynı seviyeye indirildiği, Hatt’ın ilanının İngiliz siyasetinin sonucu olduğu düşünülmüştür. Tanzimat’ın öngördüğü mal, dar ve askerî yenilikler imparatorluğun her yerinde aynı anda yürürlüğe konulamamıştır. Fermanın uygulamaya geçirilmesi sırsında din farkı gözetilmeksizin bazı vergi düzenlemelerinin yapılması toplumda tepki görmüştür. Bu bahanelerle isyanlar çıkmıştır.


28. Soru

Islahat Fermanı ne zaman okunmuştur?

Cevap

Tanzimat Fermanı’ndan 17 yıl sonra, 28 Şubat 1856’da yayımlanan bu ferman Sultan Abdülmecit’e aittir. Babıali’de bütün nazırların, Şeyhülislâm’ın, yüksek rütbeli memurların, patrik, hahambaşı ve diğer cemaat ileri gelenlerinin önünde okunduktan sonra, Paris Antlaşması’nı hazırlamakta olan devletlere bildirildi.


29. Soru

Islahat Fermanı’nın sebebi nedir?

Cevap

Islahat Fermanı’nın ilanı öncesindeki en önemli sorun, hatta doğrudan doğruya fermanın hazırlanmasında, ilan edilmesinde etkisi olan olay Kırım Savaşı olarak bilinen ve Avrupa devletlerinin de karışıp taraf olduğu Osmanlı-Rus Savaşıdır.


30. Soru

Islahat Fermanı’nın içeriği nedir?

Cevap

(Bknz. S.102).


31. Soru

Islahat Fermanı’nın da askerlik durumu nasıldır?

Cevap

Hristiyan tebaanın istemediği zorunlu askerlik teklif uygulamada ilk defa olarak bedelli askerliğe dönüştürülmüş, bu uygulamadan kısmen Müslümanlar da yararlanmışlardır.


32. Soru

Islahat Fermanı’nın sonucunda neler olmuştur?

Cevap

Islahat Fermanı görünüşte bütün Osmanlı tebaasını din, millet gibi herhangi bir ayırım gözetmeksizin kaynaştırmayı amaçlamışolmasına karşın bu yönde bir sonuç doğurmamıştır. Denilebilir ki Osmanlı devlet yöneticileri bakımından tıpkı Tanzimat Fermanı gibi Islahat Fermanı’nın da düşünsel arka planını Osmanlılık düşüncesinin yerleşmesi oluşturuyordu. Bu hedef sağlanamamış, aksine ayrılıkçı fikirlerin gayrimüslümler arasında giderek daha fazla yaygınlaşması önlenememiştir. Ayrıca, Fermanla ifade edilen eşit haklar, sağlanacak imtiyazlar sanki daha önceki sistemde gayrimüslümlere haksızlık yapıldığı gibi bir yanlış algının oluşmasına sebep olmuştur. Bu da doğal olarak yabancı devletlerin Osmanlı Devlet üzerinde baskı yapma bahanelerini artırmış oldu. Islahat Fermanı’nın önemli sonuçlarından birisi de gayrimüslümlerin kendi meclislerini oluşturup, kendi yasalarını yapmalarına imkân hazırlamışolmasıydı. Böylece kendi meseleleri ile ilgili kararlar alabilmiş; nahiye, vilayet ve Ahkâm-ı Adliye meclislerinde üye bulundurma yetkileri kazanmışlardı. Onların kendi cemaatler için hazırladıkları Rum Patriği Nizamatı (1862),  4 Ermeni Patriği Nizamatı (1863), Hahamhane Nizamatı (1865) Avrupa tarafından âdeta bu toplulukların kendilerine özgü anayasası (consttuton) olarak algılanmıştır.


33. Soru

Fermanların batı tarzı bir devlet oluşumundaki rolü nedir?

Cevap

Tanzimat ve Islahat fermanları Türk tarihinde ilk defa olarak III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde başlayan ve Batı’yı genel bir model olarak kabul edip Osmanlı Devleti’ni bu modele göre dönüştürme düşüncesinin hukuk biçimi içerisindeki ilk temel metinler olarak kabul edilirler. Bu metinlerin temel teklifler arasında bulunan can ve mal emniyeti, bir taraftan bürokratları, devletin işleyişinde rol alan kimseler uygulamalarında koruma altına alırken daha önce mutlak biri iradeye sahip olan padişah ise kendi yetkilerini kısıtlamayı kabul ediyordu. Böylece devlet mekanizmasıyla hanedan üyeler arasındaki kurumsal aynilik yerini bir tür ikiliğe bırakmaya başlıyordu. Babıali süreç çerisinde yeni bir yönetim merkezi halini alıyordu. Aynı şekilde Batı’daki örneklerinde de görüldüğü üzere mülkiyetin yasal koruma altına alınması da orta sınıfların oluşması ve gelişmesi için bir zemin oluşturmaya yarayacaktı.


34. Soru

I. Meşrutiyet’in ilanına kadar olan dönemde neler yapılmıştır?

Cevap

1876’da ilan edilecek olan I. Meşrutiyet’e kadarki döneminde Vilayet Nizamnamesi ile dar yapı değiştirilmişve eyaletler kaldırılarak Cumhuriyet kurulduktan sonra da kimi değişikliklerle sürdürülecek olan il, sancak, kaza, nahiye ve köy yönetim birimleri oluşturulmuştur. Bu çerçevede il genel meclisleri kurulmuştur. Batılı örneklerine benzer bir teşkilat yine bu dönemde tesis edilmiştir. Bugünkü Danıştay’ın görevini, yönetimle ilgili yargı konularını ele alan ve hükme bağlayan Şûrâ-yı Devlet ile bugünkü Yargıtay’ın görevini üstlenen Ahkâm-ı Adliye’nin kurulması yargı ve yürütmenin birbirinden ayrılması anlamına gelmektedir.


35. Soru

Millet sistemi nedir?

Cevap

Klasik Osmanlı Devleti’nin en güçlü uygulamalarından birisi yönetim altındaki yerlerde bulunan halka, din veya etnik yapı ayırımı yapmaksızın diledikleri gibi yaşamalarına zemin hazırlamışolmasıdır. Özellikle Fatih zamanından itibaren uygulanan ve Batılı tarihçiler tarafından “millet sistemi” olarak adlandırılan bu sistemin temeli, devletin yönetimi altındaki vatandaşları Müslüman ve gayrimüslim olarak ikiye ayırıp, gayrimüslimler de kendi aralarında mensup oldukları cemaatlere göre değerlendirmesine dayanır. Buradaki millet sözcüğünün anlamı cemaat demektir ve tamamen dini bir anlam ifade etmektedir.


36. Soru

Klasik Osmanlı Devleti zamanında gayrimüslümlerin yaşamları nasıl oluşturulmuştur?

Cevap

Gayrimüslim ahali Ortodoks milleti, Katolik milleti, Ermeni milleti, Yahudi milleti gibi dini cemaatlere göre tasnif edilmiştir. Devlet bu cemaat mensuplarının hukuki işlemlerini kendi cemaatleri içinde yapmalarına, askerlik görevinden muaf olmalarına, belirli bir vergi karşılığı olarak izin vermiştir.


37. Soru

Cemaatlerin ayrımı ne zaman sonlandırılmıştır?

Cevap

Önce Tanzimat Fermanı’nda örtük biçimde, sonra da Islahat Fermanı’nda açıkça din ayrımı gözetilmesinden vazgeçildiğinin belirtilmesi ile bu geleneksel uygulama da kalkmış oldu. Böylece Tanzimat Döneminin önemli özelliklerinden birisini, din referanslı toplum ve devlet yapısından uzaklaşmaya çalışmak oluşturur.


38. Soru

Fermanlar, Osmanlı Devleti’ni nasıl etkilemiştir?

Cevap

Bu süreçte yeni bir eğitim sistemi, yeni ve bağımsız yargı sistemi ve yeni bir idari mekanizma Osmanlı Devleti’nde bazen özünü yitirmişolarak Batı’dan alınıp uygulamaya sokulurken temel zihniyet modern bir devlet yapılanmasını sağlamaktı. Bununla birlikte eski yapının da varlığını devam ettirmesi Tanzimat Döneminin karakteristik özelliklerinden birisi olan zihniyet ikiliğini ortaya çıkarmıştır.


39. Soru

Fermanlar, devlet ile uyruğu arasındaki ilişkilerde nasıl sorunlar çıkarmıştır?

Cevap

Devlet ile uyruğu arasındaki ilişkiyi yeniden belirleyen ve millet sisteminin terki anlamına gelen din farkı gözetilmeksizin bütün vatandaşların devlet karşısında eşit olduğu ilkesi yakın ve hatta orta vadede Osmanlı Devleti’nin yararına bir sonuç doğurmamış; tam aksine toplumda tepkilere sebep olmuştur.


40. Soru

Fermanların edebiyata olumsuz yansıması nedir? 

Cevap

Edebiyatta karşılığını bulacak olan ve modernleşmenin özünü oluşturan olgulardan ziyade, giyim kuşam vb. daha çok görüntüye ait yüzeysel etkenlerin toplum içerisinde görünürlük kazanması da modernleşmenin tartışmalı ve gerilimli bir süreç olmasına yol açmıştır. Başarılması halinde devletiyle iyileştirip, toplumu geliştirebilecek olan birçok yararlı düzenleme bu tür ikincil tartışmalar arasında harcanmıştır, denilebilir.


41. Soru

Fermanlar, devlet memurlarını nasıl etkilemiştir? 

Cevap

Devlet memurları arasında yaygınlaşan modaların masrafları artırması, rüşvetin önüne geçilememesi, vergilerin toplanmasında başarı sağlanamaması bu dönemde ahlaki bir çöküntüye de yol açmıştır.


42. Soru

Fermanlar, bürokrasiyi nasıl etkilemiştir?

Cevap

İleride emperyalizm adı verilecek olan, başka ülkelerle ilişkilerin tamamıyla ekonomik çıkarlar üzerinden sürdüren Batılı devletlerin Osmanlı Devleti karşısındaki tutumu da bu süreçteki iyileştirmeler konusunda devlet bürokrasisinin tereddütlü davranmasına yol açmıştır.


43. Soru

Batılılaşma hareketinin başlangıcını hangi olaylar oluşturur?

Cevap

Başta Fransa’da elçi olarak görevlendirilen Yirmisekiz Çelebi Mehmet’in (ö. 1732) Paris Sefaretname’si başta olmak üzere, Batı’ya dair gözlemlerin etkisiyle başlayan Lâle Devri, özellikle matbaanın İstanbul’da kurulması, bir tercüme heyetinin oluşturulması
gibi olaylar Batılılaşma hareketlerinin başlangıcını oluşturur.


44. Soru

Avrupa başkentlerinde daimi Osmanlı elçiliklerinin açılması hangi padişah döneminde gerçekleşmiştir?

Cevap

III. Selim döneminde yapılan önemli uygulamalardan birisi Avrupa başkentlerinde
daimi elçilikler açılmasıdır.


45. Soru

Sırp İsyanı ve Sırp Prensliğinin Kurulması nasıl gerçekleşmiştir?

Cevap

15. yüzyılda Osmanlı topraklarına katılan ve 18. yüzyılın ortalarına kadar sorunsuz bir
biçimde yönetilen Sırp halkı, bu yüzyıldan sonra Osmanlı yönetimine karşı sorun çıkarmaya başlamıştır. Bölgenin Osmanlı, Rus ve Avusturya ordularının savaş alanı haline gelmesi, bu iki devlet tarafından Türkler aleyhine kışkırtılmaları ve giderek yükselen milliyetçi duygular sebebiyle merkezî yönetime karşı hareketleri, bölgedeki Osmanlı devlet görevlilerinin halka kötü davranmasıyla da isyan noktasına kadar yükselmiştir. III. Selim zamanında bölgedeki yeniçeri dayılarını sultana şikâyet eden Sırp ileri gelenlerinden bazılarının dönüşlerinde öldürülmesi üzerine 1804’te yeniçerilere karşı başlatılan ayaklanma zaman içerisinde Osmanlı yönetimine yönelmiş ve bağımsızlık taleplerine dönüşmüştür. Kısa süre içerisinde Avusturya, Rusya ve Fransa’nın da karıştığı bir mesele haline gelmiştir. Rusların desteğiyle Sırp isyanı daha da genişledi. Bu isyanlar süreci 1817’de Osmanlı sınırları içerisinde ve İstanbul’a bağlı kalmak koşuluyla Sırbistan Prensliği’nin Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmesiyle sonuçlandı. Böylece Osmanlı tarihinde ilk defa bir Hristiyan toplum isyan ederek bir başarı kazanmış, siyasi bir statü elde etmiş oldu. Bu aynı zamanda diğer Hristiyan toplumlar için de örnek oluşturdu.


46. Soru

Bağımsız Yunanistan devleti kaç yılında kurulmuştur?

Cevap

Avrupa devletleri Şubat 1830’da Yunanistan Devleti’nin kuruluşunu karara bağladılar ve Osmanlı’ya da Nisan 1830’da kabul ettirdiler.


47. Soru

Fransa'nın Cezayir'i işgali nasıl gerçekleşmiştir?

Cevap

Osmanlı-Rus Savaşının ve diğer iç sorunların üstesinden gelmeye çalışan Osmanlı Devleti’nin bu durumundan yararlanmak isteyen Fransa 1827’de Cezayir’e savaş ilan etti ve bu durumu bir nota ile Osmanlı Devleti’ne bildirdi. Uzun süre kuşatma altında tuttuğu Cezayir’i ancak 1830’da işgal eden Fransa, tam olarak hâkim olabilmek için Emir Abdülkadir komutasındaki milis kuvvetlerini yendiği 1847’yi beklemek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti içinde bulunduğu koşullardan dolayı daha önce kendisine bağlı
bölgeyi kaybetmiş oldu.


48. Soru

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın gerçekleştirdiği yenilikler nelerdir?

Cevap

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, Osmanlı’nın da yapmaya çalıştığı birçok yeniliği hızla gerçekleştirdi. Fransa’ya öğrenim için gençler gönderdi, Avrupa’dan uzmanlar getirerek Mısır’ın kalkınmasını sağladı. Avrupa modelinde bir ordu ve donanma kurdu.


49. Soru

Hangi antlaşma ile Osmanlı Devleti Mısır valiliğinin babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali
Paşa’da kalmasına razı olmuştur?

Cevap

Abdülmecit’in sadrazamlığa Hüsrev Paşa’yı getirmesine tepki olarak Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa’nın ordusuyla Mısır’a, Mehmet Ali’ye teslim olması Osmanlı Devleti’ni ordudan başka donanmasız da bırakmış oldu. Bunun üzerine yeniden devreye giren İngiltere Mehmet Ali’nin ordusunu yenip Suriye’den çıkarmış ve baskı yaparak Osmanlı ile anlaşmasını sağlamıştır. Londra Antlaşmasıyla karara bağlanan bu yeni durumda Osmanlı Devleti Mısır valiliğinin babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa’da kalmasına razı olmuştur.


50. Soru

II. Mahmud döneminde kurulan yeni ordunun ismi nedir?

Cevap

II. Mahmud döneminde, III. Selim’den beri yarım kalmış olan yeniçeri meselesi kökünden halledildi (1826) ve yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir askerî teşkilat kuruldu.


51. Soru

II. Mahmud'un yaptığı yenilikler nelerdir?

Cevap

Öncelikle III. Selim’den beri yarım kalmış olan yeniçeri meselesi kökünden halledildi (1826) ve yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir askerî teşkilat kuruldu. Bu yeni birliğin eğitimi için Avrupa’dan uzmanlar getirildi, yeni kıyafetler hazırlatıldı. “Divan-ı Hümayun”a geniş yetkiler verilerek alınacak kararların padişah tarafından onaylanacağı belirtildi. Daha sonra da tamamen değiştirilerek yerine Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye adıyla yeni bir meclis kuruldu (1838). Çeşitli bakanlıklar kuruldu. Babıali, resmî bir daire haline getirildi; şehremanetinin yerine ihtisap nazırlığı kuruldu. 1824’te sıbyan mektepleri açılarak ilkokul eğitimi mecburî hale getirilmişse de uygulanması Tanzimat’tan sonraya kalmıştır. 1827’den itibaren Avrupa’ya eğitim için öğrenci gönderilmeye başlandı. Mekteb-i Harbiye ve Muzıka-yı Hümayun (1834) okulları açıldı, uzun zaman ihmal edilmiş bulunan Mühendishane-i Bahr-yi Hümayun Heybeliada’ya taşınarak yeniden canlandırıldı. Tıbhane-i Âmire (1827), Cerrahhane (1832); yeni sivil ve askerî hastaneler açıldı. Nihayet modern tıp fakülteleri düzeyinde bir eğitim kurumu olarak 1839 tarihinde Mekteb-i Tıbbiye-yi Şahane açıldı. Avrupa devletlerinde olduğu gibi bakanlıklar (nezaret) kuruldu. III. Selim tarafından kurulan, fakat daha sonra uygulanamayan Avrupa’daki daimi elçilikler yeniden kuruldu (1834). Posta teşkilatının kurulması, pasaport uygulaması gibi yenilikler de bu dönemde hayata geçirildi. Bütün bu reform programının halka anlatılması maksadıyla ilk gazete olan Takvim-i Vekayi (1831) yayımlanmaya başlandı.


52. Soru

Tanzimat sözcüğü ne anlma gelmektedir?

Cevap

Tanzimat, düzenleme anlamına gelen tanzim sözcüğünün çoğuludur. Düzenlemeler, reformlar anlamına gelmektedir.


53. Soru

Tanzimat Fermanı'nın diğer ismi nedir?

Cevap

Yaygın olarak Tanzimat Fermanı adıyla anılan bu metnin diğer bir adı okunduğu yer dolayısıyla Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur.


54. Soru

Tanzimat Fermanı'nın ilânının sebepleri nelerdir?

Cevap

Osmanlı Devleti 18. yüzyıla büyük karışıklıklar ve sorunlarla girerken Batılı toplumlar Rönesanstan beri yükselmeye devam ediyordu. Birbirine zıt bu iki durumun Osmanlı Devleti yöneticilerini Batıda oluşan medeniyetin sonuçlarından yararlanmak ve böylece siyasi birliğini korumaya, devletin devamını sağlamaya çalışmak zorunda bırakmıştır. Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinin arkasındaki genel sebep budur. III. Ahmet (1703-1730) zamanındaki Lale Devrinden beri Avrupa devletleri modelinde yapılan ıslahatların istikrarlı bir biçimde
sürdürülememesine karşın Batıdaki olup bitenler konusunda bilgilerin artması ve makasın giderek daha da açılması aydın bürokrat Osmanlı yöneticilerinde kararlılık oluşturmuştur denilebilir.


55. Soru

Tanzimat Fermanı'nın maddelerinin toplandığı üç esas nokta nedir?

Cevap

Fermanın maddelerinin üç esas noktada toplandığı görülüyor. Can, ırz (şeref), mal güvenliğinin sağlanması; iltizam usulünün kaldırılması; Askerlik görevinin düzene sokulması ve 4-5 sene ile sınırlandırılması fermanın temel hedefleridir.


56. Soru

Tanzimat Dönemi, çeşitli görüşlere göre farklı tarihlere kadar uzanır. Bu tarihler nelerdir?

Cevap

“Tanzimat” sözcüğü, Osmanlı Devleti’nin son döneminde değişik kapsamlarla anılan bir devrin adlandırılmasına da zemin hazırlamıştır. Buna göre III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde yapılan, yapılmak istenen bilinçli ve sistemli ıslah çalışmalarından başlayarak bazı tarihçilere göre 1856 Islahat Fermanı’na, bazı tarihçilere
göre 1876’da Meşrutiyet’in ilan edilmesine, bazı tarihçilere göre 1908 II. Meşrutiyet’in ilanına, bazı görüşlere göre ise 1922 Cumhuriyet’in kuruluşuna kadarki dönem “Tanzimat
Dönemi” olarak adlandırılmıştır.  Öte yandan 1839-1856 arasını Tanzimat’ın birinci dönemi (Mustafa Reşit Paşa dönemi), 1856-1876 arasını ikinci dönem (Ali, Fuat ve Mithat paşaların dönemi) olarak değerlendirmek de genel ve yaygın bir yaklaşımdır. Bu durumda siyasal olarak 1876 tarihinde Tanzimat Döneminin kapandığı da


57. Soru

Edebiyat tarihçiliği açısından 1876 öncesi Tanzimat’ın birinci kuşağı edebiyatçıları kimlerdir?

Cevap

Edebiyat tarihçiliği açısından 1876 öncesi Tanzimat’ın birinci kuşağı (Şinasi, Ziya
Paşa, Namık Kemal vd.), 1876 sonrası Tanzimat’ın ikinci kuşağı (Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Muallim Naci, Samipaşazade Sezai vd.) kabul edilir.


58. Soru

Tanzimat Fermanı’nın uygulanmasında yaşanan zorluklar ve tepkiler neler olmuştur?

Cevap

Tanzimat Fermanı’nın İmparatorluğun her tarafında geniş ölçüde duyulmuş, çeşitli tepkilerle karşılanmıştır. Fermanın halka anlatılması için hükümet olağanüstü bir gayret sarf etmiş, ferman ertesi gün Takvim-i Vekayi’de yayımlandığı gibi, eyaletlere ve sancaklar gönderilerek vergi ve askerlik konusundaki düzenlemelerin beklenmesi, diğerlerinin ise hemen uygulanması emredilmiştir. Ayrıca Gülhane Hattı’nın yeni bir devrin başlangıcı olduğunun anlaşılması için çaba harcanmıştır. Bütün bunlara karşın Müslümanlar gayrimüslimlere verilen izinlerden memnun olmamıştır. Müslümanların gâvurlarla aynı seviyeye indirildiği, Hatt’ın ilanının İngiliz siyasetinin bir sonucu olduğu düşünülmüştür. Tanzimat’ın öngördüğü mali, idari ve askerî yenilikler imparatorluğun her yerinde aynı anda yürürlüğe konulamamıştır. Gerçekten de fermanın uygulamaya geçirilmesi sırsında din farkı gözetilmeksizin bazı vergi düzenlemelerinin yapılması toplumda tepki görmüştür. Bu bahanelerle isyanlar da çıkmıştır.


59. Soru

Islahat Fermanı'ndaki başlıca konular nelerdir?

Cevap

Islahat Fermanı’ndaki belli başlı konular şunlardır:

1. Islahat Fermanı ile Müslüman ve gayrimüslim bütün Osmanlı tebaasının eşitliği açık
bir biçimde vurgulanıyor; bütün din ve mezheplere verilen hak ve imtiyazlar, bu fermanla bir kez daha tekrarlanıyor ve ırk, din, dil ayırımı gözetilmeksizin mezhepler arasında eşitlik imkânlarının oluşturulması için gerekli önlemlerin alınacağı; devlet memuriyetine, okullara ve askerlik hizmetine bütün tebaanın eşit olarak katılabileceği, imparatorluk içinde bulunan her toplumun kendi okulunu açabileceği belirtiliyor.

2. Patrikhanede yeni meclislerin kurulacağı ve bu meclislerin aldığı kararların Babıali
tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği kabul ediliyor.

3. Hiç kimse din değiştirmeye zorlanmayacağı ve din değiştiren Müslümanlara ceza
uygulanmayacağı belirtiliyor.

4. Vergilerin eşit alınacağı, iltizam usulünün kaldırılacağı bildiriliyor,

5. Bütün tebaanın eşit ve serbest bir şekilde ticari faaliyette bulunmasının sağlanacağı
açıklanıyor.

6. Mahkemelerin açık olacağı ve keyfî cezalar verilmeyeceği kabul ediliyor.

7. Resmî yazışmalarda Hristiyanlar için hakaret anlamına gelebilecek ifadelerin kullanılmayacağı bildiriliyor.

8. Müslüman ve gayrimüslimler arasındaki davaları görmek için mahkemeler kurulacağı belirtiliyor.

9. Rüşvet ve yolsuzluğun ortadan kaldırılması için çıkarılacak kanunların kesin bir biçimde uygulanmasının sağlanacağı açıklanıyor (Gencer, 1993, s. 10/480; Şahin,
1993, s. 6/166).


60. Soru

Islahat Fermanı'nın Osmanlı Devleti ile yabancı devletler arasındaki ilişkiler bakımından sonuçları nelerdir?

Cevap

Islahat Fermanı görünüşte bütün Osmanlı tebaasını din, millet gibi herhangi bir ayırım
gözetmeksizin kaynaştırmayı amaçlamış olmasına karşın bu yönde bir sonuç doğurmamıştır. Denilebilir ki Osmanlı devlet yöneticileri bakımından tıpkı Tanzimat Fermanı gibi Islahat Fermanı’nın da düşünsel arka planını Osmanlılık düşüncesinin yerleşmesi oluşturuyordu. Bu hedef sağlanamamış, aksine ayrılıkçı fikirlerin gayriüslimler arasında giderek daha fazla yaygınlaşması önlenememiştir. Ayrıca, Fermanla ifade edilen eşit haklar, sağlanacak imtiyazlar sanki daha önceki sistemde gayrimüslimlere haksızlık yapıldığı gibi bir yanlış algının oluşmasına sebep olmuştur. Bu da doğal olarak yabancı devletlerin Osmanlı Devleti üzerinde baskı yapma bahanelerini artırmış oldu. Islahat Fermanı’nın açıkça Avrupalı devletlerin baskısı altında hazırlanması; hatta Batılıların hazırladığı koşulları Osmanlı Devleti’nin ilan etmesi söz konusudur. Paris Antlaşması’nda aksi yönde, yani Ferman’daki maddelerin dış etkiye yol açmayacağı yönünde bir ifade bulunmasına rağmen bundan sonraki süreçte Batılıların Osmanlı’nın içişlerine karışmasının yolunu açmıştır.


61. Soru

Osmanlı'da millet sistemi nedir?

Cevap

Klasik Osmanlı Devleti’nin en güçlü uygulamalarından birisi yönetimi altındaki yerlerde
bulunan halka, din veya etnik yapı ayırımı yapmaksızın diledikleri gibi yaşamalarına zemin hazırlamış olmasıdır. Özellikle Fatih zamanından itibaren uygulanan ve Batılı tarihçiler tarafından “millet sistemi” olarak adlandırılan bu sistemin temeli, devletin yönetimi altındaki vatandaşları Müslüman ve gayrimüslim olarak ikiye ayırıp, gayrimüslimleri de kendi aralarında mensup oldukları cemaatlere göre değerlendirmesine dayanır. Buradaki millet sözcüğünün anlamı cemaat demektir ve tamamen dinî bir anlam ifade etmektedir. Buna göre gayrimüslim ahali Ortodoks milleti, Katolik milleti, Ermeni milleti, Yahudi milleti gibi dinî cemaatlere göre tasnif edilmiştir. Devlet bu cemaat mensuplarının hukuki işlemlerini kendi cemaatleri içinde yapmalarına, askerlik görevinden muaf olmalarına belirli bir vergi karşılığı olarak izin vermiştir.


62. Soru

Fermanların toplumsal, ekonomik ve siyasal olarak Osmanlı tarihini etkileyen özellikleri nelerdir?

Cevap

Bu süreçte yeni bir eğitim sistemi, yeni ve bağımsız yargı sistemi ve yeni bir idari mekanizma Osmanlı Devleti’nde bazen özünü yitirmiş olarak Batı’dan alınıp uygulamaya sokulurken temel zihniyet modern bir devlet yapılanmasını sağlamaktı. Bununla birlikte eski
yapının da varlığını devam ettirmesi Tanzimat Döneminin karakteristik özelliklerinden
birisi olan zihniyet ikiliğini ortaya çıkarmıştır.
Devlet ile uyruğu arasındaki ilişkiyi yeniden belirleyen ve millet sisteminin terki anlamına gelen din farkı gözetilmeksizin bütün vatandaşların devlet karşısında eşit olduğu ilkesi yakın ve hatta orta vadede Osmanlı Devleti’nin yararına bir sonuç doğurmamış; tam aksine toplumda tepkilere sebep olmuştur.
Aynı şekilde özellikle edebiyatta karşılığını bulacak olan ve modernleşmenin özünü oluşturan olgulardan ziyade, giyim kuşam vb. daha çok görüntüye ait yüzeysel etkenlerin toplum içerisinde görünürlük kazanması da modernleşmenin tartışmalı ve gerilimli bir süreç olmasına yol açmıştır. Başarılması halinde devleti iyileştirip, toplumu geliştirebilecek olan birçok yararlı düzenleme bu tür ikincil tartışmalar arasında harcanmıştır, denilebilir.
Devlet memurları arasında yaygınlaşan modaların masrafları artırması, rüşvetin önüne geçilememesi, vergilerin toplanmasında başarı sağlanamaması bu dönemde ahlakî bir çöküntüye de yol açmıştır.
Bununla birlikte ileride emperyalizm adı verilecek olan, başka ülkelerle ilişkilerini tamamıyla ekonomik çıkarlar üzerinden sürdüren Batılı devletlerin Osmanlı Devleti karşısındaki tutumu da bu süreçteki iyileştirmeler konusunda devlet bürokrasisinin tereddütlü davranmasına yol açmıştır.

































































 
Bugün 3 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol